| Fakat korkmuştu. 95 yıl yaşamıştı ve daha önce hiç halüsinasyon yaşamamıştı. | TED | ولكنها كانت خائفة.فقد عاشت 95 عاما، ولم ترى هلوسات من قبل أبداً. |
| Başlarda, annem çok korkmuştu benim engelli olmam onu korkutmuştu. | Open Subtitles | .. في البداية، أمي كانت خائفة خائفة من عجزي، إعاقتي |
| Biliyor musun ilk iş günümde korkudan ölüyordum, gözüm korkmuştu. | Open Subtitles | انت تعلم اول يوم لي هنا لقد كنت خائفة مرعوبة |
| Boone korkmuştu, ben de yatağıma girmesine izin verdim çünkü o benim kankam. | Open Subtitles | لقد كان يون خائفاً لذا سمحت له بأن ينام على سريى لإنه أخى |
| O kadar korkmuştu ki, kendine gelmesi bir saat sürdü. | Open Subtitles | لقد كان خائفاً لدرجة أنه أستغرق ساعة ليفيق |
| korkmuştu. Kızın olduğu odadan çıktı, Mike, ve çok korkmuştu. | Open Subtitles | لقد كان خائفا ولقد حاول الخروج من الغرفة وهو مرعوب |
| Bu küçük kızı buldum. Çok korkmuştu. | Open Subtitles | لقد وجدت هذة الفتاة الصغيرة كانت خائفة جدا |
| Sözlerinin René'ye gitmesinden korkmuştu. René neden gelmedi? | Open Subtitles | كَانتْ خائفة من كلماتِه إلى رينيه لماذا لم يحضر رينيه ؟ |
| Jenny'yi filmde ona bindirmek istemiştin. ve o da korkmuştu. | Open Subtitles | وأردت لـ " جيني " العمل في التصوير وكانت خائفة |
| Eija o kadar korkmuştu ki adeta çıldırmak üzereydi. | Open Subtitles | زوجتي كانت خائفة جداً وعلى وشك ان تصاب بالجنون |
| Deprem sırasında çok korkmuştu. | Open Subtitles | لقد كانت خائفة جداً أثناء الهزة الأرضية، هذا كل ما الأمر |
| Bir yaprak gibi titriyordu. Çok korkmuştu. | Open Subtitles | تهتز مثل ورقة النبات و لقد كانت خائفة حتى الموت |
| Gezegenler arası işgal haberlerinden o kadar çok korkmuştu ki oradan kaçtı. | Open Subtitles | كان خائفاً من تقارير الغزو الفضائي، لدرجة أنه هرب.. |
| Tahmin et, onun son ayinini yapmaktan kim çok korkmuştu? | Open Subtitles | وخمني من كان خائفاً من أن يلقي شعائر جنازته؟ |
| O kadar korkmuştu ki, iyi geceler öpücüğü verirken dudağımı ısırmıştı. | Open Subtitles | لقد كان خائفاً جداً، لقد عضني في شفتي عندما قبلني قبلة المساء |
| Maui karanlıktan ötürü çok korkmuştu; dolayısı ile onu üst kata çıkarmak durumunda kaldım; daha doğrusu, önce yürüyüş için merdivenlerden aşağı indirdim, ve sonra da tekrar yukarı çıkardım. | TED | كان ماوي خائفا بسبب الظلام، لذا كان عليّ حمله إلى الطابق فوق، في الواقع ذهبنا إلى أسفل للتجول به ثمّ أعدته إلى أعلى. |
| Mariott korkmuştu çünkü meraklı bir detektifi öldürmeyi kabul etmişti bayan Florian'ın kendisine telefonda bahsettiği detektifi. | Open Subtitles | لقد كان ماريوت خائفا لأنه بهذا سيوافق على مساعدتك فى قتل محقق فضولى ذلك الشخص الذى اتصلت به السيدة فلوريان |
| Ne sebepten yaptıysa yaptı, ama korkmuştu. | Open Subtitles | أيا كانت الأسباب لقد فعلتها اعتقد إنها كانت مرتعبة |
| - Babam çok korkmuştu ve ben amcamın ofisine girip kanıtı bulacağımı biliyordum. | Open Subtitles | لقد كان والدي مرعوباً وكنت أعرف بأن باستطاعتي الدخول لمكتب عمي وإيجاد الإثبات |
| O benden, benim ondan korktuğumdan daha çok korkmuştu bence. | Open Subtitles | أعتقد أنه خاف مني أكثر مما خفت منه |
| Evet, Yani, bazılarımız bayağı korkmuştu... | Open Subtitles | نعم, أقصد, القليل منّا كانوا خائفين جداً |
| O adam o kadına neler yapıyordu tanrı bilir ama kadın korkmuştu. | Open Subtitles | الله وحده يعلم ما كان يقوم به ذلك الشخص ولكنها كانت مذعورة |
| Ailesi, dövüp, ilaç verip, bir otobüs durağına bıraktıkları bir kadına yakalanmaktan korkmuştu. | Open Subtitles | و خافت عائلته ان يمسكوا من قبل المرأة التي ضربوها و خدروها وتركوها على المقعد |
| Ağlıyordu, korkmuştu, neler olduğuna anlam veremiyordu. Travmanın tam eşiğindeydi. | TED | كان يبكي، خائفًا وعاجزًا عن استيعاب ما كان يحصل له، كان على وشك الإصابة بصدمة جديدة. |
| Çok korkmuştu! | Open Subtitles | هو من كان مذعورا |
| Çocuklar gerçekten korkmuştu tamam mı? | Open Subtitles | يا شباب, لقد كانت مفزوعة جداً, حسناً؟ |
| korkmuştu. | Open Subtitles | إنهُ كان مُرتعباً. |
| O boynuna astığın o haçtan korkmuştu. | Open Subtitles | كان خائف من الصليب الذي ترتيده حول رقبتك |