| Bunun bir üçkağıt olmayacağını söylemiyorum... fakat seçim şansımız da yok. | Open Subtitles | لست أقول أن هذا لن يكون صعب لكننا لا نملك اختيارات |
| Şunu aklından çıkarma. Böyle bir şey olamaz. Bu asla silinip gitmeyecek! | Open Subtitles | تذكر ذلك، هذا لا يمكن أن يحدث، هذا لن يمر مرور الكرام. |
| Hevesli çalışma. Bu bir klasik. İşe yaramaması çok kötü. | Open Subtitles | المُجنّد المتلهّف ،هذا كلاسيكي من المؤسف أن هذا لن ينجح |
| - Bu silahtan gelen enerjiyi durduramayacaktır. - Eğer bu silahsa. | Open Subtitles | هذا لن يوقف الطاقه المنبعثه من السلاح إذا كان هذا السلاح |
| Ben de olsam aynısını yapardım ama Bu hiçbir şeyi halletmeyecek. | Open Subtitles | كنت لأريد فعل نفس الشئ لكن هذا لن يصلح أي شئ |
| Bu hiç hoş olmaz baba. Dinimizede ters düşer. | Open Subtitles | أوه، أبى هذا لن يكون كرمآ وليسمنالمسيحيه. |
| Bak, bunu neden yaptığını biliyorum, ama bu sana bir şey kazandırmaz. | Open Subtitles | أنظر ، أنا أعرف لِمَ تفعل هذا لكن هذا لن يجدي نفعاً |
| Hayatımın üç yılını geri istiyorum. Ama Öyle bir şey olmayacak. | Open Subtitles | ثلاث سنوات من حياتي مرة أخرى , ولكن هذا لن يحدث |
| Böyle bir yerde, kimse gerçekte nasıl biri olduğunu belli etmez. | Open Subtitles | فى مكان مثل هذا, لن يظهر أى أحد هنا على حقيقته |
| Bunun anneni telaşlandırmış olan şu, kalp rahatsızlığıyla falan ilgisi yoktur değil mi? | Open Subtitles | و هذا لن يؤثر على حالتك القلبية و التى تعلم أمك بشأنها ؟ |
| Bana Bunun bir daha olmayacağını söylediğini sanıyordum, öyle değil mi? | Open Subtitles | أنا متأكد من أنكِ قلت بأن هذا لن يحدث مرة أخرى |
| Bunun onu ne istediğiyle hiç ama hiç alakası yok! | Open Subtitles | هذا لن يُجدي نفعاً.. فعل ما تريده لن يفيدنا شيء. |
| Biliyorum, biliyorum, bir kız hayal kurabilir ama Bu asla gerçekleşmeyecek. | Open Subtitles | أعلم، الفتاة تستطيع أن تحلم لكن هذا لن يحدث مطلقاً |
| 12 yıllık Katolik okul deneyimimden sonra, Bu asla olmayacak. | Open Subtitles | ْ12 عاماً من الدارسة الكاثوليكية يقولون أن هذا لن يحدث أبداً هل مازال لديكِ التنورة ذات الثنيات؟ |
| Onlardan teslim olmalarını isteyebilirsin ama nedense işe yaramayacak gibi. | Open Subtitles | يمكن أن نطلب الإستسلام لكني أشعر أن هذا لن يجدي |
| Toplum zaten onu sevmek zorunda aksi takdirde, yaptıklarımız hiçbir işe yaramaz. | Open Subtitles | على الجمهور أن يحبّه، خلاف ذلك، فإنّ أياً من هذا لن ينجح |
| - Yardım istemiyorum. - Bu durumu zorlaştırıyor. - Köpekten kurtul. | Open Subtitles | لا أريد أى مساعدة, فقط تخلص من الكلب هذا لن يحدث |
| - Birkaç gün içinde düzeleceksin. - Bu yeterince erken değil. | Open Subtitles | ستكونين بخير خلال يومين أو ثلاثة لكن هذا لن يكون قريبا بما يكفى |
| Sana bir şey söyleyeyim mi Bu hiçbir adamı serinletmez. | Open Subtitles | دعيني أقول لكِ شيئاً هذا لن يبقي أي رجل بارد |
| Hayır, Bu hiç de iyi değil. Ne yapmamız gerektiğini biliyorum. | Open Subtitles | لا, هذا لن يجدي نفعا أعلم ماذا يجب أن نفعل |
| Söz veriyorum ki eğer bunu atlatırsam, bir daha asla evden çıkmayacağım. | Open Subtitles | أعد بانني لو نجوت من هذا لن أغادر المنزل مرة أخرى أبداً |
| Öyle bir şey olmayacak. Olacak olan şeyse ufak bir konuşma yapmak. | Open Subtitles | هذا لن يحدث، ولكن ما سوف يحدث هو أنني سأتحدث لبرهة قصيرة، |
| Bakın, biliyorum Bu onu geri getirmez fakat bu sadece bir jest olsun. | Open Subtitles | انظر, أعرف أن هذا لن يعيده للحياة و لكن اليك هذه بادرة حسنة |
| Bu ağır bir tedavi ama bundan sonra yeniden nasıl kaçacağını bilemeyeceksin. | Open Subtitles | انه علاج مؤلم, لكن بعد هذا لن تعرف كيف تهرب مرة أخرى |
| O bir iletişim hatasıydı. Bir daha olmayacak, merak etme. | Open Subtitles | كان ذلك مجرد سوء فهم هذا لن يحدث مرة أخرى |