| Tekerlek fabrikasında büyük Kalıplar vardır böyle. | Open Subtitles | حسنا بمصنع الإطارات لديهم تلك القوالب الكبيره |
| Kalıplar banknotun bir yüzü için. | Open Subtitles | القوالب فقط لجانب واحد من الورقة |
| Maliyetler yüksek. Kalıplar yıpranıyor. | Open Subtitles | التكاليف أعلى، القوالب تتلف وتهترئ |
| Rorschach gittikçe daha fazla insanı test ettikçe Kalıplar birikmeye başladı. | TED | وباختبار رورشاخ للمزيد والمزيد من الأشخاص، بدأت الأنماط في التراكم. |
| Kalıplar üzerine bu araştırma ona hayatı boyunca hiç kaybolmaycak bir sayı aşkı verecekti. | Open Subtitles | هذا البحث المبكر عن الأنماط سيكسبها شعور وحب للأعداد سيبقيان معها طوال حياتها. |
| Irkçı Kalıplar kullanan başka bir eski toprak daha. | Open Subtitles | مجرد صبي حسن بالغ العمر إلقاء الأنماط العنصرية. في الارجاء |
| Kalıplar sayma odasında imiş. | Open Subtitles | .تقول إن الصفائح في غرفة الإحصاء الناعمة |
| Kalıplar sayma odasında imiş. | Open Subtitles | .تقول إن الصفائح في غرفة الإحصاء الناعمة |
| -O Kalıplar kurudu mu? | Open Subtitles | هل جفت هذه القوالب بعد؟ |
| Cinsiyeti, ırkı ve cinsiyet seçimi ne olursa olsun Jon'un çalıştığı tüm beyinlerde bu Kalıplar mevcut. | Open Subtitles | رد فعل دماغهم الفوري هو الشعور بالسعادة. هذه القوالب النمطية تحدث في جميع الادمغة التي درسها (جون)، بغض النظر عن نوع الجنس، العرق، أو التوجه الجنسي. |
| Herhangi bir şeye cevap verdiler mi? Şekiller, Kalıplar, sayılar, Fibonacci gibi. | Open Subtitles | هل استجابوا لأي نوع من الأشكال أو الأنماط |
| Bütün bu düzenli Kalıplar insanları evrendeki evlerinde hissettirdi. | Open Subtitles | كل هذه الأنماط العادية جعلت الناس يطمئنون للكون |
| Tüm bu Kalıplar bana neşenin hislerle başladğını söylüyordu, onlara ''Neşe estetiği'' adını koydum; neşe uyandıran şeyler. | TED | وبما أن هذه الأنماط كانت تخبرني أن البهجة تبدأ من الأحاسيس، بدأت بتسميتهم "جماليات البهجة"؛ أحاسيس البهجة. |
| Bu yapıyı değiştiren ve sinir sistemine bağlayan nöromodülatör sayısı, nöron sayısından fazladır. Komplike bir Kalıplar kümesi üretebiliyorlar. | TED | ويوجد المزيد من المعدلات العصبية التي تغير وتزود هذه البنية بالأعصاب أكثر مما تقوم به الخلايا العصبية الموجودة في البنية وهي قادرة على إنشاء مجموعة معقدة من الأنماط. |
| Dil bilimi açısından bakıldığında, gerek konuşma gerek yazma olsun, dil bilgisi, cümle veya söz öbekleri oluşturmak için kelimelerin bir araya getirildiği Kalıplar bütünüdür. | TED | إذا نظرنا إلى ذلك من ناحية علم اللغة فالنحو عبارة عن مجموعة من الأنماط لكيفية وضع الكلمات لتكوين عبارات أو فقرات لتستخدم في التحدث أو الكتابة. |
| Kalıplar bende kalacak. | Open Subtitles | سوف تبقى الصفائح معي. |
| Kalıplar bende kalacak. | Open Subtitles | سوف تبقى الصفائح معي. |