"آسفٌ" - Translation from Arabic to Turkish

    • Üzgünüm
        
    • üzgünüm
        
    • dilerim
        
    • bakma
        
    • üzüldüm
        
    • Affedersin
        
    • Pardon
        
    • üzgün
        
    • kusura bakmayın
        
    • Affedersiniz
        
    • Afedersin
        
    • - Özür
        
    • Üzgün
        
    • sağ olsun
        
    • Afedersiniz
        
    Sinsi : Üzgünüm Woody. Ama onlara hak vermek zorundayım. TED سلينكي: أنا آسف يا وودي لكن علي أن أوافقهم الرأي.
    Sana bunu söylediğim için Üzgünüm ama bu başarılı değil. TED أنا آسف لإخبارك بهذا، ولكنني لا أعتقد أن منتجك ناجح.
    Böldüğüm için Üzgünüm, ama Grant Kalesi genel alarm verdi efendim. Open Subtitles أنا آسف للمقاطعة، لكن حصن جرانت يومض بتوجيه إنذار عام، سيدي
    Sayın yargıç, adil olmaya çalıştığınızı fark ettim ve ben...ben o anın heyecanıyla söylenen sözler için çok Üzgünüm. Open Subtitles إننى أدرك أن سيادتك تحاول أن تكون عادلاً إننى آسف جداً على أى ملحوظات لقد كانت وليدة اللحظة الحارة
    "Ama son zamanlarda yapmadın ve geciktin." Geç kaldığım için Üzgünüm. Open Subtitles لقد فات الاوان على عمل اي حماقة ، آسف على تأخيركم
    Güzel bayanla konuştum, ve ona söylediğim efendim... bu olanlar korkunçtu... ve Üzgünüm. Open Subtitles تحدثت إلى زوجتك الطيبة وقلت لها أن الذي حدث كان رهيباً وأنّي آسف
    Güzel bayanla konuştum, ve ona söylediğim efendim... bu olanlar korkunçtu... ve Üzgünüm. Open Subtitles تحدثت إلى زوجتك الطيبة وقلت لها أن الذي حدث كان رهيباً وأنّي آسف
    Burada rahatsız ettiğim için Üzgünüm, ama pek evde olmuyorsunuz. Open Subtitles بأي حال آسف على مضايقتك فلم تكن في المنزل كثيراَ
    Benim hatam Üzgünüm, geçen haftaydı yani benim düşündüğümden bir hafta öncesi. Open Subtitles إنها غلطتى , أنا آسف لقد كنت أتحدث عن الثلاثاء قبل الفائت
    - Üzgünüm Çavuş, şimdi konuşamam. - Ne demek istiyorsun? Open Subtitles أنا آسف لا يمكنني التحدث الآن مالذي تعنيه بهذا ؟
    - Annen de çok oldu ama. - Üzgünüm, Marisa. Open Subtitles ـ لقد تجاوزت أمك حدودها ـ أنا آسف يا ماريسا
    Çok Üzgünüm Sayın Yargıç fakat Ludwig'in Kraliçe'yi öldürmek için plan yaptığını sanıyoruz. Open Subtitles آسف ، أيتها الموقرة لكننا نعتقد أن لودفيج مشترك فى مؤامرة لإغتيال الملكة
    Lütfen Tanrım, yaptıklarım için çok Üzgünüm. Bir daha hiç yapmayacağım. Söz veriyorum. Open Subtitles رجاءً، الله، آسف جداً على ما فعلت ، أنا لَنْ أَعْملَه ثانية، أَعِدُ
    Gerçekten Üzgünüm. Sana iyi eğlenceler. Haftaya konuşuruz, tamam mı? Open Subtitles و أنا آسف حقاً، استمتع بوقتك سنتكلم الأسبوع الماضي، حسناً؟
    O şeyin içinde olmasından dolayı Üzgünüm ama beni kurtaracaklar. Open Subtitles أنا آسف لكونك حاملة لهذا الكائن لكني سأنجو عندما يأتون
    Üzgünüm bayan, ama menüdeki her şeyin içinde balık var. Peki ekmek? Open Subtitles آسف يا سيدتي ، لكن كل ما في القائمة يحتوي على السمك
    Üzgünüm bayım, serserilerin bu gece spor salonunda uyumasına izin vermiyoruz. Ama ıvır zıvır şeyleri arka kapıya koyacağız. Open Subtitles آسف سيدي ، لن نسمح للمتشردين بالنوم في غرفة الرياضة الليلة لكن سنضع بعض الوجبات المنزلية في الباب الخلفي
    Üzgünüm evlat ama kampüs hayatı hakkında izlemem gereken bir program var. Open Subtitles آسف يا بني ، هناك برنامج عن الحياة الجامعية يجب أن أراه
    Üzgünüm, ama biraz sükunet için pahalı bir fotoğraf makinesini feda ettim. Open Subtitles آسف ، لكن تخليت عن الكاميرا الثمينة فقط لأحصل على وقت هادئ
    Çok Üzgünüm. Belki bir ara buluşup, bir kahve falan içeriz. Open Subtitles آسف ، ربما نجتمع يوماً ما ونتناول القهوة أو شيء كهذا
    Bak tatlım, biliyorum kötü hissediyorsun ve kitabın çıkmayacağı için Üzgünüm. Open Subtitles النظرة، عسل، أَعْرفُ بأنّك تَبْدو سيئاً وأَنا آسفُ كتابُكَ لا يَخْرجُ.
    Çok özür dilerim Profesör. Ben de başlamak için hazırlanıyordum. Open Subtitles أَنا آسفُ جداً، أستاذ , أنا كُنْتُ فقط أَستعدُّ للبَدْء.
    Kusura bakma da umurunda olmadığının farkındayım benim başım belâya girecek. Open Subtitles انا آسف انا اعرف انك لن تهتم لكن هذا أمر يخصنى
    Yine de siz ve CNRI'daki meslektaşlarınız, kapılarınızı tekrar açmayacak olduğunuzu duyduğuma üzüldüm. Open Subtitles مع ذلك، أنا آسفٌ لأنّكِ وزملائك في البحوث الوطنية لن تفتحوا أبوابكم مجدّدًا.
    Affedersin, ahlaki sınırları mı zorladım, Ray? Open Subtitles أوه، أَنا آسفُ. عَملَأَعْبرُ ثانية بَعْض الخَطِّ الأخلاقيِ، راي؟ حَسَناً.
    Pardon çocuklar. Şehir dışından geliyoruz. Open Subtitles آسفٌ لمضايقتكم يا رفاق, ولكنَّنا من خارجَ البلدة
    Parktaki ortağına, onun üstüne gittiğim için üzgün olduğumu söyle. Open Subtitles أخبِر صديقك في الحديقة أنّي آسفٌ على مُضايقتي له هكذا.
    kusura bakmayın ama hayatlarını düşünmem gereken 120 kişi daha var. Open Subtitles أنا آسفٌ و لكن لدي حيوات 120 آخرين لأخذها بنظر الإعتبار
    Affedersiniz ama daha fazla kibar olamayacağım. Open Subtitles أَنا آسفُ أنا لا يُمكنُ أَنْ أكُونَ لائق بسيدةَ أكثرَ حول هذا.
    Afedersin bebeğim, kafam fena karıştı ve bunu hiç bir bahane geri alamaz. Open Subtitles أنا آسف يا عزيزتى، لقد أفسدت الأمر ولا يوجد هُناك عُذر سيغير هذا.
    - Walter Gabler lütfen. - Özür dilerim. Telefonu bağlayamam. Open Subtitles والتر جابلر من فضلك أَنا آسفُ أنا لا استطيعُ إكْمال مكالمتك
    Ona bunu söylemeni istiyorum, Al. Ona John üzgün olduğunu söyledi dersin. Open Subtitles أُريدُك أَنْ تُخبرَها ذلك يا آل أُخبرُها بأنّ جون قالَ بأنّه كَانَ آسفَ
    Babanı bizzat tanımıyordum ama başın sağ olsun demek istedim. Open Subtitles أنا لم أعرفه، لكنِّي فقط أريد القول أنني آسفُ
    - Afedersiniz, neden bahsediyorsunuz? Open Subtitles - أَنا آسفُ. ما الذي يتحدثون عنه جماعتك؟

    Most frequent words and phrases

    Arabic-Turkish: 10k, 20k, more | Turkish-Arabic: 10k, 20k, more