| Tıpkı yeni bir ilacın denenmesi gibi, doğrudan insanlar üzerinde test etmeyiz. | TED | وبنفس الطريقة، فعندما تجرب عقارًا جديدًا، فأنت لا تجربه على البشر مباشرة. |
| Yani patronunun gizlice insanlar üzerinde deneyler yaptığını öğrendiğimiz yere mi? | Open Subtitles | ، حيث إكتشفنا للتوى بأن رئيسك يُجرى إختبارات سرية على البشر |
| Biz klinik deneylerdeyiz. 5 tanesi insanlar üzerinde. | TED | نحن في مرحلة التجارب السريرية، وقد وضعنا خمسة منها على أشخاص. |
| Bütün bu seçim konusu insanlar üzerinde iki etki, iki negatif etki yapıyor. | TED | كل هذه الخيارات لديها تأثيرين، تأثيران سلبيان على الناس. |
| O yüzük sadece insanlar üzerinde çalışır. Görsel ikiz doğaüstü bir olaydır. | Open Subtitles | هذهِ الخواتم تعمل مع البشر وحسب، أما النظيرة فهي كيان خارق للطبيعة. |
| Tamam, insanlar üzerinde etkisi var. Ne olmuş yani? | Open Subtitles | إذاً هي لديها تأثير على الأشخاص ، وبعد ؟ |
| Bu benim en sevdiğim alıntı çünkü H.C. Jacobaeus insanlar üzerinde laparoskopi ameliyatı yapan ilk kişi idi ve bunu 1912’de yazmıştı. | TED | هذه افضل عبارة لأن الدكتور جابكايس كان اول شخص اجرى الجراحة بالمنظار على الإنسان وكتب ذلك في عام 1912 |
| Bu konuda insanlar üzerinde bir deney yapmaya karar verdim. | TED | لذا فقد قررت أن أقوم بتجربة هذا مع الناس. |
| Bilirsin, insanlara ilaç ve tedavi için en iyi insanlar üzerinde çalışılır. | Open Subtitles | طب و علاج البشر من الأفضل أن تتم الأبحاث فيها على البشر |
| Tanrıların insanlar üzerinde oynadığı acımasız oyunların başka bir kurbanı daha. | Open Subtitles | إنها ضحية آخرى من حيل القاسية التي تلعبها الآلهه على البشر. |
| Bu nedenle bizim istediğimiz insanlar üzerinde yapılan çalışmaları görmek. | TED | إن ما نريده حقيقة هو دراسات حقيقية على البشر. |
| Bunun çok tuhaf geleceğini biliyorum ama bazı meteor taşlarının, kasabadaki bazı insanlar üzerinde dünya dışı etkisi oldu. | Open Subtitles | وأعرف أن ما سأقوله الآن سيبدو عجيباً لكن بعض حجارة النيازك أثرت بشكل خارج عن المألوف على أشخاص معينين في البلدة |
| Yaptığın şeylerin sonuçlarının diğer insanlar üzerinde bir etkisi olduğunu anlamıyor musun? | Open Subtitles | ألا تدرك بأن عواقب أفعالك تؤثر على أشخاص آخرين؟ |
| İnsanlar üzerinde deneyler. | Open Subtitles | بإجراء تجربة على أشخاص لإتمام تنفيذها |
| İnsanlar üzerinde böyle bir etkiniz var öyle değilmi sensei? | Open Subtitles | لديك هذا التأثير على الناس أليس كذلك أيها المعلم |
| Genelde insanlar üzerinde bu etkim olur. | Open Subtitles | أنا غالبا ما يكون لدي ذلك التأثير على الناس |
| İnsanlar üzerinde daha önce denenmeyen şey budur: sistematik biçimde ortaya koyma. | TED | هذا هو الشيء الذي لم يتم القيام به قط مع البشر: لا شيء منهجي، لا إثبات حقيقي. |
| Bu teknolojiyi insanlar üzerinde kullanmak için değiştirmem gerekti. | Open Subtitles | لقد كان عليا التغيير في هذه التكنولوجيا لستخدامها مع البشر. |
| Buradaki insanlar üzerinde deney yapıyorlar. | Open Subtitles | إنّهم يقومون بتجارب على الأشخاص هنا |
| Orada insanlar üzerinde deney yapıyorsunuz. | Open Subtitles | أنت تُجري التجارب على الأشخاص هناك |
| Bana insanlar üzerinde deney yapmak için biraz para gerek. Gelin göstereyim. | Open Subtitles | أحتاج بعض التمويل لأطبق تجاربي على الإنسان, أرجوك دعني أريك |
| Gerçekten hasta insanlar üzerinde çalışmadığım konusunda sizi uyarmalıyım. | Open Subtitles | يجب أن أحذّرك بأنّني لا أعمل شخصيا مع الناس المرضى جدا. |
| Hayır, ciddiyim. İnsanlar üzerinde afrodizyak etkisi yaratıyorsun. | Open Subtitles | لا بجد ان لها كتأثير المنشط الجنسي علي الناس |