| Büyük, kıllı bana bakıyor. Kocaman kırmızı gözleri var.. | Open Subtitles | هناك علي السرير , إنه ضخم وكثيف الشعر وكان يحدق في بعينيه المليئتين الحمراوتان |
| - Yakışıklı ama farkında değil. Ağaca bakıyor, yani parka gerçekten doğa için gelmiş güneşlenen kadınlar için değil. - Geri zekalı. | Open Subtitles | إنه يحدق في الشجر و الطبيعة الخلابة وليس بالنساء المثيرات إنه معاق عقلي |
| Brian, niye Quagmire'ın camından bakıyorsun? | Open Subtitles | بريان، ماذا تفعل يحدق في نافذة المستنقع ل؟ |
| 5 dakikadan fazladır yerdeki bu mesaja bakıyorsun. | Open Subtitles | لقد تم يحدق في ذلك الرسالة لأكثر من خمس دقائق الآن. |
| Sana dik dik bakıyorlardı çünkü sen çekici bir kadınsın ve onlarda aylardır bu çölün ortasındalar | Open Subtitles | كانوا يحدق في لك ل أنت امرأة جذابة وهم أحرزنا لقد تم تشغيل حول الصحراء لعدة أشهر. |
| O kadar manyakça görünüyorsam, neden herkes bana bakıp duruyor? | Open Subtitles | إذا كنت ابدو فظيع ، كيف يأتي الجميع يحدق في وجهي ؟ |
| Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı. | TED | أو ربما كان مجرد يوغاني كان يجلس على صخرة، يحدق في النجوم والشمس، والقمر |
| Anderson Cooper'a benzeyen... gri bir sincaba bakıyor. | Open Subtitles | ماذا يفعل؟ يحدق في السنجاب الرمادي يشبه أندرسون كوبر. |
| - Biraz uygunsuz. - ...bu yüzden ayaklarına bakıyor. | Open Subtitles | أوه، هذا محرجا بعض الشيء. ومن هنا انه يحدق في قدميه. |
| Biliyor musun, her gün sana bakıyor ve tek bir kelime bile etmiyor. | Open Subtitles | تعلمون، وهو يحدق في لك كل يوم وأبدا يقول كلمة واحدة. |
| Evet, şu anda bir düzine destekçi bana bakıyor. | Open Subtitles | نعم، اه، وهناك عشرات من أنصار يحدق في وجهي الآن. |
| Neden bana bakıyorsun? | Open Subtitles | لماذا أنت يحدق في وجهي ؟ |
| - Niye bana dik dik bakıyorsun? | Open Subtitles | ~ لماذا يمكنك الاحتفاظ يحدق في وجهي؟ |
| B-bana ne diye dik dik bakıyorsun be oğlum. | Open Subtitles | - ما أنت يحدق في وجهي ل، إخوانه. |
| Şu askerler de dik dik bana bakıyorlardı , onlarında benim burada neden olduğum hakkında en ufak fikirleri yok . | Open Subtitles | يمكنني أن أقول بالمناسبة كانت تلك الجنود يحدق في وجهي، أنها الملاذ وأبوس]؛ تا فكرة لماذا أنا هنا. |
| Öylece orada oturuyor ve bana dik dik bakıyordu. | Open Subtitles | هو فقط يجلس هناك وهو يحدق في وجهي. |
| Bana dik dik bakan şuradaki adam mı? | Open Subtitles | غير أن الرجل هناك يحدق في وجهي؟ |
| Oradaki kız durmadan bana bakıp duruyor. | Open Subtitles | تلك الفتاة هناك تم يحدق في وجهي بدون توقف. |
| O şişko iki senedir göğüslerime bakıp duruyor. | Open Subtitles | البدين المنحرف يحدق في صدري منذ عامان |
| Çünkü garip, tüyler ürpertici ve bunu yaparken bana bakıp duruyor. | Open Subtitles | E 'غريبة، مثيرة للقلق... ومن ثم، كما يفعل، وهو يحدق في وجهي. |
| Güneşteki fırtına yüzünden olmalı. Herkes gökyüzüne bakıyordu. | Open Subtitles | يجب أن تكون الشمس والعاصفة الشمسية والكل بدأ يحدق في السماء |