| Hayır, bir mezeciyi vurdular. kefaleti yükselttiler. Beni tehdit ettiler. | Open Subtitles | لا , لقد أطلقوا النار عليه ودفعوا الكفالة والأن يهددوننى |
| kefaleti ödemeyi atladığımda avukatım söylemişti. | Open Subtitles | محامي أخبرني بهذا عندما أردت خرق شروط الكفالة والهرب |
| "Tahrik sonucu saldırı" deyin, kefaleti nakit ödeyeyim. | Open Subtitles | إجعله إعتداء مشدد وأستطيع دفع الكفالة, نقداً الآن |
| Yüzde 10'u karşılığında, mahkemenin belirlediği kefaleti alacağıma garanti veriyorum. | Open Subtitles | مقابل 10 بالمئة أتعاب أضمن حصولك علي مبلغ كفالة الخروج |
| Ona hikâyeni anlattıktan sonra, kefaleti kabul edebilmesi mümkün. | Open Subtitles | من المحتمل انه بعد ان يسمع روايتك, انه قد يقبل على خروجك بكفالة |
| Öyle umuyorum. Leroy cinayetten hapishanede ve kefaleti bir milyon dolar. | Open Subtitles | ليروى حاليا فى السجن لجريمة قتل و كفالته مليون دولار |
| kefaleti ödemek için muhtemelen evi ipotek ettirmek zorunda kalacagiz da. | Open Subtitles | تعرف علينا أن نرهن المنزل لكي ندفع الكفالة |
| Hiçbir cinayet davasında... kefaleti kabul etmem, bugünün de bir istisna olduğunu düşünmüyorum. | Open Subtitles | لا أسمح بطلبات الكفالة في قضايا القتل واليوم ليس استثناءا |
| kefaleti odemek icin muhtemelen evi ipotek ettirmek zorunda kalacagiz da. | Open Subtitles | تعرف علينا أن نرهن المنزل لكي ندفع الكفالة |
| Şey, kefaleti ödemen gerekiyor. Adambaşı $10.000. | Open Subtitles | حسنا , نريد منك ان تدفع لنا الكفالة انها 10000 دولار |
| kefaleti ödeyecek param yok. Bittim ben. | Open Subtitles | ولا يوجد معى دولار واحد لأدفع الكفالة أنا ملعون, أنا ملعون |
| Her şey yoluna girecek. Paige kefaleti riske atmaz. | Open Subtitles | أوه ، سيكون الأمر على ما يرام بايدج لن تهرب من دفع الكفالة |
| kefaleti ayarla, Carolyn. | Open Subtitles | فقط تدبري أمر الكفالة المالية من اجلنا يا كارولين.. |
| Sayın yargıç, biliyorum bu oldukça sıradışı olacak ama Darling'lerin özel bankasıyla temasa geçtik ve kefaleti hemen ödemek istiyoruz. | Open Subtitles | إنّ هذا غير معتاد نهائياً يا سيّدتي القاضية.. ولكننا حضّرنا أنفسنا واتصلنا ببنك الدارلينغ الخاص.. وستدفع الكفالة فوراً. |
| Pekala, hakime, kefaleti ödemeye niyetli olduğunuzu belirteceğim. | Open Subtitles | حسناً , سأخطر القاضي بأنّك ستدفعين الكفالة |
| İki çocuğumun hapse girmesindense kefaleti unuturum gider. | Open Subtitles | أفضّل أن أخسر الكفالة على أن أخاطر بدخول إثنان من أطفالي إلى السجنّ |
| Avukatlarım kefaleti öder. Seni ülke dışına kaçırırız. | Open Subtitles | محاميي يمكنهم دفع الكفالة سنخرجك من البلاد |
| Yani bugün bağış yapılan bir dolar önümüzdeki beş yıl boyunca 15 insanın kefaleti için kullanılabilir. | TED | لذا فإن الدولار المُتبرع به اليوم يمكن استخدامه لدفع كفالة ما يصل إلى 15 شخص، خلال الخمس سنوات المقبلة. |
| Calleigh, dün gece Julio Bail Bonds'ta Jack Williams'ın ödediği kefaleti araştırır mısın? | Open Subtitles | كاليه أعرف من كان يكفله جاك في ليلة الأمس بسندات كفالة خوليو |
| kefaleti reddedeceğiz ve onu bir süre içerde tutacağız. | Open Subtitles | نحن ستعمل رفض الافراج عنه بكفالة وابقاءه مغلق للحصول على بت |
| Bu olayın size dokunan ucu şu ki bu evi ve kerestelik arazinizi kefaleti için ipotek ettirdi. | Open Subtitles | ولكن موقفكم جميعاً من الأمر، أنه رهن هذا المنزل وفداناتكم لدفع كفالته. |
| Soruşturma devam ederken Başkan Scott, kefaleti reddedilmiş halde hapiste tutuluyor. | Open Subtitles | سوف تنعقد محاكمة العمده سكوت بدون دفع الكفاله والتحقيق مازال مستمرا |
| Siz en iyisi gidin kefaleti hazırlayın. | Open Subtitles | اذهبي ورتبي للكفالة بدلا من ذلك |
| Sadece elli bin getirmemi istiyor. O da kefaleti için. | Open Subtitles | لكنه سيحضر 50.000 لو أحتاج لكفالة |
| "kefaleti kabul edebilir" derken neyi kastediyorsun? | Open Subtitles | ماذا تعنى بانه" قد يقبل بالكفالة ؟ " |