| Elektrik akımının boşalırken çıkardığı patlama sesleri kulakları sağır ediyordu. | Open Subtitles | وصوت انطلاق الشحنات الكهربيه كان يصم الاذان |
| Kendi çocuğum bile sağır olduysa neden konuşayımki diyor? | Open Subtitles | الأم تقول لماذا الكلام وابنها يصم أذنيه؟ |
| Birbirine karışan çağrıların kakofonisi, bize sağır edici gelebilir. | Open Subtitles | نشاز وتنافس النداءاتِ يصم الآذان بالنسبة لنا |
| 'Sonsuza kadar yankılanacak. Bombalardan daha sağır edici.' | Open Subtitles | سوف يكون صدى الى نهاية العالم أنة يصم أكثر من القنابل |
| Sayın Yargıç, bu belge... tüm İngiliz hukuk sisteminin adını kirletmektedir. | Open Subtitles | سياة القاضي ,هذا المستند... يصم كامل النظام القضائي البريطاني بالعار |
| Bu sağır eden koronun içinde eşinin sesini tanıyabilir. | Open Subtitles | فى خضم كل هذا الصياح الذي يصم الآذان، يستطيع أن يميز بكائها المعيّن. |
| Dükkanlâr kapalı, barlar bitmiş, oldukça ıssız ve hiç kullanılmamış oyun alanları ve Ella'nın evinin içindeki gerilim hissediliyor ve gürültü sağır edici bir seviyede. | TED | أُغلقت فيها المحلات، وانمحت آثار الحانات، وأقفرت الملاعب ولم يتم استعمالها أبدا، أما بيت إيلّا فيسوده التوتر، ويعلو به الضجيج الذي يصم الآذان. |
| ve içinde bulunduğunuz durum sağır edici bir sessizlik, | Open Subtitles | و في هذه الحالة صمتهم يصم الآذان |
| sağır edici bir tezahürat. | Open Subtitles | كانوا يصم الآذان. |
| Akan kanlarının sesi resmen sağır edici. | Open Subtitles | تدفق دمائهم يصم الآذان. |
| İnek öğrencilerin sesi de kulakları sağır ediyor cidden. | Open Subtitles | ضجيج المهووسين يصم الآذان. |
| sağır edici! | Open Subtitles | أنه يصم الآذان! |
| Bu gürültü sağır edici! | Open Subtitles | ضجيجه يصم الآذان! |
| Kulakları sağır eden feryat... Zaman. | Open Subtitles | "صخب الزمن الذي يصم الآذان. |
| sağır edici. | Open Subtitles | يصم الآذان |
| Sayın Yargıç, bu belge... tüm İngiliz hukuk sisteminin adını kirletmektedir. | Open Subtitles | سياة القاضي ,هذا المستند... يصم كامل النظام القضائي البريطاني بالعار |