| - Şu tarafta. Mutlaka görürsünüz. - yerini biliyorum. | Open Subtitles | إنه أمامك من هذا الأتجاه ، لايمكنك تفويته إني أعرف أين هو |
| - yerini biliyorum ama... tam adresi bilmiyorum, isimleri Maria ve Paco Rodriguez. | Open Subtitles | لا أعرف العنوان تمامًا لكني أعرف أين هو 0 الأسم ماريا و باكو رودريجز 0 |
| Yaşadığın yeri biliyorum. Gerekirse kapının önünde kamp kurarım. | Open Subtitles | أعرف أين تعيشين سأخيم أمام بابك إذا لزم الأمر |
| 7: 13 GEYİK:3,5 Evlat, harita bulacağımız yeri biliyorum! | Open Subtitles | أنا أعرف أين يمكننا العثور على الخريطة ،والفتى |
| -Onu gördün mü? nerede olduğunu biliyorum, daha doğrusu nerede olacağını. | Open Subtitles | انا أعرف أين هو، أو ينبغي أن أقول، أين هو سيكون |
| Stuart dayı nerede, bilmiyorum. Çıkmalıyız. | Open Subtitles | أنا لا أعرف أين العم ستيوارت، لكننا يجب يخرج. |
| Su bulabileceğimiz bir yer biliyorum. Havalandırmadan alabiliriz. | Open Subtitles | إسمع، أعرف أين يمكننا الحصول على بعض الماء، يمكننا |
| En güzel kızların yerini biliyorum, Arizona'dan Teksas'a kadar. | Open Subtitles | أعرف أين يعيش كلّ البنات الأجمل من أريزونا إلى تكساس |
| Vakit yok, Yukarda küçük bir kız var. yerini biliyorum. | Open Subtitles | ليس لدينا وقت , هناك فتاة بالأعلى وأنا أعرف أين هى |
| Bombanın yerini biliyorum. Bensiz asla bulamazsın. | Open Subtitles | أعرف أين القنبلة، لن تجدها من دون مساعدتي |
| Bombanın yerini biliyorum. Bensiz asla bulamazsın. | Open Subtitles | أعرف أين القنبلة، لن تجدها من دون مساعدتي |
| - Yürü. - Çekin be elinizi! Hücrenin yerini biliyorum! | Open Subtitles | تحركي, أتركي يدي, أعرف أين هو الحبس الإنفرادي |
| Ahbap, soygunun yapılacağı yeri biliyorum. Kraliyet mensuplarından birinin evi. | Open Subtitles | يا صاح، أعرف أين ستحصل السرقة، في واحدة من المنازل الملكية. |
| Yaşadığın yeri biliyorum sürtük, geldiğimi bile göremeyeceksin. | Open Subtitles | تعتقدين أن بوسعك إفساد حياة أطفالي ؟ عاهرة .. أنا أعرف أين تعيشين ولن تتوقعين رؤيتي |
| "Yaşadığın yeri biliyorum sürtük, geldiğimi bile göremeyeceksin." | Open Subtitles | عاهرة أنا أعرف أين تعيشين ولن تتوقعين مجيئي |
| Sharon kayboldu, ama sanırım nerede olduğunu biliyorum ona bakmaya okula gideceğim. | Open Subtitles | شير مفقودة, ولكنى أظن أنى أعرف أين هي لذا سأذهب للبحث عنها |
| Luke'un nerede olduğunu biliyorum. -Ya avcılar ne olacak? | Open Subtitles | أنا أعرف أين لوك لكن ماذا عن أولئك المقاتلات؟ |
| Direksiyon dersine gideceğini söyledi. nerede bilmiyorum. | Open Subtitles | قالت أنها ذاهبة لدرس القيادة لا أعرف أين |
| Bir süre saklanabileceğimiz bir yer biliyorum. | Open Subtitles | أعرف أين يمكننا الاختباء لبعض الوقت. |
| Oh, bana artık söyleme, Çünkü bunun nereye gittiğini biliyorum. | Open Subtitles | لا تخبريني أكثر من هذا لأنّي أعرف أين سيتجه الأمر. |
| Galiba, burada Brooklyn'de oturuyor, ama yerini bilmiyorum. | Open Subtitles | أظن أني سمعت انها تعيش بمكان ما في بروكلين, لكني لا أعرف أين |
| Çantamda gördün herhalde. Çantamın nerede olduğunu bilmiyorum. | Open Subtitles | يجب أن تكونى قد رأيتينه على حقيبتى ، لا أعرف أين هى |
| Bu piç bi daha ararsa yerini bilmek istiyorum. | Open Subtitles | إذا اتصل هذا الوغد أريد أن أعرف أين هو أريد أن أعرف ماذا يفعل؟ |
| Gereken şeyler nerede, biliyorum. | Open Subtitles | أنا أعرف أين يمكن أن نحصل على ما نحتاج إليه |
| Bakacak başka bir yer bilmiyorum. | Open Subtitles | - حسنا، لا أعرف أين أبحث أيضا - |
| Ama gittiği için onunla konuşamam. Yaşadığı yeri bilmiyorum. | Open Subtitles | ولكن لا يمكنني التحدث معه الآن لأنه ذهب وأنا لا أعرف أين يعيش |