| Dilerim bunun için mantıklı bir açıklaman vardır. | Open Subtitles | من الأفضل أن يكون لديك تفسير عقلاني لهذا |
| Gerçekten iyi bir açıklaman olsa iyi olur, Jerry. | Open Subtitles | من الأفضل لك ان يكون لديك تفسير مقبول,جيري |
| Bu, senin onun duygusal tepkisi için mantıklı açıklaman. | Open Subtitles | من رضاهما الذاتي لإنقاذ حياتها وهذا هو تفسيرك المنطقيّ لردّ فعلها العاطفي؟ |
| Bunu hizmetliye açıklaman gerekmiyor. | Open Subtitles | لا تحتاج إلى شرح ذلك إلى الخادمة إنه فندق. |
| Bak, burada tam olarak ne yaptığını bana açıklaman gerekiyor. | Open Subtitles | أريدك أن تحاول أن تشرح لي ما الذي تتحدث عنه؟ |
| Pekâlâ, öpüşmeye devam edeceğiz ama önce açıklaman gereken şeyler var. | Open Subtitles | حسناً ، هذه القبله لكي تبقي لكن لديك الكثير من الشرح لتفعلها |
| Ama başka bir açıklaman varsa dostum, seve seve dinlerim. | Open Subtitles | ولكن إن كان لديك تفسير آخر فإنّي أودّ سماعه |
| Az önce olanlarla ilgili sağlam bir açıklaman olsa iyi olur. | Open Subtitles | يجب أن يكون لديك تفسير مقنع بشأن الذي حدث للتو |
| Bunun için bir açıklaman varsa şimdi tam sırası. | Open Subtitles | , إذا كان ثمة تفسير لديك لهذا فحان الوقت الآن |
| Kasabanın neden dağıldığına dair başka bir açıklaman var mı? | Open Subtitles | هل يمكنك التفكير في أي تفسير أخر يبرر سبب انهيار هذه البلدة؟ |
| İşte, biliyordum bir açıklaman olacağını. | Open Subtitles | كنت أعرف أنك ستجد تفسير أنت ثعبان في ذلك |
| Hiç kuşkum yok Merlin, bunun için iyi bir açıklaman vardır. | Open Subtitles | ليس لدي شك ميرلين أن لديك تفسير منطقى لذلك |
| Şimdiki açıklaman ne peki? | Open Subtitles | ما هو تفسيرك الأن ؟ |
| Eminim açıklaman, ilçe yönetimindekileri teskin eder. | Open Subtitles | أنا متأكّد تفسيرك سيلطّف كلّ أولئك... ... hotshotsأسفلفي حاضرة الإقليم، مخبر. |
| Bunu sırt çantanda buldum, bana açıklaman gereken şeyler var. | Open Subtitles | لقد وجدت هذا في حقيبة ظهرك عليك شرح بعض الاشياء لي |
| - Hayır, bir iddia değil. İzin ver açıklayayım. - açıklaman gerekmez. | Open Subtitles | ـ لا, هذا ليس رهان دعينى اشرح لكى ـ لا تشرح شئ انا اقرئه على الانترنت |
| Dostum, açıklaman gereken çok şey var. | Open Subtitles | . أنت يا صديقي لديك الكثير من الشرح لتفعله |
| - Benim bununla hiçbir ilgim yok. - açıklaman için teşekkürler. | Open Subtitles | ليس لي شأن بهذا شكراً على توضيح ذلك |
| Neden kahraman olduğunu kendine açıklaman gerekiyorsa sanırım o zaman gerçekten kahraman değilsindir. | Open Subtitles | أظن أنك لوكنت تبرر لنفسك لماذا أنت بطل من الواضح أنك لست بطلا |
| Beni azarlayıp, kapıyı yüzüme kapamadan önce açıklaman gerekirdi. | Open Subtitles | كان عليك أن تفسر الأمر قبل أن تغلق الباب بوجهي بعد ان قمت بتوبيخي. |
| Alacağın para senin açıklaman olacak. | Open Subtitles | التفسير سيكون نصيبك من النقود |
| Bütün bu meseleden kurtulmanı sağlayacak bir açıklaman var. | Open Subtitles | لديك تفسيرٌ للمال الذي ورطك بهذا الأمر كلّه. |
| - açıklaman gerekmez. - Açıklamalıyım. | Open Subtitles | ــ ليس عليكِ أن تشرحي لي ــ في الواقع نعم |
| Hayır, Tanrı aşkına seni tutuklatmadan önce burada ne yaptığını açıklaman gerekiyor. | Open Subtitles | لا, يجب ان توضحي مالذي تفعليه قبل ان اعتقلك |
| Onlara niçin burada olduğunu açıklaman gerek. | Open Subtitles | ولكنني أريدك أن توضّح لهما سبب وجودك بهذا المكان |
| Hiçbir şeyi açıklaman gerekmiyor. | Open Subtitles | انسى أمر الجعة لست مضطراً لشرح أى شىء |
| açıklaman. | Open Subtitles | بيانك الرسمي... |