| Hayran kulüplerinin gönderdiği zırvalıklara karşı ilgim de yoktur. | Open Subtitles | فأنا لا أهتم بما يرسله إليك معجبيك من هراءات |
| Bazen Tanrı'nın bize gönderdiği şeyle yüzleşmemiz gerekir. Pekala. Beyin sarsıntısı, gebeyi, sancı şekline girerek ağrıdan koruyor. | Open Subtitles | أحيانا علينا أن نتعامل مع ما يرسله الرب لنا. والارتجاج منعها من التعرف على الألم و الولاده |
| Rod, gardiyanların mektupları açtıklarını ve insanların gönderdiği paraları aldıklarını söylemişti. | Open Subtitles | رود قال ان الحراس كانوا يفتحون بريده و ياخذون المال الذي يرسله الناس |
| Ve sonra Roma'ya Ahlak Teolojisi veya Dini Kanunları çalışmaya gönderecek. | Open Subtitles | ومن ثمّ يرسله إلى رومـا لدراسة علم اللآهوت الاخلاقي والقانون الكنسي. |
| Bu ofisteki, Chase'nin bize göndereceği ses akışını filitreleme yeteneğine sahip olan tek kişi o. | Open Subtitles | انها الوحيدة فى هذا المكتب القادرة على (فلترة الصوت الذى يرسله لنا (تشايس |
| Sonra da o imzalar ve geri gönderir. | Open Subtitles | - . أجل - و هو يوقع عليه . و يرسله لى مرة أخرى |
| - Cape Race'e ne gönderiyor? | Open Subtitles | وما الذي يرسله لكايب رايس؟ المزيد من الأمور الشخصية |
| Dizinin siteye kaydolanlara gönderdiği bir mesaj bu. | Open Subtitles | الرسالة شيء يرسله العرض لكل من يسجل، الجميع يتلقاها. |
| Babanızın her ay şahsi hesabından gönderdiği çek. | Open Subtitles | إنه شيك كان يرسله والدك من حسابه الشخصي كل شهر |
| Onun gönderdiği her kuruşa ihtiyaçları vardı. | Open Subtitles | فهم بحاجة الى كل دولار كان يرسله لهم |
| Slater, bunu Chloe'nin kitapları aracılığıyla Woods'a gönderdiği için elektronik açıdan takibe takılma durumu söz konusu olmuyor. | Open Subtitles | (سلايتر) ، يرسله إلى (وودز) عن طريق كتب (كلوي) لكي لا يكون هناك رابط إلكتروني إنه أمرٌ ذكي |
| Savcı bey Kim Sang Pil'in gönderdiği biri değil. | Open Subtitles | لم يرسله المستشار "كيم".. |
| Babamın böyle şeyler için genellikle gönderdiği adam uygun değil o yüzden Meksika'dan Simon'u gönderdi. | Open Subtitles | الرجل الذي يرسله والدي في العادة لمثل هذه الأمور لم يكن متاحاً... لذا أرسل (سيمون) من (المكسيك). |
| Yaşlı adam seni buraya gönderecek kadar kafayı yemiş olmalı . | Open Subtitles | الرجل العجوز يجب أن يكون من بندقه يرسله فوق هنا. |
| Haberlere gönderecek, değil mi? Ulusal gazeteler... | Open Subtitles | سوف يرسله للأخبار للتغطية المحلية |
| Bu ofisteki, Chase'nin bize göndereceği ses akışını filitreleme yeteneğine sahip olan tek kişi o. | Open Subtitles | انها الوحيدة فى هذا المكتب القادرة على (فلترة الصوت الذى يرسله لنا (تشايس |
| Bu ofisteki, Chase'nin bize göndereceği ses akışını filtreleme yeteneğine sahip olan tek kişi o. | Open Subtitles | انها الوحيدة فى هذا المكتب القادرة على فلترة الصوت الذى يرسله لنا (تشايس) |
| Ya eski kocamı gönderir ya da istifamı kabul eder. | Open Subtitles | إما يرسله أو يقبل إستقالتي |
| ...ve sonra da sosis fabrikasına gönderir. | Open Subtitles | "ثم يرسله لمصنع السجق" |
| Ülkede bol bol yitecek var ama Louis hepsini orduya gönderiyor. | Open Subtitles | لقد كان هناك الكثير من الغذاء فى البلاد قبل ان يرسله "لويس" الى الجيش |
| 16 yaşında bir çocuk ve Goetz duruşma, yargılanma olmadan onu hapse gönderiyor. | Open Subtitles | إنه ذات ال16 ربيعا و (جوتز) يرسله للسجن بدون أي قاضى , و لا محكامة , ولا شيء |