| Benim için önemli olan gelinimin sevgisini, ailesinin de güvenini kazanmaktır. | Open Subtitles | هذا مهم بالنسبة لي لأحوز على عواطف زوجتي و ثقة عائلتها |
| Benim için önemli olan tek bir şey olduğunu anladım. | Open Subtitles | لقد أكتشفت بانه يوجد شيء وحيد مهم بالنسبة لي جونير |
| Geçen gece sana Benim için önemli olan bir şeyi göstermeye çalışıyordum. | Open Subtitles | الليلة الماضية كنت أحاول أريك شيئ مهم بالنسبة لي |
| Benim için önemli olan bunların bağlam içinde ortaya konmuş çözümler olmasıdır. | TED | الشيء المهم بالنسبة لي هو أن هذه هي حلول تم حلها ضمن محيط معين. |
| Paradan ve şöhretten önce... yalandan önce... sen Benim için önemli biriydin Oscar. | Open Subtitles | قبل المال، وقبل الشهرة قبل كذبك علي كنت شخص مهم لي يا أوسكار |
| Benim için önemli olduğunu biliyordun, ve bunu mahvettin. | Open Subtitles | علمتِ أن هذه مهمة بالنسبة لي وقمتِ بإفسادها |
| Ama uzun ömürlü ampul Benim için önemli. | Open Subtitles | تحيا ، ليندا لكن المصباح طويل الأجل مهم بالنسبة لي |
| Aslında benim için... Benim için önemli. | Open Subtitles | حسناً، في الواقع هو كذلك أمره مهم بالنسبة لي |
| Sen Benim için önemli biri değilsin ve aramızda bir şey yok. | Open Subtitles | أنت لست شخص مهم بالنسبة لي وليس هناك شيء بيننا |
| Üzgünüm senin tersine ben işimi seviyorum. Benim için önemli. | Open Subtitles | معذرة، ولكن بخلافك، أنا أحب عملي، إنه شئ مهم بالنسبة لي |
| O zaman Benim için önemli olan şey şimdi değerini kaybetti. | Open Subtitles | لأن أهتماماتي تغيرت ماكان مهم بالنسبة لي في الماضي لم يعد يهمني في الحاضر |
| Kardeşimin destek aldığını bilmek Benim için önemli. | Open Subtitles | وأنه من المهم بالنسبة لي أعلم بأن أخي سيتم دعمه |
| Ne kadar küçük bir detay olursa olsun Benim için önemli. | Open Subtitles | بجميع التفاصيل، سيكون من المهم بالنسبة لي. |
| Bugün Benim için önemli bir gündür. Ben, bugün bizat işe başlamak isterim. | Open Subtitles | اليوم يوم مهم لي سأبدء فى العمل من اليوم |
| Sadece Benim için önemli olduğundan değil masum olduğunu düşündüğümden. | Open Subtitles | ليست لمجرد أنها مهمة بالنسبة لي و حسب، و إنما بسبب أظنّكِ بريئة. |
| Benim için önemli bunlar. | Open Subtitles | هذا هام بالنسبة لي تضامن طاقم العمل سوياً |
| Benim için önemli olan Dan'in beni sevmesi ve benim de onu seviyor olmam. | Open Subtitles | ما يهم بالنسبة لي... أيحبني دان... وهل أنا أحبه. |
| Evet. Çünkü müziğim... Benim için önemli. | Open Subtitles | نعم ، أعني أن موسيقاي هامة بالنسبة لي أنتِ تعلمين هذا |
| Ülke boyunca genç erkek ve kadınların, kendileri için kendi ülkemizin hikayesinin bir parçası olabileceklerini, bir parçası olduklarını hayal edebilmeleri Benim için önemli. | TED | ما يهمني أن الشباب والشابات رجالًا ونساءً في جميع أنحاء البلاد يمكنهم تخيل أنفسهم أنهم وباستطاعتهم أن يكونوا أيضًا جزءًأ من حكاية أمتنا. |
| Kitabe öncelikli ama bu Benim için önemli. | Open Subtitles | ولكنّ هذا الأمر هامّ بالنسبة لي |
| Arkadaşlığımızda küçük zorlu bir yoldan geçiyoruz, ve onu kurtarmak Benim için önemli. | Open Subtitles | لقد تجاوزنا للتو مرحلة صعبة في صداقتنا وهو مهم بالنسبة ليّ أن أنفذ الأمر من أجلها. |
| Evet, kariyerim de Benim için önemli, tamam mı? | Open Subtitles | . علاقتنا مهمة بالنسبة إلي أجل ، وظيفتي مهمة بالنسبة إلي ، حسناً ؟ |
| Ama bir adamla otele gitmek, Benim için önemli mesela. | Open Subtitles | لكن الذهاب لفندق مع رجل أمر كبير بالنسبة لي |
| Benim için önemli. | Open Subtitles | إنها تجعل الأمور مختلفة بصورة كبيرة بالنسبة لي. |
| Bu gece Benim için önemli. | Open Subtitles | الليلة مُهمة بالنسبة لي |
| Bu kulüp Benim için önemli. | Open Subtitles | هذا الملهى مهم إليّ |