| Bu kadar karmaşık veri bir çocuğa yollanır mı? - Herhangi bir çocuk değil. | Open Subtitles | ـ لكن هكذا بيانات تعتبر معقدة للطفلة ـ إنها ليست طفلة عادية |
| Bana sahada belirtilen bir uzman görüşü lazım Robby terbiyesiz bir çocuk değil ama zorbalığa karşı kendini savunduğu için şu anki grup evinde kalabilir, ve Edgewater'a gönderilmez. | Open Subtitles | انا احتاج رسالة من خبير في المجال يشير الى ان روبي ليس طفلا عنيفا لكنه كان يتصرف دفاعا عن النفس ضد متنمر |
| Bak şuna. bir çocuk değil, bir asker. | Open Subtitles | انظر إليه، إنه ليس طفلاً بل جندي. |
| O bir çocuk değil. NCIS özel ajanı. | Open Subtitles | ليس فتى إنه عميل خاص لمركز التحقيقات البحري |
| Kötü bir çocuk değil, sadece kötü çevresi olan, hedefsiz biri. | Open Subtitles | هو ليس ولد سئ .. هو فقط لم يجد القدوة |
| Büyük ihtimal abartıyoruz. Luisa bir çocuk değil. | Open Subtitles | ربما هذه مبالغة لويزا ليست طفلة |
| O normal bir çocuk değil. Asla da olmayacak. | Open Subtitles | إنها ليست طفلة عادية و لن تكن كذلك |
| İyi bir çocuk değil bu kız. | Open Subtitles | ليست طفلة لطيفة |
| Gabbar Singh öylece gidip yakalanabilecek bir çocuk değil, Takur. | Open Subtitles | جبار سينج ليس طفلا لنحصل عليه حيا ... تاكور. |
| O bir çocuk değil, ufak tefek bir adam. | Open Subtitles | هو ليس طفلا هو رجل عجوز قصير جدا |
| Bilmiyorum. Dalga geçtiğimiz bir çocuk değil. | Open Subtitles | لا ادري، هذا ليس طفلا نخدعه |
| Bak şuna. bir çocuk değil, bir asker. | Open Subtitles | انظر إليه، إنه ليس طفلاً بل جندي. |
| Bu bir çocuk değil, bir başvuru. | Open Subtitles | إنه ليس طفلاً إنه طالب قدم ملفه |
| O insanlardansa silahlarla iyi ilişki kuran olgunlaşmamış bir çocuk değil. | Open Subtitles | فهو ليس فتى غير ناضج يفضّل أن يكوّن علاقة مع مسدسه عن علاقته مع البشر. |
| Dört haftadır birbirleriyle görüşüyorlarmış ve inan bana kötü bir çocuk değil. | Open Subtitles | منذ أربعة أسابيع وصدقنى ليس فتى سيء |
| Kötü bir çocuk değil, sadece kötü çevresi olan, hedefsiz biri. | Open Subtitles | هو ليس ولد سئ .. هو فقط لم يجد القدوة |
| Hap yutmayan hasta bir çocuk değil. | Open Subtitles | وليس طفل مريض لا يريد أخذ حبة دواء |
| O kötü bir çocuk değil , bak. | Open Subtitles | انظر, هو ليس بالفتى السىء |
| O kötü bir çocuk değil. Tatlı ve bir kahraman gibi ve... | Open Subtitles | هو ليس بفتى سيئ، بل طيب وبطولي و.. |
| Hiç iyi bir çocuk değil. | Open Subtitles | إنه ليس شاباً صالحاً. |
| - Şu mutlu çocuk mu? - O mutlu bir çocuk değil. | Open Subtitles | أنت تقصد هذا الطفل السعيد هذا ليس طفل سعيد |
| Kötü bir çocuk değil ama kız gibi, annesi ona çok yumuşak davrandı. | Open Subtitles | إنه ليس ولداً سيئاً ولكنه كالبنت أمه رقيقة معه |
| Başka bir çocuk değil. | Open Subtitles | ليس ولدًا آخرًا |
| Kusura bakma Susie, artık kızın küçük bir çocuk değil. | Open Subtitles | أسفة ، سوزي لكن أبنتك لم تعد فتاة صغيرة بعد الأن |