| Ve tüm bunların, hayatımızı çok daha hoş ve asil kılan, birer nüans birer ayrıntı, birer detay olduğunu unutmamalıyız. | Open Subtitles | و يجب أن نتذكر أن كل هذه الأشياء الفوارق، العيوب، التفاصيل الدقيقة و التي نعتبرها من ملحقات يومنا الغير أساسية |
| Boğulan kurbanlar hakkındaki her yeni detay bu adamın bloğunda. | Open Subtitles | كل التفاصيل حول الضحية القادمة موجودة على مدونة هذا الرجل. |
| Çok alengirli, o kadar çok detay var ki, gözü açık olmalısın. | Open Subtitles | صعب جداً, ويتضمن الكثير من التفاصيل التي يجب أخذها على محمل الجدّ. |
| Sheena, biyografin hakkında bir detay var onu burada program kitapçığına eklemedik. | TED | شينا هنالك تفصيل عن سيرتك الذاتية وهو غير مكتوب في كتيب المؤتمر |
| detay vermen gerekmiyor, ne zaman eğilmem gerektiğini söyle yeter. | Open Subtitles | أتعلم لا داعي لتخبرني التفاصيل فقط أخبرني أين أنزاح جانباً |
| Ve aslında, detay daha iyileştikçe kalite iyileşiyor, makinelerin fiyatı düşüyor ve daha hızlı hale geliyorlar. | TED | و حقيقة, بما ان التفاصيل في تحسن والجودة في تحسن اسعار الماكينات ايضا انخفضت و هي الان اكثر سرعة |
| Eh, tabii ki bu teknik bir detay, ama bazı detaylar gerçekten önemlidir. | TED | حسناً انها بالتأكيد تفاصيل تقنية ولكن بعض التفاصيل حقاً تهم |
| Çok detay olsa da kesinlikle yapılabilir. | TED | فالكثير من التفاصيل ليتم العمل عليها. هي ممكن العمل عليها. |
| Her saniyede bu ikili bilgilerde her küçük detay üzerinden bu seviyede haftalara, aylara bağlı olarak yola çıkabilir. | TED | يمكننا مراجعة كل التفاصيل الصغيرة بالمعلومات الثنائية في بضعة ثوان، عوض أسابيع وأشهر عند هذا المستوى. |
| BG: Sadece konuşmana detay eklemek için söylüyorum. | TED | برونو قويساني: هذا فقط لإضافة بعض التفاصيل. |
| Bu durumda, ben bir hikaye yazıyordum içinde bir takım detay, tarih dönemi ve belirli bir yerin olduğu hikaye. | TED | في هذه الحالة كنت اكتب قصة التي تتضمن بعض التفاصيل ,فترة من التاريخ,ومكان محدد |
| Ve bugün konuşacaklarım hakkında bir sürü detay içeriyor. | TED | وفيه الكثير من التفاصيل حول الموضوع الذي سأتحدث عنه اليوم. |
| Şimdi, bu planda araştıralacak bir çok detay var, siyasal, pratiksel, etik, finansal. | TED | والآن هناك العديد من التفاصيل التي تم تركها من أجل استكشاف هذا المخطط تفاصيل سياسية وعملية وأخلاقية ومادية |
| detay istiyorsun. | Open Subtitles | تريد التفاصيل لن اخبرهم بأننا لم نفسر الخريطة بعد |
| Haydi Jacob, daha detay ver. | Open Subtitles | هيا يا جاكوب أعطنى بعض التفاصيل الصغيره كيف حدث هذا ؟ |
| ve ateş kağıdı yemeye başladığı zaman, bu "çalışma" halini aldı. detay. | TED | كذلك أينما أكلت النار من الورقة, فهذا الذي يصبح العمل الفني. تفصيل. |
| Zor olduğunu biliyorum ama her detay bu adamı bulmada işimize yarar. | Open Subtitles | اعرف ان هذا صعب لكن كل تفصيل يساعدنا على معرفة هوية الرجل |
| Diğer kanıtları yok etmekle çok meşgul olduğunu düşündüğümüzde içinde çarpıcı bir detay olmalı. | Open Subtitles | تفصيلة واضحة بحد ذاتها، أنه كان مشغولاً للغاية بتخريب الكثير من الدلائل الاخرى |
| Eğer daha çok detay verseydin, bu işten yırtabilirdin. | Open Subtitles | لو أنك كنت أكثر تحديداً كما اقترحت لقدرت على منع حدوث هذا |
| Yemek ve temizlikyaptım! Çişini temizledim. Bu mu tatsız detay? | Open Subtitles | طَبختُ و ُنَظَّفت و مسحت بولها تسميها تفاصيل غير سارة؟ |
| Saçma sapan bir şey yapmadık. Sonra ufacık, minicik bir detay ortaya çıktı ve tüm gece mahvoldu. - Mahvoldu! | Open Subtitles | ثم ، خرجت معلومة صغيرة وأفسدت الليلة بأكملها |
| Bu küçük detay üzerinde, herhangi bir kontrolünüz yok, değil mi ? | Open Subtitles | لا. أنت ما عندَك أى سيطرة على ذلك التفصيل القليل، اليس كذلك؟ |
| Ancak küçük bir detay mantıklı gelmiyor. | Open Subtitles | لكن تفصيلاً واحدًا صغيرًا لا يبدو منطقيًا بالنسبة لي |
| - Fevkalade, çırağım. Şimdi geriye sadece ufak, minik minnacık bir detay kaldı. | Open Subtitles | عملٌ ممتاز أيّتها المتدرّبة هناك تفصيلٌ أخيرٌ صغيرٌ جدّاً |
| Hayır, sadece seni detay bombardımanına tutuyorum çünkü birlikte bölüp fethetmeye karar verdik. | Open Subtitles | لا , أنا لن أزعجك بالتفاصيل لأننا اتفقنا اننا سنتقاسم المهام |
| Her şey hafızamda kazılı. Her görüntü, her detay... | Open Subtitles | وما زلت أتذكرها حتى الأن بكل تفاصيلها |
| detay istiyorum. | Open Subtitles | تعرف قانون ميرفي بأنه اي شيء ليس سيء سيكون معي كذلك |
| Bana biraz daha detay verebilir misin? | Open Subtitles | هل يمكنكِ أن تخبريني عما كنتم تتحدثون عنه بالتفصيل ؟ |