| İlaç karıştırmak, her zaman kötü fikirdir. özellikle biri sakinleştirici, diğeri aktifleştirici ise. | Open Subtitles | إن خلط الأدوية فكرة سيئة دائما وخصوصا عندما يكون أحدها منشط والثاني مخدر |
| Çok garip bir dönemdir özellikle de ergenliğe giren son kişiysen. | Open Subtitles | انها مجرد وقت غريب، وخصوصا عندما كنت في الماضي واحدة تنبت. |
| Yapman gereken korkunç şeyler olur, hatta ve özellikle yapmak istemediğinde. | Open Subtitles | أشياء فظيعة يجب علينا القيام بها، وخصوصا حين لا نريد ذلك. |
| Ben sadece canının yandığını görmek istemiyorum Hele ki onun elinden. | Open Subtitles | أنا فقط لا أريد أن أراك تضار، وخصوصا ليس من قبله. |
| Hele siz olduğunuz yerde ben olduğum yerdeyken. | Open Subtitles | وخصوصا باعتبار وضعيتي الان والوضعية اللتي انت عليها؟ |
| Fakat tabi ki, gün begün yaptığımız yolculukların çoğu bir şehrin sınırları içindedir ve özellikle | TED | ولكن، أغلب الرحلات التي قمنا بها من يوم الى اخر كانت داخل المدينة، وخصوصا |
| Yine de, bir istihbarat teşkilatıyla paylaşmak isteyeceğim birşeyim de yok. özellikle de yabancı bir istihbarat teşkilatıyla. | TED | حتى الآن، وليس لدي أي شيء أود على وجه الخصوص ارغب في مشاركته مع وكالة الاستخبارات وخصوصا وكالة الاستخبارات الخارجية. |
| Ve özellikle, cep telefonunun yetenekleri sayesinde, insanlar uzay ve zamanı aşabiliyorlar. | TED | وخصوصا أن الهواتف المحمولة تمكن الناس من اختصار المكان والزمان. |
| Yatırımcılar, özellikle kurumsal yatırımcılar bununla ilgili mi? | TED | هل المستثمرون، وخصوصا المستثمرون المؤسساتيون، منخرطون؟ |
| Hatta, rüyalarımda gördüğüm manzaraların, Macar filmlerinden olduğunu fark ediyorum, özellikle de Miklos Jancso'nun ilk filmlerinden. | TED | حتى تحققت أحلامي في االحقيقه أدركت المناظر الطبيعيه للآفلام الهنغاريه وخصوصا الافلام الأوائل ل ميكلوس جانسو |
| Mikropların bu çözümün bir parçası olabileceğini düşünüyoruz-- özellikle bu süper yüklü karbon dönüştürücülerinin. | TED | أنا مؤمنة أن الميكروبات هي جزء من الحل وخصوصا تلك التي تعيد تدوير الكربون بشحنات كبيرة. |
| özellikle ikincisi, boylamsal veri denilen çok değerli bir şeye erişim sağlardı. | TED | وخصوصا الأخير سيمكننا من الوصول إلى شيء ثمين! وهي بيانات لفترة طويلة. |
| 1947 Cheval Blanc efsanevi bir mahsul olarak biliniyor özellikle Bordeaux'nun sağ kıyı şeridinde. | TED | وصنف 1947 يعتبر اسطوري عتيق الطراز وخصوصا في الجهة اليمنى من بوردو |
| özellikle, nosyon şudur, eğer siz birşeyler görüyor veya duyuyorsanız, deliriyorsunuz demektir. | TED | وخصوصا أن المفهوم العام أنه اذا انت ترى أو تسمع أشياء أذن فأنت في طريقك إلى الجنون. |
| Kadınlar değişebilir. özellikle de aşıksa. | Open Subtitles | المرأة يمكن أن تتغير وخصوصا عندما تقع في الحب |
| - Direkt hapse giderim. - Hele de bu DNA'yla. | Open Subtitles | ـ سأذهب مباشرة للسجن ـ وخصوصا بوجود حمضك النووي |
| Hele yumurtaları pinpon topu gibi savrulmaya başlayınca. | Open Subtitles | وخصوصا عندما يبدأ البيض يطير مثل لعبة كرة الطاولة. |
| Hele kadın kıskanç ve aşıksa. | Open Subtitles | وخصوصا على إمرأة، غيورة وعاشقة |
| Çocuklardan, Hele seninkilerden, nefret ederim. | Open Subtitles | أنا أكره الاطفال وخصوصا أولادك |
| Deniz Kuvvetleri Bakanı henüz durumu açıklamaya hazır değil. Hele teknoloji yanlış ellere geçtiyse. | Open Subtitles | "وزير البحرية ليس جاهزا للإعلان عنها، وخصوصا لو كانت التكنولوجيا معرضة للخطر." |
| Hele korkunç bir şekilde ölmüşse. | Open Subtitles | وخصوصا حول شخص توفي بطريقة شنيعة كهذه. |