Sizden uzak kalmamı saymazsak, o kadar da kötü değil. | Open Subtitles | عدا أنه يفصلنى عنكم يا أحبائى, فهو ليس بهذا السوء |
O kadar da kötü değildi. Sen onu benim kadar tanımadın. | Open Subtitles | أنه لم يكن بهذا السوء أنت لم تعرفه كما أعرفه أنا |
O kadar da kötü değil. Eninde sonunda onları yakalayacağız. | Open Subtitles | انة ليس بهذا السوء سوف نقبض عليهم على اية حال |
Hadi, bununla baş edebilirsin. O kadar da kötü değil. | Open Subtitles | هيا , يمكنك التعامل مع هذا الأمر ليس بذلك السوء |
Hemen aklına gelmiyorsa o kadar da kötü bir şey yapmamışsındır. | Open Subtitles | يجب أن تجيب بسرعة، وإلا فإنك لم تفعل شيئاً سيئاً جداً. |
Aslında, o kadar da kötü değil. En azından temiz biriymiş. | Open Subtitles | حسنا ، هذا لا يبدو سيئا للغاية على الأقل يحب النظافة |
Sürücünüz göz rengi gibi bir özelliği geçiriyorsa bu o kadar da kötü değil. | TED | ليس هذا شيئاً سيئاً للغاية إذا ما كان الدافع تعزيز صفة واحدة فقط مثل لون العين. |
- Pizzalar o kadar da kötü değil. - Adam şeker hastası. | Open Subtitles | البيتزا حقا ليست بهذا السوء إن لديه مرض السكرى من الدرجة الثانية |
O kadar da kötü değil bence. Bu kısmı yapıştırabiliriz sanki. | Open Subtitles | لا اعتقد إنها بهذا السوء يمكننا فقط , نلصق بعض الأجزاء |
Biliyor musun, düşünüyordum da Berkeley o kadar da kötü değil. | Open Subtitles | إذاً كما تعلم, لقد كنت أفكر وبيركلي لا تبدو بهذا السوء |
Mesela bir yönetici bana dedi ki, "Oo, o kadar da kötü değiliz. | TED | وقد أخبرني أحد المسؤولين، على سبيل المثال، "مهلًا، ليس الوضع لدينا بهذا السوء. |
Kıpırdayıp durma, eski dostum. O kadar da kötü olamaz. | Open Subtitles | اثبت يا صديقي العزيز لا يمكن للوضع أن يكون بهذا السوء |
Bizim çocuklar ona Kalaşnikov adını taktılar, ama o kadar da kötü değildi. | Open Subtitles | كان يطلقون عليه قاذف اللهب ولكن لم يكن بهذا السوء |
Daha 12 saat geçti. O kadar da kötü değil durum. | Open Subtitles | . مرّ فقط 12 ساعة ، ليس الأمر بهذا السوء |
O kadar da kötü değil ya. Dert yanıyorum işte. | Open Subtitles | الأمر ليس بذلك السوء فعلا انا انفس عن غضبي فقط |
Öyle düşünüyorsun. Ama yaptığın zaman o kadar da kötü değil. | Open Subtitles | تظنين ذلك، لكن عندما تقومين بذلك ستكتشفين أنه ليس بذلك السوء. |
Neyse, o kadar da kötü değildi. Çoğunu kurtardık sanırım. | Open Subtitles | ذلك لم يكن سيئاً جداً أعتقد بأننا أنقذنا أغلبه |
Beni tanıdığında o kadar da kötü bir adam olmadığımı anlarsın. | Open Subtitles | يعلمك أن تعرفني. كنت أنظر ، أنا لست سيئا للغاية. |
O kadar da kötü değil. Bu Jasper Johns. Burada cetveliyle alıştırma yaptığını görüyoruz. | TED | ليس الأمر سيئاً للغاية هذا جاسبر جونز. نرى هنا أنه كان يتدرب على استخدام المسطرة |
Peki,bir Londra dairesinde oturmak o kadar da kötü olmaz heralde. | Open Subtitles | أعتقد أن المعيشة في شقة بلندن لن تكون بذاك السوء هاه؟ |
Merak etme, emirlere karşı gelmezsen o kadar da kötü bir yer değildir. | Open Subtitles | لا تقلق ، إذا ذهبت إلى جانب النظام ، وأنها ليست سيئة للغاية. |
Ben senin yaşındayken evlendim, o kadar da kötü değil aslında. | Open Subtitles | ، أنا تزوجت عندما كنت في عمرك أنه ليس سيء جداً |
O kadar da kötü değilmiş. Sadece birkaç kişi var. | Open Subtitles | أوه, ليس سيئا جدا هناك القليل من الناس ها هنا |
Biliyorsun, şu ana kadar hiç düşünmemiştim, ama o kadar da kötü değil, değil mi? | Open Subtitles | أتعلمين؟ لا يمكنني القول بأنني فكرت بذلك قبل الآن، ولكن.. إنّه ليس بسيء جيّداً.. |
O kadar da kötü değil yani benim herhangi bir mesleğim gibi. Çünkü değil. | Open Subtitles | ليس ذلك سيّئاً أو أي شيء آخر أو ليس من شأني، السبب لا |
Bana kalırsa bu kekler o kadar da kötü görünmüyor. | Open Subtitles | لا تبدو هذه الكعكات سيّئة جدّا إذا أردتُ الحكم عليها بنفسي |
Aslında bazı zamanlar canavarlar o kadar da kötü değildir. | Open Subtitles | أنت تعرف... أحيانا... الوحوش ليست كلها سيئة. |
Yaşadıklarım o kadar da kötü gelmedi bir anda. | Open Subtitles | فجأة ما أمر به لا لا يبدو سيئ جدا |
Aslında o kadar da kötü değil ama, bazen çok dikkat gerekiyor. | Open Subtitles | العالم ليس سيئا لهذه الدرجة لكنه يحتاج احيانا الى يقظة شديدة |