| Hey, Bu kadın, gece erken saatlerde fahişelikten yakalanan kadın, değil mi? | Open Subtitles | أليست تلك المرأة التي تم حجزها مسبقاً بسبب تهمة دعارة هذه الليلة؟ |
| Birkaç hafta önce Bu kadın mahkemeye gitmek konusunda çok istekliydi, değil mi? | Open Subtitles | منذ أسابيع قليلة مضت، كانت تلك المرأة مثل، صاروخ سريع للمحاكمة، أليس كذلك؟ |
| Şimdi o çocuk ölü, Bu kadın ise elem içinde. | Open Subtitles | الاّن هذا الطفل قد مات و تلك المرأة في حداد |
| Bu kadın beni Nil'den çıkardı ve ayaklarımı bilgi yoluna koydu. | Open Subtitles | هذه المرأه إنتشلتنى من النيل ووضعت أقدامى على طريق المعرفه |
| Sadece bu şey dışında. Bu kadın ayakkabılarını geri aldı. | Open Subtitles | بإستثناء هذا، إستعادت هذه المرأة حذائيها، هذه الإمرأة |
| Bu kadın üç yıldır beni hayatta tutuyor ve de... | Open Subtitles | هذه الفتاة القديمة , أبقتني حياً لمدة أضافية ثلاث سنوات |
| Bu kadın Havana'daki Latin-Amerikan tıp fakültesinde eğitim görmüş bir sanatçı. | Open Subtitles | تلك المرأة فنانة تدربت في كلية الطب الأمريكية اللاتينية في هافانا |
| Ne olduğunu bilmiyorum ama Bu kadın bir şeyler biliyor. | Open Subtitles | لا أعرف على ماذا و لكن تلك المرأة تعرف شيئاً |
| Ameliyat işe yarasa da yaramasa da Bu kadın her zaman orada olacak. | Open Subtitles | وأنت أفضل صديقة يمكن للمرء أن يتمناها حسناً، ستكون تلك المرأة هناك دوماً، |
| Bu kadın sürekli Başkan Joo Joong Won'u mu takip ediyormuş? | Open Subtitles | هل تلك المرأة كانت تتبع الرئيس جو جانغ ون؟ |
| Bu kadın her nasılsa alışılagelmiş tiplerden değildi. | Open Subtitles | لكن تلك المرأة لم تكن من النوعية الساقطة. |
| Bu kadın, hayatımda duyduğum en açık saçık şeyleri söyledi. | Open Subtitles | تلك المرأة قالت أقذر الأشياء التي سمعتها في حياتي |
| Bu kadın beni Nil'den çıkardı ve ayaklarımı bilgi yoluna koydu. | Open Subtitles | هذه المرأه إنتشلتنى من النيل ووضعت أقدامى على طريق المعرفه |
| Bu kadın da evlat edindiğiniz çocuğun annesi olmalı. | Open Subtitles | هذه المرأه ربما تكون أم الطفل الذى تبنيته |
| Eğer Bu kadın artı oy kullanırsa, bittik anlamına gelir. | Open Subtitles | لو صوّتت هذه الإمرأة في صف الإقالة فسأكون أضحوكة |
| Bu gelinliği deniyordum, Bu kadın bana saldırdı. | Open Subtitles | كنتُ أجرّب ارتداء هذا الفستان و قامت هذه الفتاة بمهاجمتي |
| Bu kadın çocuklarıyla birlikte araba yarışındaydı sadece başka bir kayıp. | Open Subtitles | انها تلك السيدة التي كانت معها الاطفال في مضمار السباق لقد فقدنا للتو وجه جميل |
| Ama tuhaf olan şu ki görünüşe göre Bu kadın bir sabır modeliydi. | Open Subtitles | ولكن الشئ الغريب ايها السادة, هو ان, هذه المرأة كانت ظاهريا نموذجا للصبر, |
| Dış görünüşüne rağmen Bu kadın bir mazoşist. | Open Subtitles | على الرغم مِنْ مظهرِها، هذه الإمرأةِ تتألم. |
| Nasıl bir ilaç ya da iksir kullanmışsa Bu kadın... | Open Subtitles | أياً كان العقار أو الدواء ... الذى أستخدمتة هذة المرأة |
| Annem hep kalbimdeki iyiliği yaşatmamı söyledi. Ve Bu kadın annemin haklı olduğunu kanıtladı. | Open Subtitles | لطالما قالت والدتي أنْ أبقي الخير في قلبي و هذه الامرأة أثبتت أنّها كانت محقّة |
| Galiba Bu kadın bilmesi gerekenden daha çok şey biliyor. | Open Subtitles | أظن بأن هذهِ المرأة تعرف أكثر من المفترض |
| Demek istediğim Bu kadın gerçekte kim olduğunu önemsemiyorsa, Aradığın kişi o değil demektir. Ama onu kaybetmek istemiyorum, Mike. | Open Subtitles | كل مااقوله لو ان هذه المراة لاتهتم لك وانت على طبيعتك اذن هي ليست المناسبة لك لااريد ان افقدها مايك |
| -Gökteki Bu kadın da kim? -Bilmem. | Open Subtitles | من المفترض أن تكون في الدراسة من بحق الجحيم تلك الإمرأة في السماء ؟ |
| Bu kadın beni çıldırtacak. | Open Subtitles | ان لم تصل سريعا فإن تلك المرأه ستقودني للجنون |
| Tennessee ovası kadar bereketli görünen Bu kadın doğuramayacaktı ha. | Open Subtitles | ...أن هذه المرآة الخصبة ...كوادى تينيسى ليس بأمكانها ولادة طفل |