| Kendi arabamız, eski MG, varken yaptığımız ilk yolculuğu hatırlıyor musun? | Open Subtitles | تذكر أول رحلة لنا معاً حين كانت لنا سيارتنا الخاصة ؟ |
| Brooklyn'de arabamız bozuldu, biz de Brooklyn köprüsünü atla geçtik. | Open Subtitles | سيارتنا تعطلت في بروكلين لذلك نحن ركبنا الحصان وعبرنا الجسر |
| arabamız bozuldu ve 1 km. yürüdük. | Open Subtitles | ، سيارتنا توقفت، ونحن تمشينا لمسافة أميال. |
| Tamam, siz sakin olun. Bir arabamız yolda, tamam mı? | Open Subtitles | حسنا أبقي هادئة توجد سيارة في الطريق , حسنا ؟ |
| İlk aile arabamız, şimdi bundan kurtulmamız lazım. Yüzünün her tarafı dövmeli adam? | Open Subtitles | أول سيارة عائلة لنا، علينا تركها الآن أما الشخص الذي على وجه وشم؟ |
| İyi yapmışsın, çünkü bizim arabamız çalındı. | Open Subtitles | نعم. إنه شيء جميل كذلك، لأن أحد ما سرق سيارتنا. |
| Sizin UFO delisi olduğunuz doğru mu? - Hayır, arabamız bozuldu da. | Open Subtitles | UFO هل صحيح أنك مهووس ب - لا ، سيارتنا تحطمت - |
| - Çok da iyi değildi. arabamız çalındı, ve o yaşlı bir kadını parmakladı. | Open Subtitles | ليست جيدة تماما, سرق احدهم سيارتنا قام بوضع متفجرات فيها |
| arabamız buzlu yolda döndü ve ikimiz de yaralandık, o da futbol oynayamadı. | Open Subtitles | سيارتنا انقلبت على طريق جليدى و اصيب كلانا و لم يستطع زوجى ان يلعب كرة القدم ثانية |
| arabamız buzlu yolda döndü ve ikimiz de yaralandık, o da futbol oynayamadı. | Open Subtitles | انقلبت سيارتنا على طريق متجمد فأصبنا كلانا |
| Cep telefonlarımız çalışmıyor, bu yüzden yardım çağıramam ama arabamız yakında döner. | Open Subtitles | هواتفنا النقاله لا تعمل الآن لذا لايمكننى الأتصال لطلب المساعده لكن سيارتنا ستعود قريبا |
| arabamız yolun ortasında bozuldu ve yardım arıyorduk. | Open Subtitles | سيارتنا تعطلت . في منتصف الطريق . ونحن كنا نبحث عن المساعدة |
| Ve şu an inanır mısınız bilmem arabamız bozuldu. | Open Subtitles | والان اذا كان بإمكانك ان تصدق هذا سيارتنا معطلة |
| Ve bir sene sonra, Fransa'da 1000 adet parkedilmiş arabamız var ve 6000 adet bu arabaları kullanmak isteyen sürücümüz. | TED | وبعد سنة, لدينا ألف سيارة التي هي مركونة عبر فرنسا وستة آلاف شخص ممن هم أعضاء وتواقون لقيادتها. |
| Hiç bir zaman bir evimiz, bir arabamız, bir çamaşır makinemiz olmadı. Çocukluğumun büyük bir kısmında bir telefonumuz dahi yoktu. | TED | لم نمتلك منزلا على الإطلاق، ولا سيارة ولا غسالة، وطيلة أغلب فترات طفولتي، لم نمتلك حتى جهاز هاتف. |
| Biz hiç bir şey alamadık çünkü bizim arabamız var ve evimiz var. | TED | نحن لم نتحصل على شيئ لأننا نعمل, ولدينا سيارة ومنزل. |
| arabamız olmadığını söylediğimizde ise fark etmez dedi. | Open Subtitles | وحين قلنا أننا لا نملك سيارة قال أن الأمر لا يهم |
| Komşularımız. arabamız olmamasına rağmen. bizim önümüze park etmiyorlardı. | Open Subtitles | توقف جيراننا عن صف سياراتهم بممرنا بالرغم من أن لم يكن لدينا سيارة |
| Daha önce de söylediğim gibi bayan, kayıp arabamız yok. | Open Subtitles | نعم ، كما قلت لك ، لم نفتقد أي سيارة |
| Bizim arabamız damalı bayrağa doğru uçarken sizinki kaza yapıp yandı. | Open Subtitles | مثلما طارت سيّارتنا إلى خط النهاية، وأنتم تحطّمتم وإحترقتم يا رفاق. |
| Karım ve ben L.A. de yaşıyoruz, ve 2 büyük spor arabamız vardı. | Open Subtitles | اعيش انا و زوجتي في لوس انجلوس و لقد كنا نملك سيارتين من ذوي الدفع الرباعي |
| Haftalardır yoldaydık, arabamız çamura saplanmıştı ve yiyeceklerimiz azalıyordu. | Open Subtitles | ولأسابيع كانت عربتنا غارقة في الرمال وتضاءل مخزوننا من الطعام |
| Hala iki arabamız var sürmek istemeyen varsa diğerinin arabasına geçsin. | Open Subtitles | تذكروا، لا زلنا نملك سيارتان لذلك، إن كان هناك أحد لا ترغب أن تركب معه فاركب في السيارة الأخرى |
| Hey, bizler turistiz, balayımızdayız ve arabamız yaklaşık bir km. ötede bozuldu. | Open Subtitles | مرحباً، إننا زائرون، سواح لشهر العسل وسيارتنا تعطلت على بعد بضعة أميال |