| Kabarcık sonradan ışık hızında yayılır, tüm uzayı doldurur ve Higgs alanını bildiğimiz halden yeni bir hale dönüştürür. | TED | بعد ذلك ستتمدد الفقاعة بسرعة الضوء, محتلة الفضاء كله, و محولة مجال هيقز من الحالة المعروفة الى الحالة الجديدة. |
| Bazıları neredeyse ses hızında ve farklı yönlerde hareket eden hızlı bulutlar vardı. | Open Subtitles | كــان هناك سُـحـب سـريـعـة تتحرك في إتّجاهات مختلفـة بعض منها بسرعة الصوت تقريبا |
| Ama elektronlar ışık hızında dönerken x ışınları ortaya çıkarıyorlar. | TED | ولكن عند انتقال الالكترونات في سرعة الضوء، تعكس أشعة اكس. |
| Tüm gezegen güneşin etrafında saatte 67.000 mil hızında hareket ediyor. | Open Subtitles | الكوكب بأسره يندفع حول الشمس بمعدل 67 ألف ميل فى الساعة |
| Üst kademenin gerçekleştirilmesi sanırım 7 Mach hızında olabilir. | TED | أعتقد أن سرعته ربما كانت 7 أضعاف سرعة الصوت تقريبًا، دفْع المرحلة العليا. |
| Sana anlatmaya çalıştım, biliyorsun, herşey ışık hızında gitmek zorunda değil. | Open Subtitles | , اقترحت عليه , كما تعلمين أن ليس كل شئ محفوف بالسرعة |
| Fakat bir aileye bağlanmamış, yanından vınlayarak geçiyorlar ışık hızında. | Open Subtitles | لكن غير مرتبطين بعائلة، يندفعون بجانبك كسرعة الضوء. |
| Senkronize optik ağımız var. Saniyede 10 GB aktarım hızında. | Open Subtitles | هنالك شبكة ألياف ضوئية تزامنية بسرعة 10 غيغا في الثانية |
| Ve onlar ışık hızında evrene doğru yolculuk yapar. | TED | و ترحل هذه الموجات عبر الكون بسرعة الضوء. |
| Onlar tam olarak öten uzayın sesidir, ve günün sonunda birleşerek ve sesleri azalarak tek bir dönen, sessiz kara deliğe indirgenirken bu kara deliklerden ışık hızında dışarı çıkacak. | TED | إنها أصوات رنين الفضاء، و سترحل عن الثقب السوداء بسرعة الضوء و هي تتقارب لتتحد في ثقب أسود هادىء عند نهاية اليوم. |
| Bu galaksilerin yaydığı ışık mümkün olan en yüksek hızda, ışık hızında seyretse bile aramızdaki sürekli açılan bu mesafeyi kat edemeyecek hale gelecek. | TED | الضوء التي تبعثه هذه المجرات يسافر بسرعة أعلى من سرعة الضوء لن نتمكن من التغلب على اتساع الفجوة بيننا |
| Bu tekrarlanan görev eğrisi ve bu da robotun insan hızında hareketi. | TED | هذا هو مسار المهمة، وهنا هو الروبوت يتحرك بسرعة الإنسان. |
| Bu, insanın dört katı hızında. | TED | هنا بسرعة تقارب أربعة أضعاف سرعة الإنسان. |
| Etmiyorlar. Elektronların telden aşağıya doğru saçılan bal hızında homurdanarak indiği söyleniyor. | TED | الالكترونات تتعثر عبر السلك ، في سرعة انتشار العسل ، كما يقولون. |
| Bir seri katilimiz var Greg ve günde bir cinayet hızında gidiyor. | Open Subtitles | نحن لدينا قاتل محترف, وهو يعمل بمعدل قتل شخص فى اليوم الواحد |
| Ama Afrika'nın insan nüfusu dünyanın iki kat hızında artıyor. | Open Subtitles | لكن سكان أفريقيا من البشر ينمون بمعدل ضعف المستويات العالمية |
| Pekala. Videoyu çeyrek hızında oynatacağım. | Open Subtitles | حسناً, سأقوم بتشغيل هذا الفيديو بربع سرعته |
| Sana başka bir açıdan ağır çekim gösterecek ve tekrarında normal hızında genel açıdan. | Open Subtitles | وهي تعرضها لكم بالحركة البطيئة ومن زاوية أخرى ثم بالسرعة الطبيعية، ثم بالزاوية الأصلية مرة أخرى |
| Her zaman ışık hızında. | Open Subtitles | كسرعة الضوء دائماً |
| - Evet, atmosfere 45 derece ışık hızında girerken güneş parçası mı görüyorlar? | Open Subtitles | -أجل . بقعة شمسية تدخل الغلاف الجوي بسرعة "45 ماخ"؟ |
| - Onunlayım. - Benimle. Warp hızında yol alıyoruz. | Open Subtitles | إننا ننطلق أسرع من الضوء كيف تمكنتما من الانتقال إلى هذه السفينة؟ |
| Bundan onyıllar sonra, uzaygemileri yaklaşık ışık hızında hareket ederek | Open Subtitles | قبل عقود من اليوم ، السفُن الفضائيّة المُسافِرَة بسُرعة الضوء تقريباً قبل عقود من اليوم ، السفُن الفضائيّة المُسافِرَة بسُرعة الضوء تقريباً |