| Üzgünüm sana dün uğrayıp yemek getiremedim, ve bunun Bir daha olmaması için elimden geleni yapacağım ama sen dışarı çıkamazsın. | Open Subtitles | أنا آسف لأنني لم آتي البارحة، ولم أحضر لك الطعام سأحاول ألا يتكرر ذلك مرة أخرى .. ولكن لا يمكنك الخروج |
| Senden kurtulmama da gerek yok çünkü bu sabah olanlar Bir daha olmayacak. | Open Subtitles | ولا أحتاجُ بأن أتخلص منك لأن الذي حدث بهذا الصباح لن يتكرر مجدداً. |
| Bir daha olmayacak demek isterdim ama en son olduğunda da böyle söylemiştim. | Open Subtitles | أرغب في القول أن ذلك لن يتكرر لكن هذا ما قلته المرة الماضية |
| 60 saniye bekleyince aynı şey tekrar ediyor. | Open Subtitles | ثم ستين ثانية من الصمت ثم يتكرر هذا الشيء المزعج ثانية |
| Gücünü hafife aldım. Bu hata tekrarlanmayacak. | Open Subtitles | لقد إستخففنا بقدراتكم و هذا الخطأ لن يتكرر ثانية |
| Oğlumu kurtaracağım ve onun için zamanında başaramazsam öylesine sıkı çalışacağım ki Bir daha hiç bir anne yaşadıklarımı çekmeyecek. | TED | سأقوم بانقاذ ابني واذا لم استطع أن أفعل ذلك ساسعى للعمل لكي لا يتكرر مع ام أخرى ما أصابني |
| Ofiste gizlice onlara veriyorum.Onlar da paspasın altına bırakıyorlar.Bir daha asla olmaz.Söz veriyorum. | Open Subtitles | أعطيه إياهم في المكتب وهم يتركونه تحت الحصيرة، لن يتكرر الأمر، أعدك |
| Birazcık delirdim ama Bir daha olmayacak. | Open Subtitles | وأنا تواً صرت مجنونة قليلاً وهذا لَنْ يتكرر ثانيةً |
| Haklısın, haklısın. Bir daha olmayacak. | Open Subtitles | أنت على حق، أنت على حق هذا لَنْ يتكرر ثانيةً |
| Bu olay Bir daha asla tekrarlanmaması gereken tam bir disiplinsizlik örneği. | Open Subtitles | هذا التصرف غير منضبط وعليه ان لا يتكرر ثانية |
| Artık,endişe etmene gerek yok çünkü Bir daha böyle bir şey olmayacak . | Open Subtitles | ليس عليك أن تقلقي لأن ذلك لن يتكرر مرة أخرى |
| Sadece ufak bir mahkeme şakası. Bir daha olmayacak. Geç kalktı. | Open Subtitles | فقط القليل من مرح المحكمة الذي لن يتكرر ثانية |
| Güneş haftada bir kez pencereden geliyor ve her şey kendini tekrar ediyor. | Open Subtitles | الشمس تشرق من النافذة مرة في الأسبوع، كل شيء يتكرر. |
| Her şey sürekli tekrar ediyor gibi. | Open Subtitles | يبدو أن كل شيء يتكرر مراراً وتكراراً. |
| Beni iyi dinle. Bu Bir daha tekrarlanmayacak. Tek seferlik bir şeydi. | Open Subtitles | اسمع، لن يتكرر هذا مجدداً حصل ذلك مرة واحدة، فأنا متزوجة |
| Yani, anlamıyorum, neden sürekli seni de bunun içine sürüklüyorum, aslında benden olabildiğince uzakta olman gerekiyor. | Open Subtitles | لا أفهم لماذا يتكرر الأمر معى لكنكِ تحتاجين للإبتعاد عنى بقدر الإمكان. |
| Asıl soru, bunu başıma kakmaya devam mı edeceksin yoksa bir numaralı müşterim olmak için tek seferlik teklifimi kabul mü edeceksin? | Open Subtitles | السؤال هو, هل تريد ان ترد الصاع صاعين اليّ ام تريد ان تأخذ عرضي الذي لن يتكرر لتصبح العميل رقم 1 لدي |
| Bir kereye mahsus olarak, göz yumacağım ama bunun tekrarlanmayacağına dair bana söz vermelisin. | Open Subtitles | ،سأتغاضى عنها هذه المرة فقط لكن يجب أن آخذ منك العهد أن ذلك لن يتكرر مجددا أبدا |
| Eğer onu şimdi zorlarsan aynı şeyler yine olacak. Ben bunun ona olmasına izin veremem. | Open Subtitles | و إن تركته فى الوقت الحالى فلسوف يتكرر الأمر ثانيةً |
| Öyle olsaydı, her seferinde aynı şey gerçekleşirdi. | TED | إذا كان ذلك، يتكرر الأمر عينه في كل مرة. |
| Bu, tarihimiz boyunca hikâyeleri, tarihleri için direnen sıradan insanların tekrar eden yankılarının bir parçası. | TED | هذا أمر يتكرر عبر التاريخ من أشخاص عاديين يتخذون موقفًا تجاه قصصهم، من أجل تاريخهم. |