| Ötekinin çığlığını duyunca, aklı başından gitti. | Open Subtitles | عندما سمعت صراخ الأخرى قفزت مباشرةً من جلدها |
| Şeker çantalarının içindeki tavuk kafasına gizlice girip çocukların çığlıklarını dinlemeyi de. | Open Subtitles | وسماع صوت صراخ الأطفال عندما يضع رأس الدجاجة في حقيبة الحلوى خاصتهم |
| İdamları, kurbanların ağlamalarını çığlıkları, fakat hiçbir şey göremiyorduk. | Open Subtitles | الاعدامات صراخ وعويل الضحايا ولكننا لم نتمكن من مشاهدة أي شيء |
| Çevre dostu kesintisiz enerjiye dönüşen süper Çığlığı elde etmek için her çocuğu ideal canavarıyla buluşturuyoruz. | Open Subtitles | انظر، بني نطابق بحرص كل طفل مع الوحش المثالي لإنتاج صراخ ممتاز |
| Şu çocuklara bakın. Kavga yok. Bağırmak yok. | Open Subtitles | انظروا إلى هؤلاء الأطفال، لا شجار، لا صراخ |
| Duyma yetisi o kadar güçlü ki, ...o gürültünün içinde kendi yavrusunun çığlığını ayırt edebilir. | Open Subtitles | سمعها حادّ للغاية بحيث يمكنها التعرّف على صراخ صغيرها الوحيد في الصّخب. |
| Ve alın kaplamalı serserilerin onlara isyan çığlığını verdi. | Open Subtitles | والأعداء المطلين بالذهب للتو أعطوهم صراخ التجمع |
| Geçiyordum ve yardım çığlığını duydum. | Open Subtitles | مواطن قلق يعبر فحسب .. وسمعت صراخ للنجدة |
| Karanlıkta uyanıyorsun ve kuzuların çığlıklarını duyuyorsun? | Open Subtitles | ترين أنك تستيقظين فى الظلام و تسمعين صراخ الحملان |
| Hücrelerinden bağıran kadınların çığlıklarını duyabiliyorum. | Open Subtitles | أنا يمكن أن أسمع صراخ النساء في خلاياهم. |
| Tyler'ın çığlıklarını duydum. Geri baktığımda gitmişti. | Open Subtitles | سمعت صراخ تايلر، وعندما استدرت، كان ذهب. |
| Biraz rahatsızlandım, ve sonra çığlıkları ve silah seslerini duydum. | Open Subtitles | شعرت بالألم ، وبعد ذلك كان هناك صراخ و طلقات ناريه. |
| Tüm o adamların çığlıkları... nasıl bir ilahi fayda sağlıyor? | Open Subtitles | أي نفع يرتجى من صراخ أولئك الرجال جميعاً؟ |
| Bence bu odanın hali bir yardım Çığlığı. | Open Subtitles | أود أن أقــول أن هــذا صراخ من أجــل المســاعدة |
| Kadın Çığlığı duyduğumda kızımla tezgâhta oturuyordum ve dönüp silahı gördüm. | Open Subtitles | كنت أجلس على المنضدة مع إبنتي عندما سمعت صراخ إمرأة و عندها إستدرت و رأيت المسدس |
| Bu Şükran Günü'nde, Bağırmak yok, histeri yok, özellikle de büyükbabanız burada değilken. | Open Subtitles | وعيد الشكر هذا، لا صراخ ولا هستيريا وخاصة في ظل غياب جدكما |
| Bağırmak yok, çikolatalı sütten sonra bırakırız, tereyağlı kurabiyeler.... | Open Subtitles | بدون صراخ ، سنأخذ إستراحة لاحقا لشوكولاتة الحليب، بسكويت الزبدة |
| Karım Jeannie ile bu yolcunun doktor diye bağırdığını duyduk. | Open Subtitles | لقد سمعت وزوجتي جني صراخ بعض الراكبين باحثين عن طبيب |
| Kapının önünde bağıran adamlar yüzünden annem o bebeği aç mı bırakacak? | Open Subtitles | أتعتقد أن أمى ستدع هذا الرضيع يجوع بفعل صراخ بعض الرجال خارج البوابة؟ |
| Posterler, oyunlar kalabalık bağırıyor, şarkı söylüyor: | Open Subtitles | البوسترات، ألعاب الفيديو :صراخ الجماهير قائلين |
| Bir pop yıldızı için heyecanla ciğerini patlatırcasına çığlık atan genç kızların görüntüsü neden çıldırmış, sapık, korkutucu ve aşırı olarak niteleniyordu? | TED | لماذا هذه الصورة عن صراخ الفتيات تعبيراً عن الحماسة لنجم بوب تعد جنوناً ومرضاً نفسياً، مرعباً ومبالغاً فيه؟ |
| Cuma gecesi bir film seçmek-- ...üç saatlik bir Bağırma maçına dönüştü. | Open Subtitles | .. نحاول اختيار فيلم ليلة الجمعة ذلك تحوّل إلى مباراة صراخ استمرت 3 ساعات |
| Bana bağırmayı keser misin, lütfen? | Open Subtitles | رجاء إمنع صراخ عليّ من. |
| Bazı komşular kiracının çığlık attığını duymuşlar öyle mi? | Open Subtitles | على ما يبدو بأن بعض الجيران سمعوا صراخ مستأجرك |
| Dikenli tellerin yanında çalışıyordu ve korkunç çığlıklar duyuyordu. | Open Subtitles | كان يعمل خلف الاسلاك الشائكة وكان يسمع صراخ فضيع |
| Bağırış çağırış olmuş. | Open Subtitles | في الصباح كان هناك صراخ و صياح |
| Bak birini bağırdığı için kovamam. | Open Subtitles | إصغي , لا يمكنني أن أقيل شخصًا بسببِ صراخ. |