| Bir anlığına uluslararası bağlarını unutalım, bu kişiler ne yapabilir? | Open Subtitles | فلننسى الروابط الدولية لدقيقة ماذا كان سيفعل هذا المجرم ؟ |
| Ağaçların, insanların kan bağlarını, soy ağaçlarını haritalandırmada kullanıldığını görebiliyoruz. | TED | يمكننا أن نرى الأشجار التي استخدمت لتحديد صلة القرابة ، ومختلف روابط الدم بين الناس. |
| Bana göre insanlar yemeklerle olan bağlarını yitirdiler. | Open Subtitles | هل أنتم جائعون ؟ لقد فقد الناس علاقتهم بهذا |
| Annem ona ayakkabı bağlarını nasıl bağlayacağını öğretiyordu. | Open Subtitles | أمي كانت تعلمها كيف تربط رباط حذائها من قبل |
| Hawthorne Mendilleri resmi olarak gay toplumu ile bağlarını koparıyor. | Open Subtitles | و أن مناديل هاوثورن تقطع كل علاقاتها مع المجتمع الشاذ |
| Benimle olan tüm bağlarını koparmak istiyor. | Open Subtitles | ويريد أن يقطع علاقته بي. لماذا لا تفكرون في هذا الأمر أيضاً! |
| "Müjde verirken çöz dilinin bağlarını ama kötü haberi bırak kendi gelsin." | Open Subtitles | "أعط رسالة كريمة" لمجموعه من اللغات ولكن دعها تكون بشري عندما يقولون لأنفسهم متي يشعرون |
| Kimse ona kafa tutmaya cesaret bile edememeli... ve gerekirse ailesi ile bağlarını kesebilecek soğuklukta olmalı. | Open Subtitles | لا احد سيجرأ ان يتنافس معه وهو يجب ان يكون بارد بما فيه الكفايه ليقطع علاقاته العائليه ان لزم الامر |
| Bu geceden sağ kurtulsak bile bu insanlarla, tüm bağlarını koparacağına dair bana yemin etmelisin. | Open Subtitles | حتى لو استطعنا البقاء على قيد الحياة من هذه الليلة يجب عليك ان توعديني انكي سوف تقطعي جميع العلاقات مع هؤلاء الناس |
| ailesinden kopmuş, kendiyle bütün bağlarını koparmış. | Open Subtitles | انقطاعها عن عائلتها، و فقدانها لجميع الصلات بمن كانت عليه |
| 10.000 Dolar, aile bağlarını unutturur. | Open Subtitles | عشرة آلاف كفيلة بأن تقطع الروابط العائلية المزعجة |
| DNA analizi krala ait mumyaların aile bağlarını tanımlamaya ve nasıl yaşadıkları, nasıl öldükleri hakkında bilgi edinmeye yardım ediyor. | Open Subtitles | تحليل البصمة الوراثية كشف عن الروابط العائلية بين المومياوات الملكية واعطانا لمحة عن كيف عاش هؤلاء |
| Yazları insanların çıktığı, şu sihirli aile bağlarını geliştiren gezileri bilirsiniz. | Open Subtitles | أنتم تعرفون مايحدث في الإجازة الصيفيه الكل يأخذ عائلته لرحلة لتقوية الروابط ؟ |
| Bu güçlü çekirdek yapıştırıcısının bağlarını ortadan kaldırarak atomu parçaladılar | Open Subtitles | بكسر روابط ذلك الإلتصاق وبتقسيم الذرة على حدة |
| Broca bölgesinin uyarılması insanın psişik bağlarını ortaya çıkarmada büyük etki sağlıyor. | Open Subtitles | كان لها أكبر الأثر على مقدرة الشخص لخلق روابط روحانية. |
| Bana göre insanlar yemeklerle olan bağlarını yitirdiler. | Open Subtitles | هل أنتم جائعون ؟ لقد فقد الناس علاقتهم بهذا |
| Burada, bu güvenli mercandan cennetin rahatlığında anne ve yavru 1 yıl kadar sürecek olan yakın bağlarını kurarlar. | Open Subtitles | هنا، في راحةِ هذا الملجأ الآمنِ المرجانيِ , تُؤسّسُ الأمَّ والعجلَ علاقتهم الوثيقةِ التي سَتدُومُ إلى السّنة. |
| İyi zamanlama. Havacı, bu insanların bağlarını çözüp revire götürelim. | Open Subtitles | أيها الملاح، فكّ رباط هؤلاء الأشخاص واصطحبهم إلى المستوصف |
| İş arkadaşlarının söylediklerine göre, onlarla da tüm bağlarını koparmış. Telefonunu iptal ettirip, kredi kartlarını kullanmayı bırakmış. | Open Subtitles | وفقاً لزملائها، فقد قطعت علاقاتها معهم تماماً، ألغت هاتفها الخليوي، وقطعت بطاقاتها الإئتمانيّة. |
| Beni sevdi ama seninle bağlarını hiç koparmadı. | Open Subtitles | لقد احبنى لكنه لم يقطع علاقته بكى |
| "Müjde verirken çöz dilinin bağlarını ama kötü haberi bırak kendi gelsin." | Open Subtitles | "أعط رسالة كريمة" لمجموعه من اللغات ولكن دعها تكون بشري عندما يقولون لأنفسهم متي يشعرون |
| Çantalarını toplamış, tüm bağlarını koparmış artık tanıdığı insanların arasında yaşayamıyormuş. | Open Subtitles | ثُم يحزم حقائبه, يقطع علاقاته لم يعد يستطيع العيش بين من يعرفهم |
| Ama hükümetle bağlarını koparmak isteyen insanlar şebekeden bağımsız sistemleri kullanırlar ve bunlar da çok azdır. | Open Subtitles | لكن, أولائك من يريدون قطع العلاقات مع الحكومة, سيفضلون استعمال أنظمة الشبكات الخارجية, لأنها ناذرة |
| Geçmişinle olan duygusal bağlarını kesmeden seni istediğim şekilde elde edemem. | Open Subtitles | لن أحظى بك على النحو الذي أبتغيك عليه بينما ما زلت متعلّقًا بتلك الصلات العاطفيّة بماضيك. |
| ''Yani Emily, bilirsin, çiftler cinsel bağlarını nasıl istikrarlı sürdürürler, hem de onlarca yıl boyunca?'' | TED | قالا: "حسنًا، إيميلي، كيف يُمكن للأزواج أن يضمنوا علاقة حميمية قوية ومُستدامة على مدى عُقودٍ عديدة؟" |
| Ben sadece, kalan bağlarını koparması için yapabileceği her şeyi yapmasını söyledim. | Open Subtitles | اقترحت ببساطة قطعه ما استطاع من روابطه الباقية. |