| Yine de, gazete haberleri bir skandalın, kaçınılmaz olduğu izlenimini veriyor. | Open Subtitles | وإلى اللحظة، أتوحي لك تقارير الصحف أن الفضيحة أمر غير وارد؟ |
| Ya da kasabadaki herkes, bu yeni skandalın şerefine kadeh kaldırır. | Open Subtitles | وكلّ شخص في البلدة يمكن أن يشرب نخب الفضيحة الجديدة بالشمبانيا |
| Bu kişilik özelliği, politika kariyerini bitiren skandalın özü olmuştur. | TED | لقد أصبحت في النهاية أدق سِمَة تصف شخصيته خلال غمرة الفضيحة التي أنهت حياته السياسية. |
| Milattan önce 4. yüzyılda, bir bankerin oğlu olan Diyojen sahte madeni para yaparak Sinop şehrini skandalın içine attı. | TED | في القرن الرابع قبل الميلاد، ابن مصرفي أثار فضيحة في مدينة سينوب بتزويره العملة. |
| Gerçek şu ki, benim oldukça kötü bir geçmişim var birden fazla skandalın parçasıydım. | Open Subtitles | الحقيقة هي أن ماضيّ كان جامحاً وكنت جزء من أكثر من فضيحة |
| Size katılmıyorum Bay Latura. Bayan Trilling ve benim için skandalın önemi var. | Open Subtitles | لدي رأي مختلف يا سيد لاتورا الفضائح تهمني انا والسيد تريلنج |
| Bu şansı da, seni kovmamız üzerini örttüğümüz bir skandalın varlığını açığa çıkaracağı için elde ettin. | Open Subtitles | ولقد مُنحتَ هذه الفرصة فقط للتخلص منك التي غدت الآن أدلة للفضيحة التي كنّا نُحاول إخفاؤها. |
| Belki bu skandalın üzerini kapatabiliriz, ama mesajı alır almaz buraya gelmeniz şart. | Open Subtitles | ربما يمكننا أن نعمل بطريقة لكى نخفى تلك الفضيحة لكن من الضرورى أن تأتى فى الثانية التى تسلمت فيها تلك الرسالة |
| Bu çifte standart, "RyoCorp" ismi ayrımcılıkla eş anlamlı hale gelene dek bu skandalın odak noktası olacak. | Open Subtitles | وستصبح هذه الازدواجية جزءاً مهماً من تغطيتنا لهذه الفضيحة حتى يصبح إسم ريوكورب |
| Aramızdakileri bir kenara bırakırsak, bu skandalın arkasında onun olduğunu kanıtlayabiliriz. | Open Subtitles | إن أمكننا وضع خلافاتنا جانباً, فقد نكون قادران على إثبات أن زوجي خلف الفضيحة. |
| - Sonrasını bana bırak. skandalın etkileri hala sürüyor. Sadece bu hafta önde gelen yedi kadın müşterimiz daha hesabını kapattı. | Open Subtitles | ما زالت الفضيحة تؤذينا, فقط بهذا الإسبوع سبعة عميلات ذو نفوذ قد أغلقن حساباتهن. |
| skandalın ortaya çıkmasından sonra rahiplerin dövüş çadırını boykot etmeye pek iştahları kalmadı sanırım. | Open Subtitles | في أعقاب تلك الفضيحة أظن أن رجال الدين فقدوا شهيتهم لمقاطعة خيمة القتال |
| Ve bir skandalın ortasında basın sekreterini kovmak akıllıca değil. | Open Subtitles | وطرد سكرتيرتك الصحفية في منتصف الفضيحة ليس ذكاءً |
| Watergate senato komitesi ... skandalın daha üzt seviyelere sıçradığını doğruladı. | Open Subtitles | أن الفضيحة تصل إلى أعلى المستويات |
| Joong Won Tae Yi Ryeong ile skandalın yayınlanacakmış. | Open Subtitles | جونغ ون سمعت انهم سينشرون مقالة عن فضيحة بينك و بين تاي يي ريونغ |
| Hayatınızdaki bir skandalın ya da trajedinin iyi tarafı uyarı ikazının en iyi şekli olmasıdır. | Open Subtitles | الفائدة الوحيدة لوقوع فضيحة أو مأساة في حياتك أنها أفضل تنبيه للاستيقاظ |
| Bir skandalın bunu silmesi şeytanın büyük başarısı olur. | Open Subtitles | سيكون من عمل الشيطان المتقن أن تفعلي فضيحة تزيل كل ذلك |
| skandalın birine sürüklenmek için değilsin burada. | Open Subtitles | أنت لا تفعلين هذا كي يتم الإمساك بك في فضيحة ما |
| Böyle bir skandalın birçok sonucu olurdu. | Open Subtitles | ان فضيحة مثل هذه, قد تؤدى الى اين ؟ |
| Kurul böylesi bir skandalın utancını yaşamak istemedi. | Open Subtitles | يميل مجلس الإدارة إلى تنحية نفسه عن فضيحة من هذا القبيل! |
| Savaş bölgesine bombalar düşse de önemli değildi siyasi skandalın ne kadar ayyuka vardığı da önemli değildi. | Open Subtitles | لم يبال إن كان القصف دائراً في منطقة الحرب لم يهب الفضائح السياسية |
| Tropik adalar meğer sıkıcıymış ve skandalın yokluğu içime işliyor. | Open Subtitles | تبيّن أن الجزر الاستوائيّة مملة، وقلة الفضائح تزعجني. |
| skandalın oyları nasıl etkileyeceği meşru bir soru. | Open Subtitles | هذا سؤال مشروع، كيف للفضيحة أن تؤثر على التصويت. |