| Şu kontrol ziyaretinde, "Neden daha önce hiçbir doktorum bana evimi sormadı?" diye sordu. | TED | في زيارة المتابعة تلك، قالت: “ لماذا لم يسألني أي من أطبائي عن منزلي من قبل؟ |
| Tony yatak odama bir erkek girse ne yapacağımı sordu. | Open Subtitles | توني فقط يسألني عما أفعله إذا دخل شخص لغرفة نومي |
| İnsanlar bana nasıl savaş haberleri yapmaya devam ettiğimi ve bunu yapmaya neden devam ettiğimi sorduklarında, işte nedeni bu. | TED | ولذا ؛ فإنه عندما يسألني الناس عن كيف أواصل تغطية الحرب ، ولماذا أستمر بعمل ذلك ، فإليكم السبب .. |
| O günlerde insanlar bana sürekli bunun nasıl hissettirdiğini sorup durdular. | TED | وهذه الأيام ، يسألني الناس كثيرا، كيف جعلك ذلك تشعر؟ |
| Tabii ki, kaynak demirim yok, perçin yok, kablolar yok ve ne yaptığımı soran herkese, yalan söylemeye devam etmeliyim! | Open Subtitles | بالطبع، ليس لديّ لحام ولا براشيم ولا أسلاك محروقة ويبدو أنه عليّ الاستمرار بالكذب على كل من يسألني عما أفعله |
| - bana defalarca çıkma teklif etti tekrar ve tekrar onu geri çevirdim. | Open Subtitles | كان يسألني أن أخرج معه دوما ً بعدما رفضته مراراً و تكرارا ً |
| Gidip geldim, sağlık hizmetlerinde her çeşit insan gördüm ama kimse bana evimi sormadı." | TED | ظللت أذهب وأعود ورأيت جميع أصناف الناس في العناية الصحية لم يسألني أحدهم عن منزلي |
| Evet, kimse bana fikrimi sormadı. Koymuşlar işte. | Open Subtitles | أجل حسناً, لم يسألني أحد عن رأيي ألزموني بذلك ببساطه |
| Demek istediğim, eğer bana çıkma teklif etmek istediyse, sadece niye sormadı? | Open Subtitles | أقصد , إذا أراد أن يسألني لـ للخروج معه لماذا لا يسأل فقط ؟ |
| Ve birçok insan bana bunu neden dijitalleştirmediğimi sordu. Tümünü dijitale çevirmek mi? Daha iyi olmaz mıydı? | TED | والكثير من الناس يسألني ، جون ، هل من الممكن رقمنة كل هذا ؟ اجعله كله رقمي ؟ ألن يصبح افضل ؟ |
| Hey, bu kapıcının oğlu kücük David'in bana senin tamir edip edemeyeceğini sordu. | Open Subtitles | ديفيد،إبنالجيران، يسألني إذا يمكنك أن تصلّح له البلي ستيشن |
| İnsanlar bana kızımın ölümünü sorduklarında, onlara bir kaza olduğunu söylüyorum. | Open Subtitles | عِندما يسألني الناس عن موتِ ابنَتي أقولُ لهُم بأنَ ذلكَ حادثاً |
| Biliyor musun, bana yıllardır neden hoşlandığımı soran ilk kişisin. | Open Subtitles | أتعلم؟ أنت أول شخص يسألني عم أحب فعله منذ سنين |
| Ve insanlar bana orada ne yaptığımı sorduklarında onlara diyorum ki... | Open Subtitles | وعندما يسألني الناس ماذا فعلت هناك، فكل ما أخبرهم به هو، |
| İnsanlar sık sık bana bu tip canlılar ile niye ilgilendiğimi sorup durur. | Open Subtitles | كثيراً ما يسألني الناس، لمَ علينا أن نهتمّ بمثل هذه المخلوقات. |
| Aslında tam olarak teklif etmedi, yani bütün kelimeleri kullanarak değil. | Open Subtitles | حسناً ، إنه فعلاً لم يسألني في الحقيقة ، ليس في العديد من الكلمات. |
| Benim için çok zor, insanlar orada yaşamanın nasıl bir his olduğunu sorduğunda. | TED | أشعر بالحرج والمَقـت حين يسألني الناس كيف تبدو الحياة هناك. |
| Annem dışında kimse benimle konuşmamış veya soru sormamıştı. | Open Subtitles | ماعدا أمي لم يتحدث إليّ أحد أو يسألني أسئلة |
| Herkes onun nesi var diye soruyor ama onlara ne diyeceğimi bilmiyorum. | Open Subtitles | الجميع يسألني ، بشان ما يحدث معك، لا أعرف ، ماذا أخبرهم. |
| Birisinin de bana ne istediğimi sorması sence de fena olmaz mıydı? | Open Subtitles | ألا تعتقد أنه سيكون من الجيد أن يسألني أحد ماذا أنا أريد ؟ |
| Neil da hamile olup olmadığımı sorardı. | Open Subtitles | وأأكل المخللات في حين منتظره مثلجاتي يأتي نيل يسألني اذا كنت حاملا |
| Babam, gazete okuyor olur. "Eve mi geldin?" diye sorar. | Open Subtitles | سوف يسألني والدي عن سبب عودتي أثناء قراءته لأخبار الصحف |
| Ama yapmak istediği tek şey, bu yer hakkında sorular sormaktı. | Open Subtitles | لكن كلّ ما أراده أن يسألني بضعة أسئلة حول هذا المكان |
| Ama eğer Marcus benim numaramı istiyorsa, kendi de sorabilir. | Open Subtitles | ولكن إذا كان ماركس يريد رقمي يمكنه أن يسألني عنه |
| Rekabetçi olmamın sebebini soranlara böyle cevap veririm. | Open Subtitles | هذه اجابتي لكل شخص يسألني لماذا أنت شديدة التنافس. |