| sihirli saçlarınla yaralı elimi sararken oldukça esrarlı bir hal aldın. | Open Subtitles | تبدين غامضة وغريبة جداً بينما تلفين شعرك السحري حول يدي المٌصابة |
| O halde sihirli şiirlerini bize karşı kullanmasını durdurmak zorundayız. | Open Subtitles | حَسناً إذن، يَجِبُ أَنْ نَمْنعَه من إستخدام شعره السحري ضدنا |
| Bendeki can sihirli kadından doğma hiçbir erkek alamaz o canı! | Open Subtitles | حياتى محصنة بتعويذة سحرية ولا يمكن أن تستسلم لرجل ولدته امرأة |
| Bakalım sihirli bir çiçek yaratabilecek miyiz? Olur mu sence? | Open Subtitles | وشوف إذا أمكننا أن ننتج زهرة سحرية أتسائل هل يمكننا؟ |
| Ama yine de kitap kurdu. sihirli dünyamızın her türlü pisliğini bilir. | Open Subtitles | ولكن رغم ذلك ذلك الرفيق يعلم بكل الزوايا المقرفة لعالم السحر هذا |
| Tanrı'nın sihirli Çemberi Kilisesi'nin kadınlar koluyla birlikte ben de önümüzdeki bağış toplama etkinliğine yardım etmeye gönüllü oldum. | Open Subtitles | دائرة الإله السحريّة هو مساعدة المرأة في كنيستنا وأنا تطوعت بأن أنظم حملتهم القادمة لجمع التبرعات |
| Şu sihirli borudan şimdi o kadar memnun musun, evlat? | Open Subtitles | هل أنت سعيد بهذا البوق السحري الآن ، يا فتى؟ |
| Bu süper gücün Wonder Woman'ın sihirli bilekliğini takmandan mı geldi acaba? | Open Subtitles | هل تعتقد أن قوتك الخارقة أتت من ارتدائك لسوار المرأة العجيبة السحري |
| Ah, su sihirli degnegime ulasabilsem... ikimizi de bu hapisten kurtarirdim. | Open Subtitles | ليتني أستطيع الوصول إلى سكيني السحري لاستطعت إخراجنا من هذا السجن |
| Ah, şu sihirli değneğime ulaşabilsem... ikimizi de bu hapisten kurtarırdım. | Open Subtitles | ليتني أستطيع الوصول إلى سكيني السحري لاستطعت إخراجنا من هذا السجن |
| Bu ışık taneciği büyümüş ve sihirli, altından bir çiçeğe dönüşmüş. | Open Subtitles | ومن تلك القطرة الصغيرة المنبثقة من الشمس نمت زهرة ذهبية سحرية |
| İnsanların ruhlarının içini gösteren sihirli bir kameram mı var? | Open Subtitles | هل لدى عدسة سحرية تمكننى من رؤية نفوس الناس ؟ |
| sihirli haplarla ya da kırmızı terlikleri birbirine değdirerek yeniden ölümlü olamazsın. | Open Subtitles | ولا حبة سحرية, ولا تطقطقين أخفاف الياقوت معاً وتعيدين ربط اللفائف الفانية |
| Bir nevi sihirli İnka enerji mücevheri bulduğunu duydum, doğru mu? | Open Subtitles | هل أنا أفهم بأنك إكتشفت جوهرة أنكا ذو طاقة سحرية ؟ |
| I., çok uzun şimdilik bu deli sihirli yolculuğa olmuştur .. | Open Subtitles | لقد كنت برحلة السحر .. المجنونة لوقت طويل الآن ، أنا |
| Elders ve şeytanlar oluşur lt'sa konseyi kimsenin hiç kullanımı hakkında bilgi bulur yapmak için, sihirli izlemek için. | Open Subtitles | إنه مجتمع مكوّن من شيوخ و مشعوذين ليراقبوا السحر ، كي يتأكدوا أن لا يعرف أي أحد بوجود السحر |
| - ...tüm acını geçirir. - sihirli Kıymık Perisi de kim? | Open Subtitles | ولكن جنيّة الشظايا السحريّة ستنسيك إيّاه قريباً |
| Ancak bizim karanlık bir lanetimiz, sihirli fasulyemiz veya gümüş ayakkabılarımız yok. | Open Subtitles | لكنْ ليست لدينا لعنة سوداء أو حبّة فاصولياء سحريّة أو خفّان فضّيان |
| Seni lambadan çıkaran sihirli sözleri söyle. | Open Subtitles | أخبرنى بالكلمات السحريه التى تناديك بالخروج من المصباح |
| Kolyem sergilerin birinde. Kolyem güçlerimi artıran sihirli bir tılsım. | Open Subtitles | قلادتي في أحد هذه العروض، إنّها طلسم سحريّ يعزز قوّتي. |
| Bu sihirli bir ip. Bununla en yüksek duvarlara tırmanabiliriz. | Open Subtitles | هذا حبل سحرى من الممكن أن نتسلق به أعلى الأسوار |
| Eğer öyle olsaydı, seğirmeler IG verdiğimizde sihirli bir şekilde ortadan kaybolmazdı. | Open Subtitles | إن كان كذلك ما كان ليختفي الارتعاش سحرياً عندما أعطيناها الجلوبلين المناعي |
| Şuan bildiğimiz şey,hayat bazı sihirli maddelerde ya da kıvılcımın içinde değil, devam eden biyolojik bir sürecin içerisinde tutuluyor. | TED | ما نعرفه الآن أن الحياة ليست محتواة في بعض المواد السحرية أو في شرارة، لكن ضمن العمليات البيولوجية الجارية بنفسها. |
| Her yıl, mikroskop altında bu görüntüleri yakalamak benim için yılın en sihirli anları oluyor. | TED | إن التقاط مثل هذه الصور تحت المجهر سنويًا أحد أعمالي المفضلة، وأكثر الأوقات سحراً خلال العام. |
| Bu diğer sihirli cihaz bana kurşun zehirlenmesinin bütün belirtilerimi kapsamadığını söylüyor. | Open Subtitles | يخبرني هذا الجهاز السحريّ بأنّ تسمم الرصاص لن يسبب كلّ أعراضي صحيح |
| sihirli yan etkilerinden bir tanesi... gerçekten ne olduğu, trendlerin belirlenebilmesi. | TED | لهذا إحدى الآثار الجانبية الساحرة من حيازة ثقافة النسخ، التي في الواقع هي ما هي، هي تأسيس التوجهات. |
| Bu esnada, büyücü sihirli atını aramaktaydı. | Open Subtitles | في هذه الأثناء، كان الساحر يبحث عن حصانه السحري |
| Çocuk ve kurbağa arasındaki o sihirli ve tatlı bağı paylaşıyorduk. | Open Subtitles | نتقاسم الحلوى والرابط السحرى الذى يمكن ان يكون بين طفل وضفدع |