| Beyin ve uzuvları dışında hiçbir şey kalmadı ama hala işlevsel durumda! | Open Subtitles | لم يتبقى شيء من الجثة سوى الدماغ و الأطراف و مازال يتحرك |
| Kimseden korkmamız için bir neden kalmadı. O adamın elinde hiçbir delil yok. | Open Subtitles | لا يوجد سبب للخوف من أي شخص هذا الرجل ليس لديه دليل ضدنا |
| Terry, limanda senin için güvenli bir yer kalmadı artık. | Open Subtitles | لم يعد هناك مكان امن لك على الشاطىء يا تيرى |
| Geride, başlangıçtaki madde miktarının 100 milyonda biri kadar madde kalırken, hiç antimadde kalmadı. | TED | وبقي فقط جزء من مئة مليون جزء من المادة بقيت في الكون ولم يبقى أي شيء من المادة المضادة. |
| Seninle bir dakika daha yaşayamam. Ortada hiç sevgi kalmadı. | Open Subtitles | لا يمكننى العيش معك دقيقة اخرى لم يتبق هناك حب |
| Üst diye bir şey kalmadı ki be. Kimse yok resmen. | Open Subtitles | لم يبق أحد من كبار الضباط يا صاح، لا أحد منهم. |
| Arkadaşlarımı kaçırıp yerlerine katil androidler yerleştiren yalancılara karşı acıma duygum kalmadı. | Open Subtitles | لقد نفذت شفقتي على الكذابين الذين يختطفون أصدقائي و يستبدلونهم بآليين قتلة |
| Hiçbir iz kalmadı. Dişçi raporlarından teşhis için bile delil bulunamadı. | Open Subtitles | لم يتبقى شيئاً و لا يمكنك التعرف عليهم من أسنانهما حتى |
| O kadar yıl boyunca ondan saklanabilenlerden fazla kimse kalmadı. | Open Subtitles | لم يتبقى الكثير مننا، ممّن سيتمكن من الأختباء لسنوات المُقبلة. |
| Evet? Biraz acele etsen fena olmaz. Zaten çok kişi kalmadı | Open Subtitles | حسنا , من الأفضل أن تسرعى .فلم يعد يتبقى الكثير منا |
| Ama senin için bir sorun kalmadı, çünkü görüyorsun ya onlar öldü. | Open Subtitles | على أي حال، لا يوجد أمامك أي مشكلة، فهم موتى وبلا شك |
| Bu aşağılık bütün kızları reddedip duruyor, geriye kız kalmadı. | Open Subtitles | هذا الوغد يستمر فى رفض الفتيات والآن لا يوجد آخريات |
| ! Ne diyorsun sen? CIP müdahalesi kalmadı,güvenlik duvarı sağlam. | Open Subtitles | لا يوجد دخول لوحدة معالجة تداخل القنوات جدار الحماية مؤمّن |
| Elimde başka kağıt altlığı kalmadı o yüzden diğer insanlardan alın. | Open Subtitles | انا لم يعد لدي الواح للكتابة أحصل على واحدة من زميلي |
| Bende... televizyon falan da yok yiyecek bir şey de kalmadı... | Open Subtitles | لم يعد لدي ،تلفاز بعد الآن ،و لا يوجد طعام كافي |
| Yapılacak bir şey kalmadı. Celladı hazırlayın! | Open Subtitles | .. لم يبقى لنا شيء لنفعله جهز الجلاد للإعدام |
| İkisi de yanıverdi. İçerde kamera kalmadı. | Open Subtitles | الكاميرتان مشعلتان لم يبقى شيء في الداخل |
| Bizden fazla kalmadı.Geçen yıl sakidofalik sınıf toplantısı yaptık. | Open Subtitles | لم يتبق منا الكثير ، كان لدينا العام الماضي لقاء دراسي |
| Mekân, Vezüv Dağı gibi patladı, dostum. Bir tane sağlam mobilya kalmadı, ciddiyim. | Open Subtitles | لقد حدثت فوضى عارمة في المكان ولم يبق أي شيء سليم في الحانة |
| Göz morluklarımızın nasıl oluştuğuna dair söyleyecek yalanım kalmadı ve patlamış dudaklarımız ve çürüklerimiz için. | TED | نفذت كل أعذاري لإخبارهم كيف اسودت اعيننا ولماذا شفاهنا ملكومة, وتغطينا الكدمات, لم امتلك اية اعذار |
| 20 yıldan fazla süredir terk edilmiş durumda. Pek bir şey kalmadı. | Open Subtitles | فهي مهجورة منذ ما يربو على 20 عامًا، لم يبقَ منها الكثير |
| Akünün öldüğünü tahmin ediyorum. Benzinimiz, yağımız ve suyumuz da kalmadı. | Open Subtitles | أظن بأن البطارية معدومة و لقد نفذ منا البانزين و الزيت و الماء. |
| Artık hiç bir yer güvenli değil. Saklanacak bir yer kalmadı. | Open Subtitles | ليس هناك مكان آمن بعد الآن لم يعد هناك مكان للاختباء |
| Yani hiç paran kalmadı dediğinde, Marvin, gerçekte neyi kastediyordun? | Open Subtitles | عندما تقول أني لا أملك أيّ مال، ماذا تقصد حقاً؟ |
| Hükmü kalmadı. Bugün ne tarz işler mevcut? | TED | لقد انتهت مدته. ما هي انواع الوظائف اليوم؟ |
| Erzak kalmadı. Şimdi ne yapmalıyım? | Open Subtitles | لقد نفدت كل تجهيزاتي ما الذي يجب أن افعله الآن؟ |
| Pek fazla zamanımız kalmadı. Er ya da geç bizi bulurlar. | Open Subtitles | الآن، ليس لدينا الكثير من الوقت عاجلاً أو آجلاً سيكشفون موقعنا |
| Bitmesini istiyorlar çünkü bundan para kazanıyorlar. Artık sınır falan kalmadı. | Open Subtitles | يرغبون بالقضاء عليها لأنها تكسب لم تعد هناك حدود بعد الآن |