| Yani tersi istikamette bir ilerleme var: Daha kapalı sınırlar, daha az işbirliği ve belki Avrupa yapısının farklı bölümlerinin bazılarında ayrılmalar bile olabilir. | TED | بل على العكس ، فهي ذات حدود أكثر إنغلاقاً و أقل تعاوناً ، بل و حتى قد تخرج عن بعض الأجزاء المختلفة للبناء الأوروبي |
| O yüzden unutmayalım, TED'de ya da başka bir yerde, ne kadar harika fikriniz varsa ya da duymuşsanız, bunların tersi de doğru olabilir. | TED | لذا، دعونا لا ننسى، سواء في تيد، أو أي مكان آخر، أنه أي فكرة ممتازة لديك أو تسمعها، فان العكس ربما يكون أيضاً صحيحاً. |
| Kraliyet Şeker bize bağımsızlığımız için yardım edecekti; tam tersi değil. | Open Subtitles | الشركة الملكية كان من المفترض ان تساعدنا على الاستقلال وليس العكس |
| Örneğin güneş Almancada dişil ama İspanyolcada eril, ay ise bunun tam tersi. | TED | مثلاً، الشمس مؤنثة بالألمانية ولكنها مذكر بالأسبانية، والقمر، بالعكس. |
| *Siz Führer'i nazik biri olarak biliyorsunuz. *Ama aynı zamanda tersi de olabilir. | Open Subtitles | أنت تعرفين الفوهرر كمحب للخير ولكنه من الممكن أن يصبح على النقيض تماما |
| Pek değil, bence tam tersi. Belki de yüksek tansiyon. | Open Subtitles | بالكاد , أقول العكس ربما يعانى من ارتفاع ضغط الدم |
| Az demiş. Henry Wingo'da Midas dokunuşunun tam tersi vardı. | Open Subtitles | هناك خطأ في التعبير هنري رينجو كان على العكس تماما |
| Oscar Wilde söylemişti sanırım, "Sevdiğin şeyi yok et." ya da tam tersi "Sevdiğin şey seni yok eder." | Open Subtitles | وكان أوسكار وايلد الذي قال هل تدمير شيء تحب. انها على العكس من ذلك ، ما تحب يدمر لك. |
| Bir araya getirdiğim aşkların yok oluşu beni öldürüyorsa, tersi de olabilir. | Open Subtitles | فإذا كان تدمير المُحبّين الذين جمعتهم معاً يقتلني، فقد يكون العكس صحيح |
| Kolaylıkla tam tersi olabilirdi, Rodney, sen onun vücudunda sıkışmış kalabilirdin. | Open Subtitles | كان يمكن أن يحصل العكس. كان يمكن ان تحتجز داخل جسدها. |
| - İnsanlar bu saçma gösteriyi seviyorlar. - Hayır, tam tersi. | Open Subtitles | الناس يحبون هذه البرامج التلفزيونيه الغريبه لا , بل على العكس |
| Onun yaptığı entrika ve aldatmacaydı. Bu yaptığımda onun tam tersi. | Open Subtitles | ما فعلَته كان تآمرًا وخداعًا وما أفعله الآن هو العكس تمامًا |
| Tam tersi. Çoktan çok çok önemli bir şey öğrendik. Gel benimle. | Open Subtitles | بل على العكس تماماً، فلقد تعلّمنا شيئاً مُهماً جداً جداً، تعالي معي. |
| Tam tersi. manikürlü tırnakları var ve parmaklarına lazer epilasyon yaptırmış. | Open Subtitles | بل على العكس تماما. الأظافر مقلمه الشعر على أصابعه مزالٌ بالليزر |
| Tam tersi. manikürlü tırnakları var ve parmaklarına lazer epilasyon yaptırmış. | Open Subtitles | بل على العكس تماما. الأظافر مقلمه الشعر على أصابعه مزالٌ بالليزر |
| Hayır, bir sorun yok. Tam tersi. | Open Subtitles | كلا ، لا يوجد خطب بالعكس الأمر على ما يرام |
| Yani bizimle çalışmak istiyorlar ve dostumuz olup onlara yardım etmemiz için bize yardımcı oluyorlar ve tersi. | Open Subtitles | ويكونوا أصدقائنا ويسمحوا لنا أن نساعدهم ليساعدونا والعكس بالعكس. وأصبحنا نتنقل بلوحات الإعلانات |
| Bu adam tam tersi. Şebekenin her yerinde. Şebekeyi kontrol ediyor. | Open Subtitles | هذا الرجل على النقيض تماماً له سجلات كثيرة وهو يتلاعب بها |
| Haydi, tam tersi yöne elimizden geldiği kadar hızlı koşalım. | Open Subtitles | دعونا فقط نجري بأسرع ما يمكننا في الاتجاه المعاكس هيا |
| Bu oldukça karmaşık, doğrusal olmayan bir işlem; tersi yok. | TED | هذه العملية معقدة للغاية، وهي عملية غير خطية وليس لديها معكوس. |
| Sizi temin ederim ki, ne düşünüyorsanız ve o size her ne anlattıysa, bunun tam tersi. | Open Subtitles | أنا يمكن أن أطمأنك ذلك، على نقيض الذي مفترض، وإلى بإنه لربما أخبرك، |
| Bu seferler daha kolay olacak sanıyor insan ama tersi oluyor. | Open Subtitles | تحسب أن هذه رحلات ستكون سّهلة، لكن يتضح إنها عكس ذلك. |
| Tam tersi kürtaj yaparken ya da komada olan birini makinaya bağladıklarında? | Open Subtitles | أو بعكس ذلك بمعنى عملية الإجهاض، أو بوضع شخصٌ خامل بموضع يتلقى به دعم حيوي؟ |
| Tam tersi istikamette yaşarken babanın Halsted'te ne işi olur ki? | Open Subtitles | مالذي سيذهب بأبيك إلى هالستد بينما هو يعيش في الجهة الأخرى |
| Çünkü başka bir yerde, bir Paralel Dünyada, tam tersi kararı veririz. | Open Subtitles | لأنه في مكانٍ ما في أرض موازية نتخذ الخيار العكسي. |
| Öyle sanabilirsiniz oysa tam tersi. | Open Subtitles | نعم، أنت تَعتقدُ ذلك، الدّكتور Crane، لكن في الحقيقة، هو فقط النظير. |
| Tam tersi oldu o bizi buraya getirdi ve buna alışmak gerekiyor. | Open Subtitles | وذلك نوعا ما , اصبح ذلك معكوساً واصبح هو الذي ياخذنا الى هنا |
| Birçok kere, ne zaman mühim bir gerçeği insanlarla paylaşmaya kalkıp memnun olacaklarını sansam, tam tersi etki yaptı. | TED | مرة بعد أخرى، وكلما أردت تشارك بعض الحقائق الكبرى مع متلق يكون أكثر امتنانا، أحصل على رد فعل عكسي. |
| Bu romantik bakış açısının tersi. | TED | هذه وجهة نظر للأمور عكسية للطريقة الرومانسية المألوفة. |
| Bugün istediğim şeylerin tam tersi bu. | Open Subtitles | هذا، المقابل ما كنت أريدُ أَنْ أعْمَلُ اليوم. |