| Tek ihtiyacım olan ilk dükkanı açmak için gereken 10.000$. | Open Subtitles | كل ما أحتاجه هو عشرة آلاف دولار لافتتاح أول متجر. |
| Bay Magorium'un muhteşem, olağanüstü Mucize dükkanı'nın altında doğan adamın. | Open Subtitles | الذي يعيش اسفل المكان المدهش الرائع متجر السيد ماجوريوم العجيب |
| Lester ve Leon dükkanı işletmeme yardım etmek için gelmişlerdi. | Open Subtitles | ليستر وليون حضرا هنا على فرض مساعدتي في ادارة المتجر |
| Bu dükkanı iki yıl önce aldığım zaman, elimde olanın farkında değildim. | Open Subtitles | عندما امتلكت هذا المحل منذ سنتين لم اكن اعلم ماذا املك ؟ |
| Karşıya yapılan büyük inşaatın kocaman bir et dükkânı olacağını duydum. | Open Subtitles | لقد سمعت أن البناية الكبيرة التي أمامنا ستفتح محل شواء كبير |
| Sen büyürken, büyükbabanın bir tütün dükkanı vardı, değil mi? Kasabada. | Open Subtitles | كان جدك يملك متجر تبغ وأنت تكبر في البلدة، أليس كذلك؟ |
| İkimizi de kek dükkanı işine itmenden ben de sıkıldım! | Open Subtitles | وأنا متعبة أيضاً من إصرارك عن فتح متجر للكب كيك. |
| Aynı parmak izlerini likör dükkanı hırsızlığında da mı buldular? | Open Subtitles | إذاً وجدوا نفس البصمة في مسرح سرقة متجر خمور ؟ |
| Yakınlarda bir yerde içki dükkanı veya market var mı acaba? | Open Subtitles | هل تعرف ما إذا كان هناك متجر كحوليات أو بقالة قريبة؟ |
| Bir bilgisayar dükkanı açtı sonra da güzellik uzmanı olmak için eğitim aldı ve başka bir kurdu. | TED | فتحت متجر لاجهزة الحاسب الاّلي وثم درست لتعمل في التجميل وفتحت نشاطاً اّخر |
| Biraz ayak işi yapmak zorunda kaldım, ama telefonun satıldığı dükkanı bulabildim. | Open Subtitles | إنه بعض العمل الحركي لكنني وجدت المتجر الذي تم شراء الهاتف به |
| On yıldır tenha bir alışveriş merkezinin en büyük dükkanı benim. | Open Subtitles | لقد كنّا المتجر الرئيسي للعشر سنوات الماضية في مجمّع تجاري كئيب |
| Shady, söylemek zorundayım ki dükkanı satmak istemene biraz şaşırdım doğrusu. | Open Subtitles | شادي، علي ان اخبرك أَنني متفاجىء قليلاً بأنك تُريدُ بَيْع المتجر |
| Bu gece dükkanı kapadığım zaman, bu kesin kapanış olacak. | Open Subtitles | عندما اقوم بقفل المحل اليوم سوف يقفل لانه الافضل له |
| Yeğenim var, ...ama o erken çıktı, ben de dükkanı kapattım. | Open Subtitles | ابن أخي ، ولكنه غادر مبكرا لذا كان علي اغلاق المحل |
| Dün gece bitirmemiz gereken dikiş nakış vardı bu sabah da dükkanı temizledik. | Open Subtitles | كنا نرغب فى انهاء صفقة الخياطة لتصل الليلة الماضية وصباح اليوم وكان علينا تنظيف المحل |
| Masseyville yolunu geçince bir keresteci dükkânı açılmış, orayı dene. | Open Subtitles | لا عليكِ أذهب إلى محل الخشب الجديد على طريق ماسيفيل |
| 9 yaşındakiler şeker dükkanı soyar. | Open Subtitles | اولاد التسع سنوات يسرقون دكان بيع الحلوى |
| Cinayet işlendiği gece Dunne'ın puro dükkanı yakınlarında olup olmadığını anlamak için trafik kameralarını araştırdım ve ilginç bir şey buldum. | Open Subtitles | عندما كنت أبحث في كاميرات المرور لأرى إن كنت أستطيع وضع دان في أي مكان بالقرب من مخزن السيجار ليلة القتل |
| Bu bölgede üç tane ikinci el dükkanı daha var. | Open Subtitles | هناك أيضًا ثلاث محلات أخرى للبضائع المستعملة في هذه المنطقة |
| Bayan, sizden dükkanı terketmenizi rica edeceğim. | Open Subtitles | سيدتي أنا آسف لأطلب منك أن تخرجي من المخزن |
| Yeni menü yapmak sorun değil, ama lütfen dükkanı kapatmayın | Open Subtitles | ليس من السئ خَلْق طريقة جديدة، لكن رجاءً إفعل ذلك بعدما تغلق الدكان |
| Konsinye dükkanı daha büyük alan için daha az ödesin ben de en azından kirayı yükselteyim diye konuşup duruyor. | Open Subtitles | ما زال يُواصل الحديث عن كيف متاجر الشَحن يدفعون أقل لمسَاحة أكبَر. لذا هو على الأقَل سيقوم برفع الإيجَار عليّ. |
| Lastik tamir dükkanı işletmiş, sonra da bir baskı şirketinde çalışmıştı. | TED | كان يدير ورشة لإصلاح الإطارات ثم عمل بشركة طباعة. |
| - Bu, annenin Bluerich'teki dükkanı değil. Burası Swats. Getto. | Open Subtitles | هذا ليس صالون أمك في ـ بلو ريدج ـ إنه الحي وعليك أن تري الناس |
| Efsaneye göre, dükkanı kapanıp, malları elinde kalınca... | Open Subtitles | يقال أنه عندما تم إغلاق متجره .. وأصبحالموظّفينعاطلين. |
| Küçük Korku dükkanı'ndaki gibi biraz kanla beslemeliyiz. | Open Subtitles | أفترض بأن علينا إطعامها الدم كما في مسلسل "ليتل شوب اوف هرور" |
| Rehin dükkanı işletiyorum, depolama şirketi değil. İstiyor musun istemiyor musun? | Open Subtitles | إنّني أدير محلاً للرهن وليس شركة للتخزين، أتريدها أم لا؟ |