| Bir zamanlar, bana 2-3 paket kıyafet teslim edilirdi, iki günde bir. | TED | ذات مرة، كان يصلني مجموعتين أو ثلاثة من الملابس يوماً بعد يوم. |
| Üçüncü ritüel ise: bu büyük ateşlerin ortasında kıyafet yığınları var. | TED | وبعد ذلك الطقوس الثالثة: ما بين كل الحرائق وأكوام الملابس الضخمة. |
| Ücretsiz kira, kıyafet ve daha iyi bir iş bulmak için yardım edebilirler. | Open Subtitles | انها مجانيه وتساعدك على تأجير الملابس وأيضا تساعدك فى الحصول على وظيفه أفضل |
| kıyafet balosundan kaçmış gibi o kılıkla otelin lobisinden geçemezdim. | Open Subtitles | هل كنت ادخل لوبى الفندق هكذا.. مرتديا ملابس اللاجئيين كالبالون |
| Bunu sonraya sakla bence.öncelikle orman adamına biraz kıyafet al istersen. | Open Subtitles | اجعليه الشيئ الثاني. أول شيء أقترحُ بأنّك تَشتري ملابس لرجل الأدغال |
| Çalışma masamızdan biraz para, dolabımdan birkaç kıyafet ve çubukta dondurma. | Open Subtitles | فقط بعض المال من مكتبنا بعض الملابس من خزانتي و مثلجات |
| Ne hafif bir kıyafet pemve veya beyaz, pantolonumun önünü dar getirirler. | Open Subtitles | أي الملابس الخفيفة أبيض أو زهري يجعل مقدمة بنطالي ضيقة بشكل غريب؟ |
| Ve beni trend bi kıyafet mağazasına götürüp saçma kıyafetler aldırmayı denedi. | Open Subtitles | لـذا هي أخذتني لمتجر الملابس العصريّ وحـاولت جعلـي أشـتري بعض الملابس السخيفة، |
| Claire, belki bir şeyler daha koymak istersin diye kıyafet kutusunu dışarı koydum. | Open Subtitles | ،كلير ، في حالة كنتِ تريدين إضافة شيئ ما وضعت صندوق الملابس خارجاً |
| Umarım yanında yedek kıyafet getirmişsindir çünkü balıklama çöpe gidiyorsun. | Open Subtitles | من فضلك، أنا آمل فقط أنك أحضرت مزيداً من الملابس |
| Kim benim dolabımdan giymek için kıyafet çıkarsa... temizlemesini öneririm. | Open Subtitles | من إقترح على بيع جزء من الملابس التي في خزانتي |
| Yani bir kaç gündür buradayım. Ve kıyafet değişimi iyi olurdu. | Open Subtitles | أعني، لقد مضت بضعة أيام عليّ هنا، وتبديلة ملابس جيّدة أيضاً |
| Ama kameradan bir görüntü elde ettik, üzerinde kıyafet varmış. | Open Subtitles | لكننا حصلنا على صورة من الكاميرا لقد كان يرتدي ملابس |
| Ama... beni sadece asansörsüz çıkılan bir eve tıkıp kıyafet harçlığı bağlamak istiyor. | Open Subtitles | يريد أن يضعني في شقة بدون مصعد و يعطيني ملابس علاوة على ذلك. |
| Sizce okul bana yeni bir kıyafet satın alabilir mi? | Open Subtitles | هل تعتقد بأن المدرسة تستطيع أن تشتري زي جديد لي |
| Steven, gezide giymen için birkaç temiz kıyafet ayırdım sana. | Open Subtitles | ستيفن، وضعت لك بعض الثياب النظيفة لتأخذها معك في الرحلة |
| Biraz kıçını başını açsan ya da etten yapılmış bir kıyafet giysen? | Open Subtitles | إلا تستطيع أن تتقومي بإغرائه أو أرتدي فستان مصنوع من اللحم ؟ |
| Bu kıyafet sana daha çok yakıştı, Joe. | Open Subtitles | يبدو أن أفضل طريقة اللباس. نظرتم أكثر من المألوف، جو. |
| Üzerimde hareket algılayıcı bir kıyafet var, vücudumun ne yaptığını anlıyor. | TED | أرتدي بدلة مُلتقطة للحركة عن طريق القصور الذاتي تلتقط حركة جسدي. |
| Hey Mon, sence bu kıyafet satın alma asistanının üzerinde nasıl durur? | Open Subtitles | كيف تبدو هذه البدلة على مشتري مساعد مالك اليساندرو جاء للصراخ علي |
| Üzerinde hiçbir kıyafet yokken koşturmuyordun, değil mi? | Open Subtitles | أنت لم تكن تجري في الأدغال بدون ثياب .. أليس كذلك ؟ ؟ |
| Çok geciktiniz. Bu bir görev. kıyafet balosu değil. | Open Subtitles | هذه مهمّة، و لَيسَت حفلة للملابس التنكرية. |
| Senin vücut ve kıyafet sorunların da tıpkı benim spor sorunum gibi. | Open Subtitles | مشاكل جسمك و ملابسك مثل الرياضة بالنسبة لى |
| Hey, son denediğim kıyafet iyiydi, değil mi? | Open Subtitles | مرحباً , الفستان الأخير كان جيداً , أليس كذلك؟ |
| Eğer gemiyi alırlarsa, bizi öldüresiye yağmalarlar... etimizi yiyip, derimizden kendilerine kıyafet dikerler. | Open Subtitles | إذا اخذو السفينه سيرموا بنا إلى الموت سيأكلون لحمنا ويعملو جلودنا لباس لهم |
| Vay, iyi ki okul açık değil... yoksa o kıyafet kesinlikle açılmaz. | Open Subtitles | ياللهول, من الرائع أن الدراسة توقفت وإلا هذا الرداء كان سيسبب مشكلة |
| Bu gece bize misafir gelecek. Temiz kıyafet giyeceğim. | Open Subtitles | إنني أرتدي أفضل ملابسي فلدينا ضيوف الليلة |