| Tanrı'nın izniyle yarın sabah Müttefikler yok olmuş olacak. | Open Subtitles | وصباح الغد، إن شاء الله، التحالف سوف لن يجد. |
| Tanrı'nın izniyle yarın sabah Müttefikler yok olmuş olacak. | Open Subtitles | وصباح الغد، إن شاء الله، التحالف سوف لن يجد. |
| Kakasını istediği yere yapamadığı için son derece yararlı bir yasa tasarısını düşürüyor. | Open Subtitles | قام بالغاء قانون جيد لانه لا يتسنى له قضاء حاجته اين ما شاء |
| Eğer Tanrı isterse ben babanıza kavuşacağım ve sizin koruyucu melekleriniz olacağız. | Open Subtitles | اذا شاء الله ذلك انا سوف اذهب عند ابوكما وسوف تحرسكما الملائكة |
| "Selamün aleyküm" yerine "merhaba ve selam" "Elhamdülillâh" yerine "Tanrı sağ olsun" "İnşallah" yerine "Tanrı izin verirse" diyorlar. | Open Subtitles | السلام عليكم استبدلت بهالو و هاي و الحمد لله اُستبدلت بشكراً للرب و إن شاء الله اُستبدلت بمشيئة الرب |
| tut ki, katil evine girebilecek, her istediğinde gelen bir adamdı, o mektubu maktul orada yokken önceden yazdı. | Open Subtitles | ولديه وصول للمنزل متى ما شاء وكتب هذا من بعدها حينما كانت موجودة |
| Tanrı'nın izniyle, bu gece Junior'a kavuşacaksın. | Open Subtitles | إن شاء الله،سوف تسترجع. جونيور قبل نهاية اللّيلة\ |
| İnşallah. Allah'ın izniyle olur. | Open Subtitles | ان شاء الله، إذا إرادات اللهِ إذن هو سَيَكُونُ لذا. |
| Tanrı'nın izniyle 2 km sonra güvende olup bir araç bulursunuz. | Open Subtitles | وان شاء الله انها على بعد ميل فقط لتصل إلى هناك بسلامة اعثر على سيارة |
| Allah'ın izniyle her şey hallolacak. | Open Subtitles | إن شاء الله، كلُّ شيءٍ سيكون على ما يرام قريباً |
| - Tanrı'nın da izniyle... | Open Subtitles | ضيوفنا هنا بعض الراحة والطمأنينة . شاء الله. |
| Ona beni istediği zaman görebileceğini söyledim. Kafam karmakarışıktı. | Open Subtitles | أخبرته أنّ بمقدوره رؤيتي متى شاء, لقد كنت مرتبكة |
| Kendisi ben vefat ettiğimde istediği an sizi bu evden kapı dışarı edebilecek kişidir. | Open Subtitles | أنه الشخص الذى يمكنه طردكم جميعا من المنزل متى شاء بمجرد موتى |
| Güzel bir ahıra yerleştirdim bile. Babam istediği zaman ziyaret edecek. | Open Subtitles | وضعته في اسطبل، بوسع والدي زيارته متى شاء |
| - Tanrı isterse, majeste. - Tanrının bu işle bir ilgisi yok. | Open Subtitles | إن شاء الله ، سيدى الله ليس له علاقة بهذا |
| Yanında, isterse, tüm dünyayı esir edecek kadar parfümü kalmıştı. | Open Subtitles | ما زالَ بحوزته عطراً كافياً لاسْتِعْباد العالم بأسره، إن شاء ذلك |
| Allah isterse iyileşir. Herşey allaha bağlı. | Open Subtitles | اذا شاء الرب , سيكون على ما يرام كل شئ بيد الرب |
| İnşallah, yakında kollarımızı açıp yeni bir evladımızı İslam'a buyur ederiz. | Open Subtitles | إن شاء الله, سنحمل الطفل بأيدينا قريباً ونرحب بالطفل الجديد للإسلام |
| İnşallah, sözde bu savaşa bir son verebiliriz. Rahat. | Open Subtitles | الآن، إن شاء الله، نحن يمكن أن ننهي هذه التي تسمى الحرب , أستراحة |
| Canı istediğinde yürüyüp buraya gelemeyeceği kadar uzakta. | Open Subtitles | بعيد كفاية لكي لا يمشي الى هنا اينمى شاء |
| Zor bir doğum oldu, ama Şehzade'mizin sıhhati yerinde Maşallah! | Open Subtitles | كانت الولادة شاقة لكنّ الأمير بصحّة جيّدة، ما شاء الله |
| Eddie artık bir yetişkin. Ne zaman istese, onu terk edebilir. | Open Subtitles | حسناً!"إيدي" أصبح بالغاً الآن ، وبمقدوره الرحيل متى شاء |
| Maaşallah. | Open Subtitles | ما شاء الله |