| Kara Ejder Nehri, Çin'deki en küçük etnik gruplardan birinin evidir. | Open Subtitles | إنّ نهر التنين الأسود موطن احد المجموعات العرقية الأصغر في الصين. |
| ve yüz yüze gruplar elektronik olarak iletişen gruplardan çok daha fazla akıllıdır çünkü iletişimimizin yüzde 90'ı sözsüz iletişimdir. | TED | والمجموعات التي تكون وجها لوجه تكون اكثر ذكاءا من المجموعات التي تتواصل الكترونيا, لأن 90 % من تواصلنا غير لفظي |
| Bu, gruplardan bir tanesiydi. | TED | هذه واحدة من بين المجموعات الذين وجدوا الحل. |
| Avcı toplayıcı ufak gruplardan, küresel medeniyetin kurucularına nasıl evrildik? | Open Subtitles | كيف تطورنا من جماعات صغيرة متجولة من الصيادين و جامعي الثمار يعيشون تحت النجوم لنُصبح البُناة لحضارة عالمية؟ |
| Diğer gruplardan farklı olarak bizde herkesin kendi stili var. | Open Subtitles | وبعكس الفرق الأخرى، جميعنا. لديه أساليب رقص مُختلفة |
| İslamabad, şiddet eğilimli gruplardan oluşuyor ve Pakistan büyük bir iç karışıklığa sürüklenebilir. | Open Subtitles | استمرار تعلّق (إسلام آباد) بالجماعات المتطرفة العنيفة وحقيقة أنّ (باكستان) ربما تتخبّط في تفاقم حالة عدم الاستقرار الداخلي |
| 3 şarkı yazıp turnelere çıkan gruplardan nefret ediyorum. | Open Subtitles | -هذا جميل. - أكره عندما تذهب الفرق الموسيقية في جولة ومعها ثلاث أغاني. |
| Çoğu devletler, bu farklı gruplardan uzak durmak için otoriter liderlerinin buyruklarına itaat ettiler, çünkü bu gruplar teröristlerden oluşuyordu. | TED | معظم الحكومات تتبع الاملاءت الدكتاتورية للحكام للابتعاد عن تلك المجموعات لانهم كانوا ارهابيين |
| Bu bizleri ormanların içinden ve küçük gruplardan dışarı taşıdı ama bu aslında bitmez bir çatışma demekti. | TED | التي تخرجنا من الأدغال ومن المجموعات الضيقة، لكن ذلك يعني أنه لدينا ذلك الصراع الأبدي. |
| Ortak karara varan grupları varamayanlardan varamayan gruplardan ayıran neydi? | TED | ما الذي ميّز المجموعات التي توصلت إلى توافق في الآراء عن التي لم تصل إلى توافق؟ |
| Bana göre garson bayanlar grubu hükümetin resmi bir şekilde götten siktiği gruplardan biri. | Open Subtitles | يبدو أن السقاة هم إحدى المجموعات التي تقوم الحكومة باستغلال جهودهم |
| Bana göre garson bayanlar grubu hükümetin resmi bir şekilde... ırzına geçtiği gruplardan biri. | Open Subtitles | يبدو أن السقاة هم إحدى المجموعات التي تقوم الحكومة باستغلال جهودهم |
| Ve bunlar dünyadaki en ölümcül gruplardan biri. | Open Subtitles | أكثر المجموعات أحترافاً بشكل مميت في العالمِ. |
| gruplardan birini kalkan yayıcılarda çalışırken mutlaka bulacaklardır. Onu çoktan düşündüm. | Open Subtitles | هناك إحتمال أن تسقط واحدة من المجموعات و هى تعمل على أبراج الدرع |
| Brick, bizim birleşmemize dahil olan gruplardan biri. | Open Subtitles | هذه الشركة هي إحدى المجموعات التي اشتركت في إندماجنا |
| Artık değersiz olan bu menkul değerleri alan gruplardan biri Mississippi Kamu Emeklileri Sistemiydi. | Open Subtitles | أحدى المجموعات التى أشترت هذه السندات عديمة القيمة كانت هيئة التأمينات الاجتماعية للمتقاعدين فى ميسيسبى |
| Güneybatı Rusya'da güvenlik sebebiyle farklı etnik gruplardan ve zulme uğramış tüm topluluklardan oluşan suçlular vardı. | Open Subtitles | إضطهدتْ كافة المجموعات اللإجرامية من مختلف الأعراق؛ لأسباب أمنية، منطقة في جنوب غرب روسيا. |
| Yüzlerce Yehova Şahidi, homoseksüeller ve diğer azınlık gruplardan insanlar katledildi. | Open Subtitles | ، مئات من جماعات شهود يهوه والشواذّ جنسيا ، وأقلّيات أخرى قتلوا |
| Diğer gruplardan farklı olarak bizde herkesin kendi stili var. | Open Subtitles | وبعكس الفرق الأخرى، جميعنا. لديه أساليب رقص مُختلفة |
| İslamabad, şiddet eğilimli gruplardan oluşuyor ve Pakistan büyük bir iç karışıklığa sürüklenebilir. | Open Subtitles | استمرار تعلّق (إسلام آباد) بالجماعات المتطرفة العنيفة وحقيقة أنّ (باكستان) ربما تتخبّط في تفاقم حالة عدم الاستقرار الداخلي |
| - Tanrım, gruplardan nefret ediyorum. | Open Subtitles | يا إلهي، أنا أكره الفرق الموسيقية |