| Bir daha bana rozetini verdiğinde onu kaybetmeye hazır olsan iyi olur. | Open Subtitles | في المرة التالية التي تسلمين فيها شارتك فمن الأفضل أن تستعدي لخسارتها |
| Bunu yapmaktan nefret ediyorum ama silahını ve rozetini almalıyım. | Open Subtitles | أكره أن أفعل هذا ولكن لابد أن آخذ شارتك وسلاحك |
| rozetini ve silahını istiyorum, şu andan itibaren kalıcı olarak görevden alındın. | Open Subtitles | أريد شارتك وسلاحك ومن هذه اللحظة فصاعداً أنت موقوف لأجل غير مسمى |
| Rozetin varsa cezalardan kurtulmak için kullanırsın diye şansımı denedim. | Open Subtitles | راهنت أنك أول ما استلمت شارتك استخدمتِها للتهرب من المخالفات |
| Onun için, bir anlığına bile, buraya gelerek bir rozet parıldatıp beni sinirlendirebileceğini sakın düşünme. | Open Subtitles | لذا فلا تظني للحظة أنه يمكك المجئ إلى هنا و ترينني شارتك و توترينني |
| Soruşturma altındayken silahınızı ve rozetinizi teslim etmeniz gerekiyor. | Open Subtitles | عليّكِ أن تعيدي شارتك وسلاحك بانتظار التحقّيق |
| Kusura bakma, Sam... ama rozetini tıfıla taktığı zaman yüzün o kadar komikti ki. | Open Subtitles | آسف ، سام لكنك بدوت هزلى جدا عندما وضع شارتك على القزم |
| Scott çocuklara polis rozetini göstersene. | Open Subtitles | سكوت هل يمكن انى تظهر شارتك للاولاد ؟ لم يشاهدو واحدة من قبل |
| Artık polis bile değilim. rozetini aldı, çünkü kenti her zamankinden fazla hasara uğrattın. | Open Subtitles | ستستعيد شارتك ثانية، قام بعزلك مؤقتاً لأنك تدمر من المدينة أكثر من المعتاد |
| rozetini aldı, çünkü kenti her zamankinden fazla hasara uğrattın. | Open Subtitles | ستستعيد شارتك ثانية، قام بعزلك مؤقتاً لأنك تدمر من المدينة أكثر من المعتاد |
| Durumu biliyorsun. Silahını ve rozetini istiyorum. | Open Subtitles | تعرف الإجراء المتبع علي أخذ شارتك ومسدسك |
| Senin rozetini alabilirim, Binbaşı, ama bugün değil. | Open Subtitles | ربما سأسحب شارتك أيها الرائد لكن ليس اليوم |
| Sapkani çikar. rozetini sakla. Sivil görünmeye çalis. | Open Subtitles | انزع قبعتك, أخف شارتك حاول أن تبدو طبيعياً |
| Unut gitsin. rozetini ve silahını istiyorum. Uzaklaştırıldın. | Open Subtitles | انتهى الأمر، أريد شارتك ومسدسك أنت موقوف عن العمل |
| Artık Rozetin arkasına saklanamazsın. Kovulduğunu biliyoruz. | Open Subtitles | لا يمكنك ان تختبئ خلف شارتك بعد الان نحن نعرف انه تم فصلك |
| Rozetin cebinin dört parmak yukarısında olmalı. Başka bir yerde değil. | Open Subtitles | شارتك يجب أن تكون على بعد أربع أصابع من جيبك وليس في مكان آخر |
| rozet numaranı araştırdım. | Open Subtitles | أنا بحثت عن رقم شارتك هذا طبيعي عندما نعمل مع شرطة الولاية في قضية |
| Teğmen, rozetinizi kapıya tutar mısınız lütfen? | Open Subtitles | حضرة الملازم، هلّا رفعت شارتك أمام الباب رجاءً؟ |
| "FBI" yazısının olduğu Kimliğini göster, anında itaat eder. | Open Subtitles | ستريهم شارتك مع خطابات مكتب التحقيق الفيدرالي انه التزام فوري لقد رايت هذا اكثر من مائه مره |
| Tanrı'ya şükür! Rozetiniz nerede memur bey? | Open Subtitles | شكرا لك يارب، إذاً أين شارتك أيها الشرطي ؟ |
| Bir daha talimatla adam öldürdüğünde... o rozeti çıkarman gerekecek. | Open Subtitles | عندما تقوم بعملية القتل التالية عليك أن تخلع شارتك أيها المأمور |
| Sayı yapmak için ne sıklıkta Rozetine bel bağlıyorsun keltoş? | Open Subtitles | على شارتك كي تفوز بحب النساء ايها الأصلع؟ |
| - Bayım, bayım. Kartınızı görmeliyim. - Ne oldu orada öyle? | Open Subtitles | ـ سيّدي، سيّدي، أريد رؤية شارتك ـ ما الذي حصل هناك بحقكم؟ |
| Efendim, öyle görünüyor ki Walsh sizin Kimliğinizi kullanıyor. | Open Subtitles | "سيدى , لابد أن "ولش حصل على شارتك |
| Bana Kimlik kartını göster. | Open Subtitles | مشاهدة لي شارتك |
| FBI Kimliğin görünsün. | Open Subtitles | اظهر بطاقتك و شارتك |
| Evet, tıpkı rozetinin üstünde duran şu koca turşu artığı gibi. | Open Subtitles | صحيح مثل الكرة الكبيرة من المخلل التي هي على شارتك |
| Bir daha böyle bir şey yaparsan rozetinle silahını alırım. Anlaşıldı mı? | Open Subtitles | إن حدث ذلك ثانية, سآخذ شارتك, وسلاحك, مفهوم؟ |
| Askeri mahkemeye çıkarılıp, rütbeni elinden alıp asla böyle bir göreve gelememeni sağlayabilirdim. | Open Subtitles | كان بوسعي أن أقدمك للمحاكمة العسكرية, و أن أجرِّدك من شارتك |