| Sayın Yargıç, Bölge Savcılığı'yla görüştüm. Savcılık, tüm suçlamaların düşürülmesini talep ediyor. | Open Subtitles | سيادتك , لقد تحدثت مع النائب العام الولاية ترغب بإسقاط كافة التهم |
| Doğrusunu istersen umursadığım tek şey aleyhime yapılan suçlamaların düşüp düşmeyeceği. | Open Subtitles | لأكون صادقة، جل ما يهمني هو ما إذا كانت التهم ضدي ستسقط |
| Babama yapılan suçlamaların geri alınmasını ve annemin anlaşmasına bağlı kalınmasını istiyorum. | Open Subtitles | أنا أودّك لإعتبار السقوط التهم ضدّ أبي ويشرّف أمّي إتفاقية مناعة. |
| Çocuk paylaşımı davalarında bu tür suçlamaların olması standart bir şeydir. | Open Subtitles | في دعاوى حضانة الأطفال ، تكون هذه النوعية من الإتهامات تقليدية |
| suçlamaların ciddiyetinden dolayı, sanığın daha önce sabıkasının olmaması ve örnek gösterilebilecek okul durumu burada önemsizdir. | Open Subtitles | عدم وجود سجل اجرامي للشخص القاصر هنا , وظهوره المثالي في المدرسة ليست ذات تأثير هنا بسبب خطورة الاتهامات |
| Bay Raj Malhotra'nın, Bayan Sonia Ray'a karşı yönelttiği suçlamaların doğruluğu mahkemece sabit görüldüğünden Bay Rai'nin Bay Raj'a görevini ve itibarını iade etmesine karar verilmiştir. | Open Subtitles | لقد تم الاثبات فى المحكمة أن التهم التى وجهها السيد راج مالهوترا للسيدة سونيا روى صحيحة وبالتالى |
| Polisi ve Sosyal Hizmetler'i arayıp suçlamaların düşmesini sağlarım. | Open Subtitles | سأتصل بالشرطة و خدمات الأطفال و أجعلهم يسقطون كل التهم |
| Sonra bir telefon görüşmesi yaptı sonrasında duyduğum, suçlamaların düşürüldüğüydü. | Open Subtitles | ثم أجرى مكالمة. بعدها بقليل أجدهم يقولون لي أن التهم قد أسقطت. |
| Wolsey hakkındaki suçlamaların hepsini kabul etti. | Open Subtitles | رد ويلسي أنه مذنب بجميع التهم الموجهه إليه |
| suçlamaların hepsini düşüremediğim için üzgünüm ama... en azından minimum zararla olaydan sıyrıldın. | Open Subtitles | متأسف أنني لم أستطع إسقاط التهم كلياً .. ولكن على الأقل حصلت لك على ما أستطيع فعله |
| Davalıya karşı suçlamaların düşmesinde ACLU'nun size karşı dava açmış olmasının sizce etkisi var mı? | Open Subtitles | هل أثَّرت دعوى الحقوق المدينة بشيء على قرارك لإسقاط التهم ضد المتهمين الآخرين؟ |
| Sayın yargıç, savunma, tüm suçlamaların düşürülmesini talep ediyor. | Open Subtitles | حضرة المحترم، الدفاع يطلب إلغاء كلّ التهم |
| Merak ediyorum bunun Nikki'ye karşı suçlamaların düşmesiyle bir alakası var mı? | Open Subtitles | و أتساءل عما إذا كان ذلك لا شأن له باسقاط التهم ضد نيكي ؟ |
| Bu noktada söyleyebileceğim kanıt eksikliği sebebiyle müvekkilime karşı yapılmış bütün suçlamaların tamamen düşmesini istemektir. | Open Subtitles | أني أطلب اسقاط لكل التهم الموجهة ضد موكلي على اساس نقص الأدلة |
| suçlamaların ne zaman işleme konacağına ben karar veririm. | Open Subtitles | أنا أقرر متى نقوم بتوجيه الإتهامات فنحن لا نملك الحقائق الكاملة بعد |
| Hakkında ki suçlamaların hangisinin doğru olduğuna ben kadar vermiyorum. | Open Subtitles | لست أنا من لديه القرار، إذا كانت أي من هذه الإتهامات صحيحة |
| Goa Polisimiz mahkemeye başvurarak Komiser Rakesh Kadam hakkındaki tüm suçlamaların düşürülmesini talep edecektir. | Open Subtitles | الشرطة غوا لدينا الطعون قسم إلى المحكمة .. لتبرئة جميع الاتهامات ضد مفتش راكيش كادام. |
| Bayan Samuels hakkındaki suçlamaların düşürülmesini teklif ediyoruz. | Open Subtitles | نود أن تقديم التماس لرفض الاتهامات ضد السيدة صامويلز. |
| Ve sen ağlarken ben de, çalınan tutar için bir çek göstererek hiddetli küçük ellerine sıkıştırır ve perişan bir koca olarak suçlamaların düşmesi için, özel bir iyilik isterim. | Open Subtitles | وبينما تبكين بحرقه، أظهر شيك بالمبلغ المسروق أضعه في أيديهم وأطلب كإحسان خاص إلى زوج مذهول سحب التهمة |
| Sayın avukat, suçlamaların okunma kısmından feragat ediyor musunuz? | Open Subtitles | أيها المستشار، هل هُنالك تنازل رسمي للتهم الموجه إليه؟ |
| Senin suçlamaların yüzünden sevgiyle tutunduğumuz kutsal güven bağı kırıldı. | Open Subtitles | بسبب اتهاماتك لقد كسرنا الرباط المقدس من الثقة الذي نعتز به جدا |
| Büyük ödüller verilen en ciddi suçlamaların yapımına büyük ilgileri var bu anlamda 1979 ve 1982 yılı kanunları altında verilen cezalarda büyük azalma var. | Open Subtitles | عِنْدَهُمْ إهتمامُ عظيمُ في توجية الإتّهامات الأكثر جديّة و يعطوا الجوائزُ الهائلةُ، |
| Ama bu durumda sessizlik kuralı, bana yöneltilen suçlamaların geçersiz kılınmasına müsaade eder. | Open Subtitles | ولكِن حَتى في هَذه الحَالَه الإفتراض بِأن الصمَت يُعطي مِوافقَة يَستبعِد التُهم ضِدي |
| Bu, Celia Hodes hakkındaki bütün suçlamaların benim tavsiyemle düşürüldüğünü gösteren resmi bir belgedir. | Open Subtitles | هذا إشعار رسمي بأن كل التّهم (الموجّهة إلى (سيليا هودز أسقطت بناء على توصيتي |
| Bu da demek oluyor ki onun hakkındaki suçlamaların hepsi düşmüş durumda. | Open Subtitles | و مَذكور هُنا أنَ كُلَ التُهَم قَد أُسقِطَت |
| Bu suçlamaların tamamen kurmaca olduğunu gerçekler gösterecektir. | Open Subtitles | ستظهر الحقائق إن هذه الادعائات بدون أى دليل. |
| Bu suçlamaların hiç bir dayanağı yok ve içerikleri de oldukça rahatsız edici. | Open Subtitles | كل هذه الأتهامات بدون أسس و هي موزعة عمقاً |