| Onları kasten takip ettiğini açıkladıktan sonra tedirgin oldular, ama ona olan ilgilerinden kurtulamadılar. | Open Subtitles | الحقيقة بأنها قامت بخداعهم عمداً انزعجا كثيراً منها ولكنهما لايستطيعان التخلص من مشاعرهما نحوها |
| ona olan duygularınla bu görevi birbirinden ayırman gerek. | Open Subtitles | يجب عليك ان تفصل شعورك نحوها من هذه المهمة |
| Buluğ çağına giriyor, Tanrı aşkına! ona olan bu! | Open Subtitles | إنها في سن البلوغ بحق الرب هذا ما حدث لها. |
| Deniz o gün çok dalgalıydı. Sana bunu yüzlerce defa söyledim. ona olan şey benim de başıma gelebilirdi. | Open Subtitles | المياه ذلك اليوم كانت مُتقلبة جداً أخبرتُكَ بذلك مئات المرات، ما حدث لها كان يُمكن أن يحدث لي |
| Bunun, ona olan hislerimi gerçekten değiştireceğini mi düşünüyorsun? | Open Subtitles | هل تعتقد حقاً أن هذا سيغير الطريقة التى أشعر بها تجاهه ؟ |
| Bütün yaptiklarimi, ona olan borcumu ödemek için yaptigimi göremiyor musun? | Open Subtitles | ألا ترى أن كل ما قد فعلت ما هو إلا بمثابة محاولة منّي لرد دينه؟ |
| Hapları alma sebebinin benim ona olan bağlılığımı test etmek için olduğunu düşünüyorum. | Open Subtitles | لدي إحساسٌ أنه لهذا تناولت الأقراص بالمقام الأول لتختبرني نوعاً ما... إلتزامي تجاهها |
| Bahisçin Jimmy buraya geldi. ona olan borcunu ödedim. | Open Subtitles | (جيمي)، وكيل مراهناتك قدم إلى هنا، وسددتُ له كلّ ما تدين به. |
| Benim hatırama girince, ona olan hislerimin farkına vardı. | Open Subtitles | فقط عندما قامت بالغرز الى ذكرياتي فإنها بالصدفة رأت مشاعري نحوها |
| Size ona olan duygularımdan bahsettim. Bunda yanlış bir şey yok. | Open Subtitles | أخبرتها عن مشاعري نحوها إنه لا يخالف القانون |
| John, ona olan ilgim kesinlikle profesyonelce. | Open Subtitles | جون، انجذابي نحوها انه فقط مقيد بالخبرة |
| Görünüşe göre Bishop'ın ona olan duygularını biraz hafife almışsınız. | Open Subtitles | يبدو أنك قللت من قدر مشاعر "بيشوب" نحوها. |
| ona olan şeyler şimdi de bana oluyor. | Open Subtitles | كل شيء حدث لها يحدث لي |
| - ona olan şey üzücü. | Open Subtitles | من العار ما حدث لها |
| ona olan her şeyin sorumlusuyum. | Open Subtitles | مسؤول بكل شيئٍ حدث لها |
| Sen böylece ona olan tüm hisminla tüm içerlemenle, tüm kiskançliginla gömdügün öfkenle bu kapidan giriyorsun. | Open Subtitles | لذا تأتي عبر هذا الباب بكل غضبك استيائك, غيرتك غضبك المدفون تجاهه |
| Dava dosyasından bunu onaylayamam ama ona olan duyguları derin. | Open Subtitles | لايُمكننيّتأكيدذلك منالملف، لكن ، لو مشاعرها تجاهه بهذا العُمق. |
| Hazır böyle demişken belki de Dan'e, ona olan hislerini söylemenin vakti gelmiştir. | Open Subtitles | بمناسبة ذلك .,.. ربما قد حان الوقت لإخبار دان بشعورك تجاهه |
| Bütün yaptıklarımı, ona olan borcumu ödemek için yaptığımı göremiyor musun? | Open Subtitles | ألا ترى أن كل ما قد فعلت ما هو إلا بمثابة محاولة منّي لرد دينه؟ |
| Bütün yaptiklarimi, ona olan borcumu ödemek için yaptigimi göremiyor musun? | Open Subtitles | "ألا ترى أن كل ما قد فعلت ما هو إلا بمثابة محاولة منّي لردّ دين والدتك؟" |
| Bütün yaptıklarımı, ona olan borcumu ödemek için yaptığımı göremiyor musun? | Open Subtitles | "{\fnAdobe Arabic}ألا ترى أن كل ما قد فعلت ما هو إلا بمثابة محاولة منّي لردّ دين والدتك؟" |
| Onunla konuşursak vazgeçebilir ona olan hislerimizi söyleriz. | Open Subtitles | ليس لو تحدثنا إليه ، لنشرح له شعورنا تجاهها ، قد يساعدنا بأن نبقيها بأمان. |
| ona olan hislerinle savaşarak doğrusunu yapıyorsun. | Open Subtitles | أنتَعلىصوابلقتالمشاعركَ.. المشاعر التي تساوركَ تجاهها. |
| Bahisçin Jimmy buraya geldi. ona olan borcunu ödedim. | Open Subtitles | (جيمي)، وكيل مراهناتك قدم إلى هنا، وسددتُ له كلّ ما تدين به. |