| Ama sen domuzdan, küçük bir domuzdan başka bir şey değilsin. | Open Subtitles | لكنك لا شيء أكثر من خنزير صغير جدا , خنزير صغير |
| Birleşik Devletler Başkanı'nın büyük kayıp aşkı bir fahişeden başka bir şey değil. | Open Subtitles | الحب الكبير خسر رئيس الولايات المتحدة. انت لا شيء أكثر من مجرد عاهرة. |
| Bir tek şey daha, sonra sizi rahat bırakacağım. | Open Subtitles | فقط شيء أكثر واحد، وبعد بإِنَّني سَأَتْركُك بسلام. |
| Bir şey daha, bu sabahki gördüğünle ilgili, | Open Subtitles | شيء أكثر واحد، حول الذي رأيته هذا الصباح |
| Bir iddianın her şeyi daha eğlenceli hale getirmesi müthiş, değil mi? | Open Subtitles | مذهل؟ كيف أنّ المراهنة تجعل أيّ شيء أكثر متعة |
| Bu O'Neill'a savaşma şansı verir, daha fazlasını değil. | Open Subtitles | سيمنح الكولنيل أونيل فرصة ليقاتل لا شيء أكثر من هذا |
| Bu bir sosyal arama, daha fazlası değil. Biz gerçekten seni merak ediyoruz. | Open Subtitles | هذه مجرّد عيادة إجتماعيّة ، لا شيء أكثر لقد كنّا قلقين حقّاً بشأنك |
| Artık başıma başka birşey gelemez, iyi veya kötü olsun hiçbirşey. | Open Subtitles | لا شيء أكثر من هذا يمكن أن يحدث لي، أي شيئ جيد أو سيئ. |
| Haykırarak tepelere doğru kaçmaktan başka bir şey istemesek bile. | Open Subtitles | حتى وإن لم نكن نريد شيء أكثر من الهرب صارخين |
| Gözlemciden başka bir şey olamazsınız. | Open Subtitles | انتم الأجانب، لا شيء أكثر من المراقبين المهتمين. |
| Yapacağım başka bir şey yoksa Claudia avukatlar odasını senin için memnuniyetle arar. | Open Subtitles | الآن لا يوجد شيء أكثر يمكنني القيام به. ستكون كلوديا سعيد لاستدعاء المدعي العام الأمريكي بالنسبة لك. |
| Faks makinası telefon iliştirilmiş bir gözleme kalıbından başka bir şey değildir. | Open Subtitles | الفاكس هو لا شيء أكثر من محمصة موّصل بهاتف |
| Ayrıca, bir şey daha var dün gece kız kardeşin aradı. | Open Subtitles | أوه، وأيضاً، شيء أكثر واحد، أختكَ دَعتْ ليلة أمس. |
| Yeni bir düzen icra edip, uygulamaya sokmak kadar zor bir şey daha yoktur. | Open Subtitles | ليس هناك شيء أكثر صعوبة من بدء نظام جديد للأشياء |
| Her şey daha parlak. Ateş daha sıcak. | Open Subtitles | لكن ثمّة إستثناء فكلّ شيء أصبح شيء أكثر بريقاً |
| Ve ona sahip olmayan insanlar ondan başka bir şeyi daha fazla istemiyormuş gibiydiler. | Open Subtitles | والناس التي لا تحصل عليه .يبدو أنهم لا تريد شيء أكثر |
| Onu aşağılıyorsun, beni aşağılıyorsun ve bizim daha fazlasını hak etmediğimizi ve alamayacağımızı söylemeyi ve sonra bizi izlemeyi seviyorsun, değil mi? | Open Subtitles | أنت تحتقره، وتحتقرني وأنت لا تود شيء أكثر من أن ترانا نـحصل على ما نستحقّ صحيح؟ |
| Ayrıca yaralar bir kaymadan fazlası olduğunu gösteriyor. | Open Subtitles | و الإصابات تشير إلى شيء أكثر من الإنزلاق |
| Bir arkeologtan başka birşey değilsin, ve el eşyaları bulup incelersin. | Open Subtitles | انت لا شيء أكثر من عالم آثار ، وتجد وتدرس المصنوعات اليدوية |
| Hepsi bu! başka bir şey yok! Lanet olsun, kendimi buralarda öldürtmek istemiyorum. | Open Subtitles | لا شيء أكثر لا أريد أن أتسبب بقتل نفسي هنا |
| Ama başarısız olmandan daha çok istediğim bir şey yok. | Open Subtitles | .. ولكنني لا أرغب في شيء أكثر من رؤيتك تفشل |
| Ama ben hayatımda hiçbir şeyden bu kadar emin olmamıştım. | Open Subtitles | لكني لم أكن متأكداً من شيء أكثر في حياتي هذا |
| İnan bana hiçbir şey insanları güldürmeye çalışmaktan daha korkunç olamaz. | Open Subtitles | صدقيني، لا شيء أكثر رعباً من فشلك في محاولة لإضحاك الناس. |
| Babam Satürn'e giden bir uzay gemisi yaptığını söyleyebilirdi ama bu konuda daha fazla bir şey söylemezdi | TED | والدي كان قد أخبرني أنهم يقومون ببناء سفينة فضائية وأنه كان سيذهب بها إلى زحل, لكنه لم يقم بإخباري أي شيء أكثر من ذلك. |