| Eski nişanlım birkaç haftalığına dönüp, ortalığı karıştırmış gibi yaptığı için mi? | Open Subtitles | لماذا، لأن خطيبي السابق تحول عنكِ لبضعة أسابيع وتظاهر أني اهز عالمه؟ |
| O benim sahte nişanlım Kimmy ve sahte hayatımız mükemmel olacak! | Open Subtitles | إنه خطيبي الوهمي يا كيمي وسنعيش حياة وهمية جميلة مع بعض |
| Yemin ettim. nişanlım beni 16 yaşımda hamile bi şekilde terkedince, yemin ettim. | Open Subtitles | لقد وعدت نفسي عندما تركني خطيبي وأنا حامل بعمر الـ16, وعدت نفسي |
| nişanlım bana atkı ve parmaksız eldiven örerek vakit geçiriyordu. | Open Subtitles | قضت خطيبتي وقت كثيراً لتقوم بحياكة الأوشحة والقفازات من أجلي |
| Bak. nişanlım, babasını hapse gönderdiğim için beni düğün günümüzde terketti. | Open Subtitles | انظر ، لقد تركتنى خطيبتى يوم زفافى لأرسل والدها الى السجن |
| Seni komaya sokan o patlamada nişanlım öldü. | Open Subtitles | و الانفجار الذي وضعك فى غيبوبة تسبب فى موت خطيبى. |
| Geçen ay bir nişanlım, ve iki odalı bir dairem vardı. | Open Subtitles | الشهر الماضي كان لديّ خطيب وشقّة ذات غرفتين |
| nişanlım karısını ailesinin yanına göndermiş. | Open Subtitles | خطيبي ارسل لي , بعودة الإمراه لشعبها إنه ينتظرني |
| Bütün arkadaşlarım ayrıldı, nişanlım hariç... ama onu çok sık görüyorum. | Open Subtitles | كل أصدقائي رحلوا باستثناء خطيبي لكنني دائما أراه |
| Mazeretim bencilce gelebilir, ...ama nişanlım, o mekiğin komutanı. | Open Subtitles | لكن أسبابي من الممكن أنها تعتبر أنانية لكن خطيبي هو قائد المكوك الفضائي لتلك الرحلة |
| İki kişi kayıp. Jeffrey Weems ve Charles Travis, nişanlım. | Open Subtitles | ورجلان مفقودان جيفري ويمس وتشارلز ترافيس خطيبي |
| Ve nişanlım beni arıyordur birlikte olduğum bu adam da | Open Subtitles | ولا اريد خطيبي الرجل الذي كنت برفقته أن يقلق |
| Şey, nişanlım beni terkedeli üç yıl oldu, ve o zamandan beri hiçkimseyle olmadım. | Open Subtitles | ـ حسناً, لقد مضت ثلاث سنوات منذ ان هجرني خطيبي ومنذ ذلك الوقت لم أمارس الحب مع اي شخص |
| nişanlım Bolder'da bir iş bulduğunu yazar yazmaz buradan ayrılacağım. | Open Subtitles | في اللحظة التي كتب فيها خطيبي هذا أنه حصل علي هذه الوظيفة في بولدر، أَنا أنصرفت عنه. |
| nişanlım "tenis partneri" ile hafta sonları uzun tatillere çıkardı. | Open Subtitles | خطيبي كان يقضي دائما عطل نهاية الاسبوع الطويلة مع شريكه في كرة التنس |
| Eski nişanlım sürekli aklımda ve sanırım buradan anlamam gereken bir şey var. | Open Subtitles | خطيبتي السابقه تخطر ببالي كثيراً و أعتقد أن هذا شئ يجب أن أستوضحه |
| Belki nişanlım benim büyüdüğüm yeri görmek ister diye düşünmüştüm. | Open Subtitles | إعتقدت أن خطيبتي ستكون مهتمة برؤية المكان الذي كبرت فيه |
| nişanlım müthiştir, yani kesinlikle güçlü bir kız, kadındır akıllı bir kadın, yani, tamamen. | TED | خطيبتي رائعة جدًا، هي فتاة قوية حقًا، وامرأة امرأة ذكية، مثل، تمثل لي كل شيء. |
| nişanlım, resepsiyonda kullanılacak örtü ve peçeteler için yardımımı istiyor. | Open Subtitles | . خطيبتى تريد مساعدتى فى أختيار لون بياضات غرفة الأستقبال |
| Aslında resmi olarak nişanlım değil. | Open Subtitles | حسنا ,هو ليس خطيبى بالظبط , على الاقل رسميا |
| Kalbimde çok özel bir yeri olan ve seviştiğim çok hoş, yakışıklı bir nişanlım var. | Open Subtitles | لدي خطيب وسيم و جميل أمارس الحب معه و له مكان حقيقي في قلبي ولأكون صريحة تماما |
| Eşim ya da nişanlım olsa çizgi roman dükkânına para koymadan ilk ona soracağımı biliyorum. | Open Subtitles | اعلم اذا كان لدي زوجه او خطيبة لا بد ان اسألها اولاً قبل ان استثمر مالاً في متجر للقصص المصورة |
| Konuştuğun kişi nişanlım, tamam mı? | Open Subtitles | بَدتْ مثل a قنطور. يا، تلك خطيبتُي أنت تَتحدّثُ عنه، موافقة؟ |
| O şimdi bir doktor ve nişanlım şu andan itibaren Dr. Koca Göğüs McGee. | Open Subtitles | وخطيبتي من الأن فصاعد الدكتورة ماجي ذات الصدر الكبير |
| Hayır, hayır, hayır... Bu benim nişanlım değil. | Open Subtitles | كلا، كلا، هذه ليست خطيبتيّ. |
| Otelde beni bekleyen bir nişanlım var... ve öğrendiğinde... | Open Subtitles | لدي خطيبها ينتظرني في الفندق ، الذي يجري لابد من سحقهم |
| O kız arkadaşım değil artık, nişanlım. | Open Subtitles | لم تعد صديقتي بعد الآن، نحن مخطوبين الآن. |
| nişanlım için. Krem şantili olan hakkında biraz kararsız. | Open Subtitles | ليست لي بل لخطيبتي تراودها شكوك بشأن كعكة كريمة الزبدة |
| nişanlım var, eve eğer o... | Open Subtitles | انظر، لدي خطيبته. وإذا كانت أي وقت مضى... |
| - Bu çok saçma. Benim tek nişanlım sensin. | Open Subtitles | أنت خطيبتَي وأنا لا أَعْرفُ أيّ... |
| - Eğer Chicago'da bir nişanlım olmasaydı, ben kapardım. | Open Subtitles | -لو لمْ يكن لديّ خطيبٌ بـ"شيكاغو"لأقدمتُ عليه. |