| Yamyamlar sabahtan önce benim için buraya gelemeseler bile, o burdaydı. | Open Subtitles | اذا فشل أكل لحوم البشر القدوم الي قبل الصباح من الممكن |
| Benzer hareketleri sabahtan beri görüyorum. Sanki tüm kasaba yarı uykuda. | Open Subtitles | لقد لاحظت سلوك مشابه طوال الصباح يبدو كأن المدينة شِبه نائمة |
| Sanki hiçbir şey olmamış gibi sabahtan beri burada dolaşıyor. | Open Subtitles | أتى إلى هنا هذا الصباح و كأن شيئاً لم يحدث |
| Her sıhhi tesisatçıyı aradım. Yarın sabahtan önce gelebilen yok. | Open Subtitles | أتصلت بكل سباك بالبلدة لا أحد سيحضر قبل صباح الغد |
| İnanın bana, sabahtan akşama kadar yaptığım hiçbir şey yok. | Open Subtitles | صدقيني، ليس لدي شيء لأقوم به من النهار حتى الليل. |
| sabahtan bu yana bulduğumuz en iyi koru burası derim. | Open Subtitles | سأقول أن هذا هو أفضل ملجأ عثرنا عليه منذ الصباح |
| ...borsaya ulaştı sabahtan beri hisselerimiz yüzde 30'a kadar düştü. | Open Subtitles | الى سوق البورصه اسهمنا انخفضت بنسبة ثلاثين بالمائه منذ الصباح |
| Evet, ona bir günışığı yüzüğü yaptım. sabahtan beri orada dikiliyor. | Open Subtitles | صنعتُ لها خاتم السير نهاراً، ولم تبرح مكانها ذاك طيلة الصباح. |
| Yüzünü hiç böyle görmemiştim. sabahtan bu yana yüzü değişmiş. | Open Subtitles | يمكنك أن ترى هذا على وجهها، لقد تغيرت منذ الصباح. |
| Fotoğrafın bu sabahtan beri çeyrek milyon kere retweeted edilmiş. | Open Subtitles | تم اعادة تغريد الصوره ربع مليون مره منذ هذا الصباح |
| Evet, bu sabahtan beri bildiğim şeyi söylediğin için sağ ol. | Open Subtitles | نعم . شكراً لأنك أشرت إلى ما عرفته بالفعل هذا الصباح |
| "Uzaktan, geceden ve sabahtan Orada on iki rüzgarlı gökten, Beni işleyen hayatın hamuru Buraya fısıldadı: işte burdayım. | TED | من بعيد، من المساء إلى الصباح من السماء ذات الرياح الاثني عشر هنالك، أمور الحياة نسجتني من أسفل هذا الجانب؛ ها أنا ذا. |
| Şimdi, bir numara deneyeceğim, ve bu sabahtan bir deneyi canlandıracağım. | TED | والان ، سأقوم بتجربة ، وتكرار تجربة هذا الصباح. |
| Verloc'un sabahtan beri evinden çıkmadığını söylemiştin. | Open Subtitles | اعتقد انك قلت ان فيرلوك لم يخرج قط منذ الصباح |
| Bu sabahtan beri daha iyiyim. Kaygılanacak bir şey olmadığına beni ikna ettin. | Open Subtitles | انا افضل هذا الصباح, بعد ان اقنعتنى انه لا داع للقلق |
| Sizi bir daha asla göremeyeceğimi sandığım için sabahtan beri ağlıyorum. | Open Subtitles | كنت أبكى طوال الصباح لأننى ظننت بأننى لن أراك ثانية |
| sabahtan beri sizi izlediklerinin farkındayım. | Open Subtitles | متأكد من هذا , أنهم يراقبونكِ منذ صباح اليوم |
| Yarın sabahtan itibaren herşeyin sorunsuz gitmesini istiyorum. | Open Subtitles | أريد كل شئ أن يسير بدون أى عقبة بدءاً من صباح الغد |
| sabahtan beri şu makarayı kurmaya çalıştım ama işe yaramadı. | Open Subtitles | حاولتُ أن أرفع هذه طوال النهار .و لكِن لم تنجح |
| Buralardaki her serseri sabahtan akşama kadar ateş ederken olmaz. | Open Subtitles | ليس مع كل الحمقى الموجودين من طلوع الفجر الى الغروب |
| sabahtan beri onu araştırıyorum ve tahmin ettiğim gibi içgüdülerim doğru. | Open Subtitles | لقد كنت أبحث عنها طوال الصبح وكما شككت حدسي قد برهن صدقه |
| Şanslısın. sabahtan beri sadece üç kişi kullandı. | Open Subtitles | انتِ سعيدة الحظ , فلم يستخدمها سوي ثلاثة اشخاص فقط بالصباح |
| sabahtan beri bir şey yemedim. | Open Subtitles | لم أأكل شيئًا منذُ هذا الصّباح. |
| sabahtan beri konuşuyoruz. | Open Subtitles | نحن نَتكلّمُ منذ صباحِ. |
| sabahtan beri yellenmekten bir hal oldum. | Open Subtitles | أنا أَضْرطُ بِاستمرار منذ هذا الصباحِ |
| sabahtan akşama kadar kumar oynar, ve sarhoşken kabalaşırdı. | Open Subtitles | يقامر ليلاً ونهاراً ويكون لئيماً عندما يسكر |
| Bu sabahtan daha iyi durumdayız. | Open Subtitles | هذا الآن أفضل مما كان في وفاضنا صباحاًَ. |