| Güzel haberle başlayalım: Alan taraf değil. | TED | فالنبدأ بالأخبار الجيده : إنهم ليسوا هؤلاء الآخذين. |
| İyi haberle başlayalım, beslenme ve temel tıbbi tedaviden bahsetmek istiyorum. | TED | دعونا نبدأ بالأخبار الجيدة، وأود أن أتكلم هنا عن التغذية وأساسيات الرعاية الطبية. |
| İyi haberle başlayalım o zaman, hisselerimizin %50 si halka açıldı | Open Subtitles | أعتقد أننا يجب أن نبدأ بالأخبار الجيدة وهي أننا |
| Ne zaman uğraşmak istemediği bir haberle karşılaşsa, kaçar. | Open Subtitles | في أيّ وقت يحضى بأخبار لا يريد التعامل معها، يبدأ بالركض. |
| Hiç iyi haberle gelmedim, hep sorun çıkardım. | Open Subtitles | لم يسبق أن أتيتكَ بأخبار طيبة فقط المشاكل |
| Bülteni sansasyonel bir haberle açıyoruz. | Open Subtitles | لنبدأ بالخبر الأبرز المشاهد كان على مقدرة |
| Ben de parti liderlerini aradım ve onları bu haberle ilgili olarak aksiyon alacağımıza dair uyardım. | Open Subtitles | لذا إتّصلتُ بالقادة من كِلا الحزبين لتحذيرهم أننا قد نتصرّف بناءً على هذا، |
| İyi haberle başlayalım. | Open Subtitles | دعنا نبدأ بالجيدة |
| Seni piç! Her zaman kötü haberle gel siritma bazi zaman ! | Open Subtitles | أيها اللعين، أنت نحس تأتيني بالأخبار السيئة |
| Annem, beni okula almaya korkunç bir haberle gelmişti. | Open Subtitles | جاءت أمي لأخذي من المدرسة بالأخبار الفظيعة |
| Her seferinde son dakika kötü haberle onlara gidince kabahat benim başıma patlıyor. | Open Subtitles | في كل مرة أرجع لهم بالأخبار السيئة يثورون في وجهي |
| Önce iyi haberle başla kendine güven ve tutamayacağın sözler verme. | Open Subtitles | فقط إبدأ بالأخبار الإيجابية، وكن واثقًا، ولا تعطي أي وعود لا يمكنك الإيفاء بها. |
| İyi haberle başlayalım o zaman, hisselerimizin %50 si halka açıldı | Open Subtitles | أظن أننا سنبدأ بالأخبار الجيّدة، التي أننا خصصنا 50 سنتًا، |
| İyi haberle devam edeyim ben. | Open Subtitles | سأبدأ بالأخبار الجيدة |
| İyi haberle başla. | Open Subtitles | إبدأ بالأخبار الجيدة أجل |
| Günüm iyi bir haberle başladı ve gittikçe güzelleşiyor. | Open Subtitles | يومي بدأ بأخبار سارة وهو يزيد تحسناً |
| Ve asistanı Kitty onu ürkütücü bir haberle karşıladı. | Open Subtitles | , وهناك مساعدته كيتي رحبته بأخبار مروعه |
| Ve asistanı Kitty onu ürkütücü bir haberle karşıladı. | Open Subtitles | , وهناك مساعدته كيتي رحبته بأخبار مروعه |
| İyi haberle başlamıştım. | Open Subtitles | لقد بدأت بالخبر الجيد |
| Caroline partide bana bu haberle sürpriz yaptığında ben de ona sürpriz yapacağım. | Open Subtitles | عندما (كارولين) سوف تفاجئني بالخبر الكبير اثناء الحفلة, سوف افاجئها |
| Ben de parti liderlerini aradım ve onları bu haberle ilgili olarak aksiyon alacağımıza dair uyardım. | Open Subtitles | لذا إتّصلتُ بالقادة من كِلا الحزبين لتحذيرهم أننا قد نتصرّف بناءً على هذا، |
| İyi haberle başlayalım. | Open Subtitles | دعنا نبدأ بالجيدة |