| Ve bu, tabii ki, 1980'lerdeki Iran-Kontra skandalı ile zirveye erişti. | TED | و هذا بالطبع بلغ ذروته في فضيحة إيران كونترا في الثمانينات. |
| Janoth savaş kontratı skandalı diyor ya, bu işin kamuflajı. | Open Subtitles | حسنا جانوث يقول انها فضيحة حرب عقود, ولكن هذا ستارا, |
| Hayır, hayır. Endişelenmesi gereken kendi tenis skandalı var. unutma. | Open Subtitles | لا لا لديه فضيحة التنس الخاصه به ليقلق بشأنها ,أتذكر؟ |
| Silahlı Kuvvetler Komite başkanı olarak John'un skandalı durumunu etkiledi. | Open Subtitles | ستؤثر هذه الفضيحة على وضع جونسون كرئيس للجنة الخدمات العسكرية. |
| skandalı, iflası, rezilliği kabullendikten sonra | Open Subtitles | لذا بعد الفضيحة التابعة وإلافلاس وإلاحراج |
| Fakat kız gruplarından birinin skandalı patlak verince kısa sürede unutuldu. | Open Subtitles | ولكنْ سُرعان ما نُسيتْ بعد اندلاع .فضيحة فتاةٍ من فرقة غنائية |
| Bizler haberi araştırırken Brezilya'da bizden bağımsız olarak büyük bir siyasi rüşvet skandalı ortaya çıktı. | TED | بينما كنا نعيد البحث في القصة، التي لا تتصل بنا، حدثت فضيحة الرشوة السياسية الكبرى في البرازيل. |
| Clark, bu boks tarihinin en büyük skandalı. | Open Subtitles | كلارك، وهذا هو أكبر فضيحة في تاريخ الملاكمة. |
| Bu, muhtemelen seks skandalı yazılarındaki adamlardan biridir. | Open Subtitles | إنه من المحتمل أحد الرجال من مقالات فضيحة الجنس |
| Bir çeşit seks skandalı olduğunu duymuştum. | Open Subtitles | سَمعت بأنّه كان هناك نوع من فضيحة جنسية عنـها |
| Karısıyla birlikte köpek için yalvararak mali skandalı unutturdu. | Open Subtitles | لقد هرب من فضيحة ماليـّة بوقوفه بجانب زوجته وتوسّله لأجل كلبه |
| Ailemiz bir skandalı daha kaldıramaz. | Open Subtitles | هذه العائلة لا يحتاج من خلال الذهاب الى فضيحة أخرى. |
| Bir kaç yıl önce bir doping skandalı vardı ama o inkâr etti. | Open Subtitles | كانت هناك شائعات عن فضيحة مخدرات قبل عدة سنوات , لكنه أنكرها |
| Sence vali bir skandalı daha kaldırabilir mi? | Open Subtitles | تظن أن الحاكم بحاجة إلى فضيحة أخرى في لائحة المرشحين ؟ |
| Yüzyıllardır üstü kapanan, korkunç bir skandalı açığa çıkarmalıyız. | Open Subtitles | الذى تم اخفاءه عنّا عبر قرون عديدة. تلك الفضيحة البغيضة التي ينبغى الكشف عنها |
| Dünya çalkalanıyor, bizim tek derdimiz bir sakso skandalı. | Open Subtitles | العالم ينهار وكل ما نسمعه هو عن تلك الفضيحة الجنسية |
| Tamam, skandalı halletmenin zamanı, Blake. | Open Subtitles | حسناً , حان الوقت لكي . نتعامل مع الفضيحة , يا بلايك |
| Daha fazla skandalı göze alamazlardı. Kirsten suçlamaları düşürdü. | Open Subtitles | لا يريدون حصول فضائح في مدرستهم كيرستن تنازلت عن القضية |
| Sadece yeni elbiseleri, ıstakozlu akşam yemeğini ve en son skandalı merak eden biriyle değil. | Open Subtitles | ليس كفستان جديد فقط وعشاء فاخر وسماع آخر الفضائح |
| Bana bir skandalı açığa çıkartmaktan başka bir seçenek bırakmadın, ki bu çok lekeleyici bir tane. | Open Subtitles | أنت لا تتركين لي خيار عدا أن اقوم بفضيحة شنيعة جداً |
| Evet, senatörün skandalı ortaya çıksaydı, kısa sürede işinden olacaktı. | Open Subtitles | نعم, إن تعرض السيناتور للفضيحة فإنه سيخسر حصانته الأمنية |
| Sanırım babamın skandalı yüzünden artık benimle hiçbir şey yapmak istemiyor. | Open Subtitles | أعتقد بأنه لا يريد فعل أي شئ معي بعد الآن لأن أبي تعرض لفضيحة مالية |
| Reyting almak için belediye başkanlarının seks skandalı. | Open Subtitles | الفضيحه الجنسيه فى مكتب العمده |
| Liste başında Başçavuş Park'ın intihar haberi ve ünlü bir profesörün cinsel istismar skandalı var. | Open Subtitles | الأخبار بشأن انتحار الرقيب بارك .بعد هُروبه من التجنيد الإلزامي وفضيحة الاعتداء الجنسي للبروفيسور .كانتْ الأكثر شعبية |
| İyi akşamlar. Watergate skandalı'ndaki, son gelişmeleri sizinle paylaşacağız. | Open Subtitles | سيكون لدينا المزيد من التطورات في قضية تنصت ووترغيت. |
| Skece dayanarak, kopmak üzere olan yeni skandalı duyduğunu biliyorum. | Open Subtitles | بناءً على ذلك العرض ، فيبدو جلياً بأنكِ على علمٍ مسبقْ بالفضيحة الجديدة التي سيتم إذاعتها قريباً |