| Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı. | TED | لكن إن كنّا نتحدّث معا باللّغة الصينية، لن يكون ذلك أمرا ممكنا. |
| Asıl ben seni bu kadar sevmeseydim bunların hiçbiri olmayacaktı. | Open Subtitles | لم يكن ليحدث أي من هذا لو لم أحبك كثيراً |
| Fakat bu dizilimi tekrar çıkardığımızda, 30 hata olduğunu bulduk. Eğer sentezde ilk dizilimi kullansaydık, canlanması asla mümkün olmayacaktı. | TED | لقد وجدنا في الواقع، بإعادة سلسلتها، 30 خطاءً. سيكون تمهيداً أننا سلسلنا الأصل، فإنه أبدا لم يكن ليتمكن من التحرك. |
| Sen olmasan böyle bir parti olmayacaktı. | Open Subtitles | و ما كان ليصبح هناك حفل يفسد لولاكِ |
| Ben olmasaydım, o burada olmayacaktı. | Open Subtitles | ـ باغزي ـ لم يكن ليكون هنا لولاي |
| Eğer bizimki herkese sempati duymasaydı ortada bir tehlike olmayacaktı. | Open Subtitles | لما كان هنالك خطر لو لم يرتاد دور عطوف القلب |
| Orada kalıp yapmam gerektiği gibi tanıklık etseydim, bunların hiçbiri olmayacaktı. | Open Subtitles | لو بقيتُ وأدليتُ بشهادتي، ما كان سيحدث أيّ شيءٍ مِن هذا. |
| Neticesinde, eğer ben Rembrandt mektuplarını yanlış yere... koymasaydım bunların hiçbirisi olmayacaktı. | Open Subtitles | وبعد كل هذا , لا شئ من هذا كان ليحدث لو لم اضع رسائل رامبرانت فى غير مكانها رسائل ؟ |
| Dee ırk çatışması çıkarmasaydı hiçbir sorun olmayacaktı. | Open Subtitles | كان سيكون بخير لو أن دياندرا لم تبدأ حرب أعراق |
| Onun beni aldattığını kafama sokmasaydınız bunların hiçbiri olmayacaktı. | Open Subtitles | لم يكن ليحصل شيء لو لم تقنعوني أنها تخونني |
| Şu fikri iyice benimsedim, benim karakterim diğerleri kadar korkunç olmayacaktı. | TED | لذا التزمت بفكرة أنني لن أجعل شخصيتي مخيفة كشخصيات بعض الآخرين. |
| Joy'un düşüşü bize biraz zaman kazandırdı, ama arabayı almak kolay olmayacaktı. | Open Subtitles | سقوط جوي اعطانا القليل من الوقت, لكن استرجاع السيارة لن يكون سهلاً |
| Bu sebeple biliyordum ki daha fazla kanıt olmadan bu olmayacaktı. Fotoğrafı yaptım. | Open Subtitles | وكنت أعرف أنه بدون توافر المزيد من الأدله لن يحدث شئ،لذلك قمت بالتصوير |
| Bu bağlamda devam edersek, böyle bir şey hiç olmayacaktı. | TED | لو واصلنا ما كنا نقوم به، لم يكن ليحدث ما حدث. |
| Ancak bu yakın zamanda olmayacaktı ve kiramın ödenmesi gerekiyordu. | TED | ولكن لم يكن ليحدث ذلك في أي وقت قريب، وكنت بحاجة لدفع إيجار المنزل. |
| Daha birkaç gün böyle bir şey olmayacaktı. Bir programımız var. | Open Subtitles | لم يكن يُفترض بهذا أن يحدث قبل أيّام لدينا جدولٌ زمنيّ |
| Eğer içinde sen olmasaydın böyle bir anım olmayacaktı. | Open Subtitles | ما كنتُ لأحظى بتلك الذكرى لولاكِ |
| Ben olmasaydım ikinci bir şansın bile olmayacaktı. | Open Subtitles | -لن يكون لديك فرصة اخرى مع العميد لولاي -نعم , صحيح أنت مشهوره |
| Eğer beni Grommett'e götürmeyi düşünseydiniz ki orada bir tren bulabilirdim, bunlar olmayacaktı. | Open Subtitles | و أن كنت امددتنى بوسيلة انتقال الى جروميت حيث أتمكن من أدراك قطار لما كان حدث هذا ابدا |
| O herifle tanışmasan bunlar olmayacaktı. | Open Subtitles | هذا ما كان سيحدث أبداً، إذا ماكنتِ قابلتِ هذا الرجل |
| Beni korumaya çalışmasaydın bunların hiçbiri olmayacaktı. | Open Subtitles | ما كان ليحدث أي من هذا لو لم تحاولي حمايتي. |
| Eğer onu ben Başkan yapmasaydım Başkan olmayacaktı. | Open Subtitles | ما كان سيكون رئيساً لو لم أجعله رئيساً. |
| Eğer arada sen olmasaydın, bir işi bile olmayacaktı. | Open Subtitles | لهذة العائلة وكل مافعلناة من أجلك لم يكن ليحصل على وظيفة إن لم تكن من أجلك |
| Yani, eğer orada olmasaydım, hiç bir şey olmayacaktı. | Open Subtitles | أعني، إن لم أكن متواجداً هناك لم يكن ذلك ليحدث |
| Eğer tüymeseydim hiçbiri olmayacaktı. | Open Subtitles | لو لم اتسلل للخارج لم يكن سيحدث كل هذا |
| Eğer o motoru Peestain'e satmasaydım hayatını kurtaracak piç bir çocuğun olmayacaktı. | Open Subtitles | لو لم اقم ببيع الدراجه له لم يكن ليكون لديك ابن لينقذ حياتك |
| Ben kullansaydım bu olmayacaktı. | Open Subtitles | إذا كنت أقود ماكان هذا ليحدث أبداً فقط توقف |
| Aslında, sen olmasaydın, onunla konuşmak için bir bahanem olmayacaktı. | Open Subtitles | لولاك لما وجدت عذراً للتحدث معها |