Öyle mi? Ne güzel. Bu durumda, bize bir istisna tanıyın. | Open Subtitles | هل يفعلون ذلك ، هذا لطيف لكن بالنسبة ، سنجرى استثناء |
Bu sefer bir istisna yaparak esneklik gösterip isteğinizi yerine getireceğim. | Open Subtitles | هذه المرة, استثناء فقط علي أن أظهر بعض المرونة وأستجيب لطلبك |
Ah, tüm varlıklar önemli bir istisna ile... aramızda paylaştırılacak, ve, bunu söylemek zorunda kaldığım için özür dilerim. | Open Subtitles | الورث سيتم تقسيمه علينا بالتساوي , مع وجود استثناء وحيد و اعتذر على أنه أنا من يجب اخبارك بهذا |
Sonuçta bu insanlar, köyde tek bir aile bile istisnasız olarak bir tuvalet ve bir duş odası yapmaya karar veriyorlar. | TED | لذلك قرر جميع الأشخاص ومن دون أي استثناء في القرية، بناء مرحاضٍ وحمام. |
"Han, Han anla, ben ayrıcalık yapmayı satın alamam." | Open Subtitles | هان, هان افهم, أنا فقط لا أستطيع تحمل اى استثناء |
Tarihte bir istisna olmak istiyorsak, bu döngüyü kırmak zorundayız. | Open Subtitles | إذا أردنا أن نكون استثناء بالتاريخ يجب أن نكسر الحلقة |
Bu adamın ölmeden önce kızını görmesi için bir istisna yapmanızı istiyorum. | Open Subtitles | انا اطلب منك ان تعمل استثناء وان تجعل هذا الرجل يرى ابنته |
Hâlâ bu kurala bir istisna olduğun fikriyle eğleniyorsan kendine bir soru sor. | Open Subtitles | إن كان يدور في ذهنكِ أنّكِ استثناء هذه القاعدة فاسألي نفسكِ سؤالاً واحداً |
İkinci öğrendiğim ise: Müvekkilim Will bu kurala bir istisna oluşturmuyordu; o aslında kuralın kendisiydi. | TED | اليكم ثاني شيئ تعلمته موكلي ويل لم يكن استثناء لهذه القاعدة بل كان هو القاعدة في حد ذاتها. |
Buna ilginç bir istisna ise, ekranın tam ortasında. | TED | يوجد استثناء واحد مثير للإهتمام هو في منتصف الشاشة |
Bu belki kuralı ispat eden tek bir istisna olabilir. Öyle değil mi? | TED | لكن ربما هو مجرد استثناء لإثبات القاعدة، أليس كذلك؟ |
Standardın dışında gözüken insanlarla tanıştığınızda, çoğu zaman o standartta bir bozukluk vardır, mesele onların istisna olmaları değildir. | TED | عندما تقابلين من يبدون كاستثناء للقاعدة، فغالبًا تكون تلك القاعدة قد كُسرت، ليس الأمر أنهم استثناء عليها. |
Şansınız yok gibi görünüyor, tabii eğer kurallara dikkatlice bakıp bir istisna fark etmediyseniz. | TED | يبدو أنكم لم تتمكنوا من إيجاد الحل، إلا في حال قمتم بتفحص القواعد بعناية ولاحظتم وجود استثناء مهم جداً. |
Bu orada yasa dışıydı, ancak sadece birkaç ay önce, bu kurala bir istisna getirdiler. | TED | ولم يكن الأمر قانونياً هناك، لكن وقبل بضعة أشهر فقط، قاموا بإطلاق استثناء لتلك القاعدة. |
Bu, cevaplarını bulabilmek için sürekli üstünde çalıştığımız sorudur... ...ve dikkat edilmesi gereken şudur ki; tüm farklı türlerde çeşitlilik vardır... ...ve atalarımız istisna değildir. | TED | ذلك هو الأمر الذي نحاول العثور له على إجابات، وأنه لمن المهم أن ندرك بأن هناك تباين في جميع الأنواع المختلفة، وليس هناك استثناء لأسلافنا. |
Sylvia Brown, bir istisna çünkü bütün dünyada bu çağrımızı açıkça kabul eden tek profesyonel medyum. | TED | سيلفيا براون هي استثناء في هذا انها الوحيدة المتخصصة في القدرات النفسية في العالم كله وقد قبلت تحدينا هذا. |
Kısaca, istisnasız olarak herkes bu işin içine girdi. | Open Subtitles | باختصار , الجميع اشتملهم الامر دون استثناء |
Bence bizim kasamızdan bir ayrıcalık yapabilirsin, Lenny. | Open Subtitles | أعتقد أنه يمكنك أن تعمل استثناء في حالتنا يا ليني .. |
Her kuralın bir istisnası vardır. Bugün için bir tane yapalım. | Open Subtitles | لكل قاعدة استثناء فليكن هناك استثناء اليوم |
Dün gece bir istisnaydı. Arkadaşlarla uzun süre sonra bir araya geldiğimiz için... | Open Subtitles | الليلة الماضية كانت استثناء كما تعلمون , كانت لم شمل |
Bu akım, tüm kültür ve coğrafyalarda 250 yıldır devam ediyor, Sahra Altı Afrika ve Güney Asya'daki bariz istisnalar hariç. | TED | وكان هذا القرار ثابت لربع الفيه , عبر الحضارات و المناطق الجغرافيه, مع استثناء صارخ من جنوب الصحراء الكبرى وجنوب آسيا |