| Bebeğim, basınç artıyor, dünyadaki kimse bu kadar rahatsız değildir. | Open Subtitles | حبيبتي، الضغط يزيد لا أحد على الأرض غير مرتاح مثلي |
| Çok rahatsız görünüyorsun ve o gömlek çok sıkı görünüyor. | Open Subtitles | انت تبدو غير مرتاح اعتقد ان قميصك يبدو ضيق للغاية |
| Aranızdan bazılarının çıplak bir vücuttan dolayı rahatsız olduğunu hatta gülünç bulduğunu biliyorum. | Open Subtitles | افهم ان بعضكم غير مرتاح مع الجسد العاري و ربما حتى يجده مضحكا |
| Anne, inan bana, sen bunu istememden ne kadar rahatsızsan ben de istemekten o kadar rahatsızım. | Open Subtitles | أمى, استطيع أن أطمأنك, أنا غير مرتاح لهذا اسألك لفعل هذا |
| Resepsiyondayken huzursuz görünüyordunuz. | Open Subtitles | هل أقول لك شيئا ؟ .لقد كت غير مرتاح في مكتب الأستقبال |
| Söylemem gerek pek rahat değilim. | Open Subtitles | حسنا ، ولكن يجب أن أقول أنني غير مرتاح لهذا |
| Bir hayli gergindi ve bu süre zarfında çok rahatsız göründü. | Open Subtitles | أظهر انه كان هادئاً متوتراً وبدا غير مرتاح إطلاقاً كل الوقت |
| Sizi rahatsız edecek bir şey söylediği her zaman şaka yapıyordur. | Open Subtitles | كل مرة تقول شيئاً يجعلك غير مرتاح فهذا يعني أنها تمزح |
| Nasıl oldu da bunun seni rahatsız edeceğini anlayamadım, çok özür. | Open Subtitles | اسفة، استطيع ان اري كم جعلك ذلك غير مرتاح وانا اعتذر |
| Belki de görgü tanığı olmadığın için tek rahatsız olan sensindir. | Open Subtitles | ربما أنت غير مرتاح لأنك لست معتاد على أن تكون شاهد |
| Bunu sağlamanın tek yolu da kendinizi rahatsız olmaya zorlamak. | TED | والطريقة الوحيدة التي ستمكنك من تحقيق ذلك هو من خلال إجبار نفسك بأن تكون غير مرتاح. |
| Daphne, bu konuyu önünde konuşmak beni rahatsız ediyor. | Open Subtitles | دافني أنا حقا غير مرتاح بالتحدث عن هذا أمامك |
| Bob'un kendini rahatsız hissetmesini istemeyiz, değil mi? | Open Subtitles | أوه حسنا محن لا نريد أن نجعل بوب غير مرتاح أليس كذالك؟ |
| Bayan Neha! Ben çok rahatsız oldum. Başka bir şey giysem olmaz mı? | Open Subtitles | آنسة بيها أنا غير مرتاح تماماً في هذه الملابس , ألا يمكن أن ألبس شيء آخر ؟ |
| Herneyse, sanırım ki benden çok seni rahatsız etmekle ilgileniyor. | Open Subtitles | على أية حال, أشك فى أنه يجد متعه فى جعلك غير مرتاح أكثر منى |
| Jack Bauer'a güveniniz tam biliyorum, ama bir adamın çekinceleri yüzünden böyle önemli bir konuda... kaçamak konuşmanız beni çok rahatsız ediyor. | Open Subtitles | ولكن نراوغ في ردنا بمثل هذا الأمر البالغ بالأهمية بسبب تحفظ شخص واحد يجعلني غير مرتاح |
| Vücut dilin, hastalıklarımın listesinin seni rahatsız ettiğini gösteriyor. | Open Subtitles | ولكن شكلك يوحي بأن قائمتي من الأمراض تجعلك غير مرتاح |
| Ver elini de yardım edeyim sana. Pek bir rahatsız görünüyorsun orada. | Open Subtitles | اعطنى يدك, سأساعدك على النهوض انت تبدو غير مرتاح |
| Açıkçası anne, ben bu durumdan biraz rahatsızım. | Open Subtitles | من الواضح يا أمي أنني غير مرتاح قليلاً لهذا الوضع |
| İkinizi korumasız bir şekilde göndermekten fevkalade rahatsızım. | Open Subtitles | أنا غير مرتاح لفكرة ذهابكما هكذا من دون حماية |
| Tatlım, bu konuşma beni biraz huzursuz etmeye başladı. | Open Subtitles | حلوتي، هذه المحادثة تبدأ تجعلني غير مرتاح. |
| Kusura bakma, iş yerinde kur yapma konusunda pek rahat değilim. | Open Subtitles | أسف ، هل يمكننى القول بأنني غير مرتاح حقاً بهذه .. المغازلة ليس فى العمل |