| Hatırlatmak için seni aramadım da değil yani. Mayıs ayının üçüncü cumartesisi. | Open Subtitles | و كأنني لم أتصل لتذكيرك ، إنه السبت الثالث من شهر ماي |
| O uyanmadan sessizce evden çıktım ve bir daha da aramadım. | Open Subtitles | تسللت خارج المنزل قبل ان تستيقظ و لم أتصل بها مجددا |
| Seni aramadım, o da salaklıktı ve onun için de özür dilerim. | Open Subtitles | وبعدها لم أتصل أبكِ، والذي كان غباءً مني، وأعتذر على هذا أيضًا. |
| Çünkü sen, seviştikten sonra seni aramadım diye beni ezen lanet kadınsın. | Open Subtitles | لأنك امرأة مجنونة التى صدمتنى لانى لم اتصل بها بعد ان ضاجعتها |
| Bu yüzden aramadım. | Open Subtitles | ما يعني بأني تأخرت بتقديم المساعدة لطفلي مجدداً ليس هذا سبب اتصالي بك وأنت تعرف ذلك |
| Hayır, bu sefer onun için aramadım. | Open Subtitles | لا، ليس هذا سبب إتصالي بكَ هذه المرّة. |
| Hepsi benim suçummuş gibi hissediyorum. Ama kendimi sana acındırmak için aramadım. | Open Subtitles | لكنني لم أتصل بك للشفقة، أحتاج الى مساعدتك |
| İyi vakit geçirdiğimizi sanmıştım ama aramadın. Ben de sen hiç aramadın diye aramadım. | Open Subtitles | و لم أتصل لأنك لم تتصل و أظن أنه لا مشكلة |
| Sizi arayan oydu, ben aramadım. | Open Subtitles | هو الذي اتصل بكم، لم أتصل بكم. ليس لي علاقة بالأمر. |
| Henüz polisi aramadım ama kendimi çok zor tuttum. | Open Subtitles | لم أتصل بالشرطة بعد لكن مايمكننى قوله أن ذلك مغريا جدا |
| Sizi, kadın müdürlerle ilgili fikirlerinizi sormak için aramadım. | Open Subtitles | لم أتصل بك لتناقش آرائك في المديرات الأنثيات |
| Onu aramadım, ama o genelde bir yere gitmez. | Open Subtitles | حسناً، أنا لم أتصل بها لكنها لا تذهب إلى مكان |
| Ona sürpriz yapmak istiyordum, bu yüzden gelmeden önce aramadım. | Open Subtitles | لقد اردت مفاجاتها لذا لم اتصل بها قبل ان اتي |
| Tatlım, bu aklına nereden esti bilmiyorum ama ben seni aramadım. | Open Subtitles | عزيزتى. انا لا اعرف ما تعنين ولكنى لم اتصل بك |
| İyiyim ben, gerçekten. Kusura bakma, seni daha önce aramadım. | Open Subtitles | لا يوجد شيء، أنا بخير الآن وأعتذر لعدم اتصالي بك من قبل |
| Quinn mi? İyi sanırım ama bu yüzden aramadım. | Open Subtitles | إنّه بخير على ما أظن لكن ذلك ليس سبب اتصالي |
| -Anlıyorum. Ben bu yüzden aramadım. | Open Subtitles | أعلم ذلك ليس هذا سبب إتصالي |
| Polisi aramadım, ambulans çağırdım. | Open Subtitles | لم أكن استدعاء الشرطة، دعوت سيارة إسعاف. |
| Bayan Babcock, bugün sizi yeniden gün ayarlamak için aramadım. | Open Subtitles | الآنسة. ، أنا لَمْ أَدْعُك في اليوم لإعادة تحديد جراحاتِكَ. |
| Sorun yok. Aslında onu aramadım. Ama, eğer ben onun sesine katlanabiliyor olsaydım, ...olabilecek olanlar bunlardı. | Open Subtitles | لا بأس، لم أتّصل بها فعلاً، لكن هذا ما كان ليحدث لو أنّي سمعتُ صوتها. |
| Affedersin, seni aramadım. Geçen hafta dışarıdaydım. | Open Subtitles | إنني أسف لم أعاود الإتصال بك كنت غائباً الأسبوع الماضي |
| Ama annenin ne dediğini düşündüm ve polisi aramadım. | Open Subtitles | لكن فكرت بما قالته والدتك ولم أتصل بالشرطة |
| Evet. Anladım. Sipariş vermek için aramadım. | Open Subtitles | نعم , أدرك هذا أنا لست متصلاً لآطلب طعام |
| Lionel, taşlar senin için herhangi bir hobi olabilir ama ben onca yıl boş yere aramadım. | Open Subtitles | ليونيل ربما الأحجار مجرد هواية أخرى بالنسبة إليك لكنني لم أبحث طوال هذه السنوات لأصل لجدار مسدود |
| Ben tekrar aramadım. | Open Subtitles | أنا لَمْ أَدْعُ ثانيةً. |
| Önemli bir şey olduğunu düşünmediğimden onu hemen geri aramadım aradığımda ise artık çok geçti. | Open Subtitles | لكنني لم افكر بأن ذلك كان امراً مهماً، لذا لم أعاود الاتصال فوراً، وعندما اتصلت، كان قد فات الأوان |
| - aramadım. - Evet, aradın. | Open Subtitles | -لم أقم بتصفيده |