| Ve ben neden şöyle dendiğini anlamaya başladım: Kuran ancak Arapça olarak Kuran'dır. | TED | وثم بدأت أفهم لماذا قيل أن القرآن هو حقا القرآن باللغة العربية فقط. |
| Son iki yılımı, insanların hayallerini nasıl gerçekleştirdiğini anlamaya adadım. | TED | لقد خصصت العامين الماضيين لكي أفهم كيف يحقق الناس أحلامهم. |
| Oğlum, babana biraz inan, Lütfen. anlamaya çalış. Anlayım mı? | Open Subtitles | بني, فليكن لديك بعض الإيمان بأبيك رجاءاً, حاول أن تفهم |
| Ve Arap dünyasında yaşanan bu kapsamlı eylemi anlamaya çalışırken, güçsüz değiliz. | TED | ونحن نحاول فهم هذا التحرك الواسع في العالم العربي نحن لسنا عاجزين |
| Fakat anlamaya çalış, senin mutlu olmanı istiyorum, benim gibi harap olmanı istemiyorum. | Open Subtitles | ولكن يجب أن تفهمي بأني أريدك أن تكوني سعيدة وألا تفسدي حياتك كما أفسدتها أنا |
| Sadece sizi buraya tam olarak neyin getirdiğini anlamaya çalışıyorum. | Open Subtitles | انا فقط احاول ان افهم مالذي جلبكم الى هناك بالتحديد |
| Bu konuların içine daha derin daldıkça daha iyi anlamaya başlıyoruz ki işletmeler, sosyal problemleri çözünce kâr sağlıyorlar. | TED | كلما خضنا أكثر في هذه القضايا كلما بدأنا نفهم أنه في الواقع أرباح الأعمال من الحلول من المشاكل الاجتماعية |
| Bir psikoloji araştırmacısı oldum ve çalışmalarımı insanların diğerlerini önemseme kapasitesini anlamaya adadım. | TED | لقد أصبحت باحثة علم النفس، وكرَست عملي لفهم قدرة الإنسان على الإهتمام بالآخرين. |
| Onun intihar düşüncesinin nasıl adam öldürmeye sebep olduğunu anlamaya çalışıyorum. | TED | أنا أحاول أن أفهم كيف أن تفكيره بالانتحار قاده إلى الجريمة. |
| Tanrım, çok güzeldi. Sanırım artık bütün süreci anlamaya başladım. | Open Subtitles | كان رائعاً جداً ، أعتقد أنني بدأت أفهم العملية قليلاً |
| Neden bu kadar çok insanın tutuklandığını anlamaya çalışıyordum sadece. | Open Subtitles | أحاول فقط أن أفهم سبب اعتقال هذا العدد من الناس. |
| ilk seansimizdan beri senin bana neden geldigini anlamaya çalisiyorum. | Open Subtitles | حاولت أن أفهم منذ جلستنا الأولى لم أنت تأتي لي. |
| En azından o anlamaya çalışırdı. Bu senin için söyleyebileceğimden fazla! | Open Subtitles | على الاقل كانت ستحاول ان تفهم وهذا اكثر مما تفعله الان |
| Hayır, anlamaya çalış Clark. Smallville için doğru olanı yaptım. | Open Subtitles | لا حاول أن تفهم كلارك فعلت ماهو في مصلحة سمولفيل |
| Sonuçta değişip yeni biri olmaya çalışmanın en zor yanlarından biri de hangi şeylerin kontrolünüzde, hangilerinin ise gücünüz dışında olduğunu anlamaya çalışmak. | Open Subtitles | اصعب جزء هو أن تكون جديد وتحاول أن تغير و أن تفهم الاشياء التي هي تحت امرتك والاشياء التي لا يد لك عليها |
| Üniversite ikinci sınıfın sonunda o mahalleye taşındım ve gelecek altı yılı genç insanların olgunlaşırken nelerle karşılaştıklarını anlamaya çalışarak geçirdim. | TED | ومع نهاية سنتي الثانية، انتقلت للسكن في هذا الحي وقضيت الست سنوات التي تلت أحاول فهم ما يواجهه الشباب عند بلوغهم. |
| Şimdiye kadar hiçbir şeyi anlamaya çalışmasan da en azından bunu anlamaya çalış. | Open Subtitles | أمي، إذا حاولتِ أن تفهمي أي شيء حاولي أن تفهمي هذا الأمر |
| Tasarımcı olarak, bunla oynamaktan duramıyorum, bu yüzden bunu parçalara ayırdım ve böyle bir şeyler yaptım, ve anlamaya çalıştım ki yalın öğelerin ne olduğunu, üzerinde çalışdıkça hissederek. | TED | وكمصمم .. لا استطيع ان اتجاهل هذا لذا قمت بتحليلها و تصنيفها هكذا .. وحاولت ان افهم العناصر منفصلة عن بعضها البعض وان اشعر بها كل على حدا .. |
| Bak, endişeli olduğunu biliyorum ama önce durumu anlamaya çalışalım. | Open Subtitles | اسمع , اعرف بأنك غاضب لكن دعنا نفهم الأمور أولا |
| Brodelli vücudu anlamaya yönelik uğraşında onu basit bileşenlere ayırdı. | Open Subtitles | قام بوريلي في محاولاته لفهم الجسم بتحليله إلي مكوناته البسيطة |
| Ben de, bunun bir anlam ifade edip etmediğini anlamaya çalışıyordum. | Open Subtitles | أنا فقط أحاول الفهم إن كان يفترض بهذا أن يعني شيئاً |
| Bilirsin, senin nasıl biri olduğunu anlamaya çalışıyorum gerçekten böyle misin, ya da yalnızca diğerlerine öyleymiş gibi mi gözükmeye çalışıyorsun? | Open Subtitles | أتعلم ؟ ، أنا أحاول أن أكتشف إذا كانت هذه هي شخصيتك الحقيقية، أو فقط التي تريد أن يراك بها الآخرون. |
| Ve diğer hayvanlardan farklı olarak, anlamaya çalışmakta biraz takıntılıyız. | TED | ونحن كبشر مميزون عن باقي الكائنات بهوسنا لمعرفة كل شيء |
| Ayrıca antikorların parazitlere tam olarak ne yaptığını anlamaya çalışıyoruz. | TED | ونحن أيضاً نحاول اكتشاف ماذا تفعل الأجسام المضادة للطفيلي بالضبط. |
| Şimdi içerisinden bir şey geldi mi onu anlamaya çalışacağız. | Open Subtitles | الآن نحاول إكتشاف إن قامَ أي شيئ بالعبور من خلالها |
| Tek başına uyanıp, neler olduğunu anlamaya çalışmasına izin vereceğiz yani? | Open Subtitles | فقط سنجعله يسيتقظ لوحده ويحاول أن يفهم كل ما حدث لوحده؟ |
| Niye geldiğimiz yoldan dönüyoruz, ben onu anlamaya çalışıyorum. | Open Subtitles | ما أحاول معرفته هو سبب العودة من الطريق الذي جئنا منه |
| Bu mektup üzerimde bulunur, ya da sana ulaşacak olursa her kelimesine inanmanı ve anlamaya çalışmanı istiyorum. | Open Subtitles | لو عثرتى على هذا الخطاب منى لو وصل اليك فى اى وقت اريدك ان تصدقى كل كلمة وردت به وان تحاولى ان تفهمى |