| Geri gelmeni istiyordu aslında. Oturup bekler, geri gelmen için dua ederdi. Bir gece, daha fazla bekleyemedi. | Open Subtitles | هو في الواقع أرادكي أن تعودي في ليله ما لم يحتمل الانتظار أكثر |
| Nezaket gösterip bekler misiniz? Size de sorularım olabilir daha sonra. | Open Subtitles | يمكنك الإنتظار ربما أطرح عليك بعض الأسئلة فيما بعد. |
| Bu arada Frazier telefonu bekler durur. | Open Subtitles | في هذه الأثناء، فرايزر يراقب الساعة، ينتظر الهاتف يرن |
| Uyuşturucu açısından daha fazla şey beklerdim. Bir saniye bekler misin? | Open Subtitles | كنت آمل معرفة المزيد عن مسألة العقاقير هلا انتظرت لحظة؟ |
| En kötüsü ise "Bebek beklerken sizi neler bekler" Hiç okudunuz mu? | Open Subtitles | والأسوء هو ماذا تتوقع عندما يتوقع منك ؟ هل قرأت ذلك ؟ |
| Evet. Af edersiniz efendim, bir saniye bekler misiniz? | Open Subtitles | اعذرني يا سيدي هل تستطيع الانتظار لدقيقة؟ |
| - Daha dikişlerim var... - Lütfen hatta bekler misiniz? | Open Subtitles | مازال علي عمل بعض الغرز أيمكنك الانتظار قليلاً من فضلك ؟ |
| Tam manşetlik olay. Hop, hala ifadesini alıyorum. Zahmet olmazsa dışarda bekler misin! | Open Subtitles | انا لازلت استجوبها هل تستطيع الانتظار با الخارج ارجوك |
| Ya Çılgın Golf oyunu. Ama çok bekler ve itişirsiniz. | Open Subtitles | يمكنكم أن تلعبو جوفي جولف و هذا يعني الكثير من الإنتظار و التدافع |
| Öbür hattan telefon var. Bir saniye bekler misin? | Open Subtitles | أنا أتلقى إتصالا على الخط الأخر هل يمكنك الإنتظار ثوانى؟ |
| Güzel bir bakire misin? Oturup bekler misin? Başı dertte bir güzel misin? | Open Subtitles | هل أنتى عذراء محبطة, سيدة فى الإنتظار فتاة حزينة |
| Canaveral aya fırlatma için sadece 48 saat bekler. | Open Subtitles | كانافيرال ممكن ينتظر 48 ساعة فقط لضربة القمر تلك |
| - Burası New York. Kim ışıkları bekler ki? | Open Subtitles | إنها نيويورك سيتي من ذا الذي ينتظر إشارات المرور ؟ |
| - Burası New York. Kim ışıkları bekler ki? | Open Subtitles | إنها نيويورك سيتي من ذا الذي ينتظر إشارات المرور ؟ |
| Um, aslında,burada, biraz bekler misin? Hemen dönecem. Sanırım Laurent bana seslendi. | Open Subtitles | حبذا لو انتظرت قليلا هنا و سأعود في الحال و داعا |
| Efendim, öyle olsa bile Bay Moray kati gizlilik bekler. | Open Subtitles | سيدي , إذا سمحت لي السيد موراي يتوقع الحذر المطلق |
| Hey. Biraz dışarıda bekler misin? Annen dinlensin. | Open Subtitles | أيمكنك أن تنتظري بالخارج لكي ترتاح أمك ؟ |
| Ortada sadece bir kolye mi yoksa seks ve kolye mi ya da daha kötüsü kolye ve aşk mı olduğunu öğrenmek için bekler miydin? | Open Subtitles | عيد ميلاد سعيد هل ستنتظر لتعرف انه الموضوع حول العقد فقط او العقد والجنس معها |
| Hollandalı parasını alana kadar bekler. | Open Subtitles | هذا الهولندي سينتظر لغاية الحصول على نقوده. |
| Kendimi bir atom bombasının üzerinde oturmuş patlamasını bekler gibi hissediyorum. | Open Subtitles | اشعر بأنني جالس فوق قنبلة موقوته في انتظار انفجارها. |
| Kim olduğunuzu biliyorum. Dışarıda bekler misiniz lütfen? | Open Subtitles | أعلم من أنتَ أتمانع لو إنتظرت بالخارج. |
| Ona 5 dakika dedim ama... daha çok bekler o. | Open Subtitles | ... طلبت منها الأنتظار خسمة دقائق ولكنها ستضطر للأنتظار أكثر |
| O dağın ardında, bir kız var, bekler beni, | TED | ♪ ♪ وراء الجبال، ♪ ♪ هناك فتاة تنتظرني. |
| Kilise komiteleri hep bağış yapmamı bekler, ve o bağışı hep alırlar. | Open Subtitles | لجان الكنيسة يتوقعون دائما مساهمة سخية مني وأنهم دائما يحصلون عليها |
| Dinle. Helen, bebeğim, bekler misin? | Open Subtitles | أصغي يا "هيلين"، هلا تنتظرين دقيقة من فضلك؟ |