| - Ed Lindley, sendika başkanı,bu yüzden suçlandı. | Open Subtitles | اد ليندلي ، رئيس الاتحاد اتهم بسبب تلك المقالة |
| Bir yıl önce papaz pedofili ile suçlandı. | Open Subtitles | السنة الماضية, الموجه اتهم بالتحرش بالاطفال |
| Esperanza, kesilen para yardımlarının yerini doldurmak için kokain kaçakçılığı yapmaya başlamakla suçlandı. | Open Subtitles | اسبيرانزا متهم با ستبدال الأموال بتهريب الكوكايين |
| CEO cinayetle suçlandı. Herkes dağılacak. | Open Subtitles | لقد تم اتهام الرئيس التنفيذي للشركة بارتكاب جريمة قتل |
| Kızkardeşim cadılıkla suçlandı, kimin suçladığını asla bilemedik. | Open Subtitles | أتهمت أختى بالسحر من قبل,لم نعرف أبدا. |
| Büyü yapmakla suçlandı ve kellesine ödül kondu. | Open Subtitles | لقد أدينت بالسحر ، و وضعت قيمة على رأسها |
| Çünkübüyükçaplı oto hırsızlığı, adam kaçırma, ...ve saldırından suçlandı, ...ki bu iç sesimin sonradan aklına geldi. | Open Subtitles | لقد اتهمت بالسرقات الكبرى خطف وسرقه ومن الممكن ان يكون توقعي الثاني |
| Alex, Ala ve avukatları Brillhoffer'ın topladıkları delillere göre kocam beni iki kere insülin iğnesiyle öldürmek teşebbüsünden suçlandı. | Open Subtitles | وفقاً لدليا الذي جُمع من قبل* *(ألكس) (آلى) و محاميهم (برلهوفر) أن زوجي قد إتُهم مرتين لمحاولة* *(قتلي يحقني (الأنسولين |
| Sahibi savcılık çalışanlarına rüşvet vermekle suçlandı. | Open Subtitles | اتهم المالك بمحاولة رشوة الموظفين في مكتبي |
| Bay Preezy, bir kaç hafta önce cinayetle suçlandı. | Open Subtitles | السيد بريزي اتهم بتهمة القتل قبل بضعة أسابيع |
| Ama yakın zamanda İspanya Hükümeti tarafından vatan hainliği ile suçlandı. | Open Subtitles | و الذي مؤخراً اتهم بالخيانة من قبل الحكومة الإسبانية |
| İki cinayetten suçlandı, | Open Subtitles | هو متهم بتهمتين اثنتان منها إصابتين خطيرتين |
| "İspanyol şef ... suçlandı." -- yani Fransızlar onu suçladı. | TED | "طاهي فرنسي متهم" ـ والذين يتهمونه هم الفرنسيون |
| Ama birkaç dövüşü satmakla suçlandı. | Open Subtitles | مع ذلك إنه متهم ببيع بعض مبارياته |
| Ed Johnson birinci dereceden cinayetle suçlandı | Open Subtitles | تم اتهام جوناسون بالقتل من الدرجة الأولى |
| Bay Bates haksız yere cinayetle suçlandı. | Open Subtitles | تم اتهام السيد بايتز ظلمًا بالقتل |
| Bayan Armstrong'un özel hizmetkarı suç ortaklığı ile suçlandı o da kendini pencereden aşağı attı ve öldü. | Open Subtitles | و الوصيفه الخاصه بمسز أرمسترونج و التى أتهمت بطريق الخطأ كمشتبه فيها متواطئه فى الجريمه ألقت بنفسها من نافذة غرفة نومها و لقت مصرعها |
| Bu hafta resmen cinayetle suçlandı. | Open Subtitles | أتهمت رسمياً بالقتلِ هذا الإسبوعِ |
| Senin de gördüğün gibi... Bugün bir kadın daha suçlandı. | Open Subtitles | امرأة أخري قد أدينت اليوم، كما رأيت |
| Hemşire çocuğun kırıklarına yol açmakla suçlandı. | Open Subtitles | الممرضة اتهمت بمنع التئام الكسور |
| 17 yaşında tutuklanarak ihanet ve terörizmle suçlandı. | Open Subtitles | اُعتقلت بعمر السابعة عشر واتهمت بالخيانة والإرهاب |
| İşlemediği bir cinayet için suçlandı ve idama mahkum edildi. | TED | لقد كان متهماً في جريمة لم يرتكبها وقد حُكم عليه بالإعدام شنقاً. |
| Hiç bir ilgisi olmadığı bir suç yüzünden sahte bir şekilde suçlandı. | Open Subtitles | لقد تمّ إتهامها زوراً بجريمة ليس لها علاقة بها بتاتاً. |
| İki yıl çalıştıktan sonra kovulmuş. Cenin çalmakla suçlandı. | Open Subtitles | لقد تم طرده بعد عامان تم اتهامه بسرقه الاجنه |