| Sanki neredeyse hataları belli şekilde yapmak üzere yapılmış gibiyiz. | TED | ويبدو الأمر كما لو أننا مصممين لنرتكب الأخطاء بطرق معينة. |
| Aksi halde aynı hataları tekrar tekrar yapmaya devam edersin. | Open Subtitles | ما عدا ذلك ستظل ترتكب نفس الأخطاء مراراً و تكراراً |
| Yaptığı ve yapmaya devam ettiği hataları hayatta kalmak için yaptı. | Open Subtitles | هذه الأخطاء التي يرتكبها و يواصل إرتكابها أظن أنه يحاول الحياه |
| -Bu yanlış. Tanrı bilir, böyle biri nasıl hatalar yapar. | Open Subtitles | الرئيس يعلم ما الأخطاء التى يقع فيها رجل مثل هذا |
| Ama kaçsaydın ve gerçekte kim olduğunu açıklasaydık bu yanlışları düzeltebilirdik. | Open Subtitles | إن كنت هربت وكشفنا حقيقتك كنا سنتمكن من تصحيح تلك الأخطاء |
| Makine öğrenimi mükemmel değil, hâlâ pek çok hata yapıyor. | TED | آلة التعلم ليست مثالية، ولا تزال ترتكب الكثير من الأخطاء. |
| Ona affedilmez hatalar yaptığını ve çekilmesi gereken zamanın geldiğini söyleyeceğim... | Open Subtitles | سأقول أنه صنع بعض الأخطاء التى لا تُغتفر وحان الوقت ليتنَحّى |
| Ve ben bin diğer şeytanlar var aynı hatayı yapmaz. | Open Subtitles | و لن أفعل الأخطاء نفسها التي فعلها الآلاف من المشعوذين |
| Benim yaptığım hataları tekrar ettiğini görmek istemiyorum. Kumarı hayatından çıkar. | Open Subtitles | تفعل نفس الأخطاء التي فعلتها أنا, تسعي خلف كل هذا الهراء |
| Bazı insani hataları hoş görmezsek hükümetimizin hâli ne olur? | Open Subtitles | ماذا ستكون إدارتنا عليه إن لم نسمح ببعض الأخطاء البشرية؟ |
| Bilbao bittiğinde baktım ve bütün hataları gördüm. | TED | عندما أصبح مبنى بلباو جاهزاً ونظرت إليه رأيت كل الأخطاء |
| Diyalog olmadan da, aynı hataları tekrarlayıp dururuz, çünü yeni olan hiç bir şey öğrenmeyeceğiz. | TED | وبدون حوار سنظل نرتكب نفس الأخطاء لأننا لن نتعلم أي جديد |
| O yüzden, bu küçük parçaları biraraya toplayıp tüm hataları giderecek yeni bir metot yaratmamız gerekti. | TED | لذا فقد توجب علينا إقتراح طريقة جديدة لوضع هذه القطع الصغيرة سوياً وتصحيح كل الأخطاء |
| Sağlık hataları ABD'de ölümlerin, kanser ve kalp hastalıklarından sonra, üçüncü nedeni olarak rapor edilmiş. Üçüncü ölüm nedeni. | TED | تعد الأخطاء الطبية المسبب الثالث للموت في الولايات المتحدة، مباشرة بعد السرطان وأمراض القلب، المسبب الثالث للموت. |
| Hastalarımıza karşı açık olmak için özen gösteririyoruz yapacağımız şey, yanlış gitme ihtimali olan şeyler onlara niçin dokunacağımızı açıklamak için. | Open Subtitles | نحن نجهِّز المرضى للألم الذي قد يشعرون به ما الذي سنفعله, الأخطاء التي قد تحدث كل هذا لنفسِّر لهم سبب لمسهم |
| Sıtmayla ve HIV'le ilgili yaptığımız yanlışları tekrarlayamayız. | TED | لا يمكننا أن نفعل نفس الأخطاء التي فعلناها مع الملاريا والإيدز |
| Bu görüşü şöyle özetleyebiliriz. " gülmek hata ayıklamanın kazanımı-neşesidir " | TED | و ملصقنا العام لهذه النظره هذه هي متعه تحليل الأخطاء وحلها |
| Ona affedilmez hatalar yaptığını ve çekilmesi gereken zamanın geldiğini söyleyeceğim... | Open Subtitles | سأقول أنه صنع بعض الأخطاء التى لا تُغتفر وحان الوقت ليتنَحّى |
| Bulmacalar şöyleydi: Gelecekte farklı olarak ne yapmalıyım ki, o acı veren hatayı yapmayayım. | TED | وكانت الألغاز: ما الذي سأقوم بفعله مستقبلا لكي أتفادى هذه الأخطاء المؤلمة؟ |
| Silahı düşürdün! Bu işte hataya yer vermem. Birimizin hatası, hepimizin hapsi boylamasına yol açabilir. | Open Subtitles | و انا لا اسمح بالأخطاء هنا لأن الأخطاء ستضعنا مع الحسالة |
| Sizler de benim kadar iyi biliyorsunuz ki herhangi birinizin hatası olabilirdi. | Open Subtitles | تعلمون كما أعلم، أن السبب قد يكون واحداً من الأخطاء التي ارتكبتموها |
| Benim yaptığım hatanın aynını senin yaptığını görmek beni üzmüyor mu sanıyorsun? | Open Subtitles | الا تعتقدين بأنه يقتلني ان اراك ترتكبين نفس الأخطاء التي ارتكبتها ؟ |
| Ve geçmişimdeki Saklayamadığım hatalarım | Open Subtitles | اسير المسار المرسوم بالكبرياء قمت بفعل الأخطاء في حياتي |
| Her ay 1,365 hesaplama gerektiriyordu, dolayısıyla bu tablolar hatalarla doluydu. | TED | و كل شهر يتطلب إجراء 13065 حسابا، لذلك كثرت الأخطاء في هذه الجداول. |
| Kız kardeşinde kusur bulmak bir ağabeyin işi değil midir? | Open Subtitles | أليس من مهام الأخ أن يتصيد الأخطاء لأخته؟ |
| - Akşamki karışıklık için özür dilerim. - Daha fazla yanlışı kaldıramayız. | Open Subtitles | ــ آسف علي خلط الأرقام ــ لا يمكننا تحمل المزيد من الأخطاء |
| Zamanımızın yaklaşımıyla, hükümetler hatalarından ders almış durumdalar. | TED | التعلم من الأخطاء هو منهج الحكومات اليوم. |
| Bu da, meydana gelebilecek hatalara karşı veya bir takım kasıtlı saldırılara karşı savunmasız olduğu anlamına geliyor. Fakat hatalar bile kötü olabilir. | TED | وهذا يعني أنها عرضة لأنواع معينة من الأخطاء التي يمكن أن تحدث، أو أنواع معينة من الهجمات المتعمّدة، ولكن ستكون أخطاء سيئة للغاية. |