| Bir yönetici özellikle ofis kapısı açıkken küfür etmez. | Open Subtitles | و تنقصكي المهنية... ,لا يسب المدير من يعلوه رتبةً و بالتأكيد ليس و باب مكتبه مفتوح |
| Fırtınanın birine küfür ederken o kelimeyi tükürüvermiş. | Open Subtitles | وعندما كان يسب غاضبًا نطق الكلمة |
| Kendiyle konuşuyordu, sanki küfür ediyordu. | Open Subtitles | يكلم نفسه يسب ويلعن |
| Tanrı'ya küfrediyordu. Onları korumalıydım. | Open Subtitles | كان يسب الرب كنت مضطرة لحمايتهم |
| Tanrı'ya küfrediyordu. | Open Subtitles | كان يسب الرب كنت مضطرة لحمايتهم |
| Tanrı'ya küfretmesinden rahatsızdı. | Open Subtitles | لقد كانت قلقة من انه كان يسب الرب |
| Thomas'ın eşi dindar mıydı? Tanrı'ya küfretmesinden rahatsızdı. | Open Subtitles | لقد كانت قلقة من انه كان يسب الرب |
| - Çok küfür ediyordu. | Open Subtitles | لقد كان يسب كثيراً |
| -Babam hep küfür eder. | Open Subtitles | - أبي يسب طوال الوقت |
| O zaman en azından, Billy küfür etmeyi bilen çocuk olurdu. | Open Subtitles | لأنه على الأقل، (بيلي) سيكون ...الطفل الذي يعلم كيف يسب |