| Eğitimlerini ve özverilerini uygulamak için kamu sağlığı sektöründe veya kâr amacı gütmeyen sağlık merkezlerinde işe ihtiyaçları var. | TED | يحتاجون لوظائف في القطاع العام للصحة أو في مراكز الصحة الغير ربحية ليضعوا تدريبهم و التزامهم في العمل. |
| HIV merkezlerinde, mülteci kamplarında... Ancak aynı zamanda internette zorbalık ve erken yaşta evliliğe son vermek için | TED | في مراكز مكافحة الإيدز وفي معسكرات اللاجئين، وأيضاً حتى نتمكن من وضع حد للتنمر عبر الإنترنت وللزواج المبكر. |
| Yeni şehir merkezlerinde filizlenen kuleler, neredeyse daima beton ve çelikten yapılıyor ve camla kaplanıyor. | TED | الأبراج الجديدة في مراكز المدن التي تكون غالبًا مصنوعة من المعدن والخرسانة ومغطاة بالزجاج. |
| Ve onun hikayesi dünya çapında, şehir merkezlerinde kendisini tekrarlıyor. | TED | و تتكرّر قصّته في المراكز الحضرية بمختلف أنحاء العالم. |
| Hastaneden çok alışveriş merkezlerinde zaman geçirmiş gibi duruyor. | Open Subtitles | يبدو بأنها قضت وقتاً اطول في المحلات مما قضته في المستشفى |
| Ama sonra arkasına bakıyor eskiden havalimanlarında veya alışveriş merkezlerinde beni geçip arkasına baktığı gibi. | Open Subtitles | وبعدها ينظر إلي في الخلف كما أعتاد أن يفعل حين يسبقني ركضًا في المطارات أو المجمعات التجارية أو .أين ما يكن |
| Bir mesajı daha önce ilettim anlaşılan CIA'nin Langley'deki merkezlerinde Dwight'a eğitim ve diğer ajanlarla dondurma yiyip kaynaşması için ihtiyaçları varmış. | Open Subtitles | " ويبدو أن المخابرات السرية ستحتاج " دوايت في أسفل مقرهم للتدريب وتناول أيس كريم أجتماعي مع العملاء الأخرين |
| Bu bütün rehabilitasyon merkezlerinde zorunluluktur. | Open Subtitles | هذه سياسة الانتداب الان فى جميع ماركز اعادة التأهيل |
| Bir iklim aktivisti her denemeyi okuyan ya da her öğleden sonra alışveriş merkezlerinde vejeteryanlık üzerine broşürler dağıtarak geçiren kişi değildir. | TED | ليس ناشط المناخ شخصًا واحدًا الذي يقرأ كل دراسة ويمضي كل مساء وهو يوزع منشورات عن النظرية النباتية في مراكز التسوق. |
| Beynimizin, kimliğimizi, kişiliğimizi tekrar tekrar doğrulayan çağrışım merkezlerinde, biz yokuz. | Open Subtitles | نحنا لسنا موجودين في مراكز الدماغ الترابطية التي تؤكد هويتنا و التي تؤكد شخصيتنا |
| Giderek artarak mobil iş ve faaliyetlerimiz çok çalışan sunucu birliğine dayanmakta, dünya genelinde devasa veri merkezlerinde depolanmaktadır. | TED | على نحو متزايد، يعتمد عملنا على الهاتف وألعابنا على جحافل من الخوادم المنهكة، المخزنة في مراكز البيانات العملاقة المنتشرة عبر العالم. |
| İnsanların cep telefonlarının kameralarını kullanarak, oy merkezlerinde olan biteni fotoğraflamasından ötürü, başkanın seçimi kendi istediği şekilde sonuçlandırması mümkün olmadı. | TED | لأنه كان بمقدور الناس أخذ صور بالهواتف النقالة لما يجري في مراكز الإقتراع، كان مستحيلاً لذلك الرئيس أن يجري الإنتخابات بالطريقة التي يريد. |
| Bu alışveriş merkezlerinde tuvaletleri neden saklarlar ki? | Open Subtitles | لماذا يخبئون الحمّامات في مراكز التسوق؟ |
| Bizde olduğu gibi, galaksilerin merkezlerinde bulunurlar. | Open Subtitles | التي توجد في مراكز المجرات كمجرتنا |
| Dr. Wolf Hastalık Kontrol merkezlerinde çalışmaya başladı. | Open Subtitles | توجهت الدكتورة "وولف" للعمل في مراكز مكافحة الأمراض |
| Varoşlardaki rakamlar ümit verici... ancak şehir merkezlerinde seni siliyorlar. | Open Subtitles | الأصوات بالضواحي مشجعة أما بالمدينة فلا لَكنَّهم يَقْتلونَك في المراكز الحضرية. |
| Birkaç yıl içinde her şey alışveriş merkezlerinde satılacak. | Open Subtitles | تذكر ما أقول ، في بضعة سنوات كل شيء سيكون مباع في المراكز التجارية |
| Afişler hazırlayacağız, alışveriş merkezlerinde insanlar mağaza önlerini kiralayacağız ve insanların gerçek manada oyuna yazılmasını sağlayacağız. | Open Subtitles | الأمر كله لحملة التجنيد سيكون لدينا ملصقات الناس في المحلات التجارية سنقوم بتأجير واجهات المحلات |
| Her yıl Riviera'da kumarhanelerde, otellerde, alışveriş merkezlerinde dünya kadar para el değiştirir. | Open Subtitles | كُلّ سَنَة، بالكازينوات الفنادق، المحلات... أموال طائله تَتغيّرُ الأيدي على شاطئ الريفييرا. |
| Küçük marketlerde, video dükkanlarında, alışveriş merkezlerinde olmamız gerek. | Open Subtitles | يجب أن نكون بالبقالات ,محلات الفيديو المجمعات التجارية. |
| (Gülüşmeler) Hepimiz alışveriş merkezlerinde vakit geçiriyoruz, şehir dışlarına taşınıyoruz. Şehir dışlarında kendi mimarlık fantezilerimizi oluşturabiliriz. | TED | (ضحك) نلتقي جميعا في المجمعات التجارية وننتقل جميعا لنعيش في الضواحي، وهناك، في الضواحي، يمكن أن نخلق خيالات هندسية. |
| ...bugün, Bay Canning'in JNL Pesticides ile genel merkezlerinde bir işler çevirdiği. | Open Subtitles | أن السيد ـ (كانينج) ـ قام بشبهة تواطؤ مع مؤسسة ـ (جي إن إل) ـ لصناعة المبيدات في مقرهم الرئيسي في نيويورك |
| EM acil merkezlerinde iş sağlayan bir program varmış. | Open Subtitles | ويحصل للأطباء مثلك على وظائف في ماركز الطوارئ الخاصة بإدارة الجنود |