"لَنْ" - Translation from Arabic to Turkish

    • asla
        
    • hiç
        
    • seni
        
    • olmayacak
        
    • artık
        
    • vermeyeceğim
        
    • olmaz
        
    • hiçbir
        
    • etmeyeceğim
        
    • bile
        
    • daha
        
    • söz
        
    • etmeyeceksin
        
    • söylemeyeceğim
        
    Böyle yaşlı bir çifte dostça davranırsak onlardan bir daha asla kurtulamayız. Open Subtitles لو تودّدُنا إلي زوج عجوز مثل ذلك لَنْ نستطيع ان نتخلّصْ مِنْهم
    Ona asla söylemeyeceksin, çünkü onu kaybedeceğini çok iyi biliyorsun. Open Subtitles أنت لَنْ تُخبرَيه، لأنك تَعْرفُين إنك ستَفْقدُيه بما فيه الكفاية
    Reklamını yapmadı ama biri soracak olursa asla inkar etmez. Open Subtitles هو لَمْ يُعلنْه لَكنَّه لَنْ يُنكرَ إذا سَألَه شخص ما.
    Kalp kendini teselli edebiliyormuş. Onu özlüyorum, ama hiç unutmayacağım. Open Subtitles لقد عانى القلبُ الكثير إنني أفتقده، لَكنِّي لَنْ أَنْساه أبداً
    Öyleyse harika bir aygırım var. Tam sana göre. seni aldatmayacağından eminim. Open Subtitles و أنا لدى الحصان الذى يناسبك أَنا متأكّدة جداً أنه لَنْ يَخُونَك
    Endişelenmeyin, klimaları kapattım yani hile gibi bir durum olmayacak, söz veriyorum. Open Subtitles لقد أوقفتُ أجهزة تكييف الهواء لذلك لَنْ يكون هناك غشّ أعدكم بذلك
    En güzel yanı, artık adres vermek zorunda kalmayacak olmam. Open Subtitles أفضل جزء أولِ أنا لَنْ يَكونَ عِنْدي لإعْطاء عنوانِي ثانيةً.
    Şunu söyleyeyim ki bugün kalplerimiz kırılmış olabilir ama ruhlarımız asla yıkılmayacaktır. Open Subtitles ولكن أقول لكم اليلة ربما تكون قلوبنا محطمة ولكن عزيمتنا لَنْ تّحطم
    Terlemiş ve çamur içinde bekleyişimiz, orada olanları asla unutamam. Open Subtitles أنا لَنْ أَنْسي الوَضْع هناك، التغطي بالطين الُتَعرِّق، إلانتظار.
    Bu demek değildir ki, seni seven birinin önünde kendini asla bir yabancıya vermeyeceksin. Open Subtitles لا يَعْني بأنّك لَنْ تَعطي نفسك إلى غريب أمام الذي يَحبُّك
    Orada yaşadığımız küçük geceyi asla unutmayacağım Open Subtitles يا لها من ليلة قضيناها. لَنْ أَنْساها ابدا.
    asla ailen gibi olmayacağını söylemiştin. Onların hayatını sürmeyecektin. O zaman 22 yaşındaydım. Open Subtitles بأنَّكي أبداً لا تَكُونُ مثل أبويكِ، أنت لَنْ يَكونَ عِنْدَكَ حياتُهم.
    Bu ihtiyaç,bu yetenek ilk insanla hayvan arasında ki fark, bunun bir lütuf olduğunu asla bilmeyecekti. Open Subtitles هذه الحاجةِ، هذه الموهبةِ منفصل جداً الرجل الأول مِنْ الحيواناتِ، الذي لَنْ يَعْرفَ هذه الهديةِ.
    Lütfen Tanrım, yaptıklarım için çok üzgünüm. Bir daha hiç yapmayacağım. söz veriyorum. Open Subtitles رجاءً، الله، آسف جداً على ما فعلت ، أنا لَنْ أَعْملَه ثانية، أَعِدُ
    Ve kalbimde bir telaş var Bu anı hiç unutmayacağım Open Subtitles وهناك إضطراب في قلبِي أي لحظة التي أنا لَنْ أَنْسي
    Sana, hapishanede hiç elde edemeyeceğin bir şey göstermek istedim. Open Subtitles أُريدُ ان أريك ما لَنْ تحصل عليه لَيسَ في السجنِ
    Sarah Hala artık, köpeğin seni korkutmasına izin vermeyecek. Open Subtitles العمّة ساره لَنْ تَتْركَ ذلك الكلبِ خوّفْك أكثر.
    En azından Henry kendine gelmeden burada herhangi bir düğün olmayacak. Open Subtitles مالم هنري يعود إلى صوابه، لَنْ يكون هناك زفاف مطلقاً.
    artık, spot ışığına yakalanmış bir tavşan gibi oturup birilerinin saldırmasını beklemeyeceğiz Open Subtitles لَنْ نقف مكتوفي الأيدي في إنتظار الإجتياح كإصابة الغزال في ضوء الرأس
    - Onun kaçmasına izin vermeyeceğim. - Kapıyı aç, seni aptal! Open Subtitles ـ أنا لَنْ أَتْركَه يَهْربُ مني ـ إفْتحُ البابَ ، أنت أبله
    Eğer zaman yeniden başlamazsa kapıya dayanmış bu masanın pek bir faydası olmaz. Open Subtitles إذا وقتِ لا يُعيدُ نفسه، هذه المنضدةِ ضدّ ذلك البابِ لَنْ يُساعدَ كثير.
    Çünkü bir kere taşları yuvarladın mı, eski hayatına hiçbir şekilde dönemezsin. Open Subtitles لأن عندما أَبْدأُ العمل، هناك لَنْ يَكُونَ أيّ عَودة إلى حياتِكِ القديمةِ.
    Roz, artık kavga etmeyeceğim ama söylediklerin beni çok kırdı. Open Subtitles النظرة، روز، لَنْ أُحاربَ أكثر، لَكنِّي أُريدُك أَنْ تَعْرفَ قُلتَ الكثير مِنْ الأشياءِ الذي آذى مشاعرَي حقاً.
    Kimsenin adını bile duymadığı Doktor Hill'e gitmene izin veremem. Open Subtitles إسمعْي أنا لَنْ أَتْركَك تذْهبَ إلى أي الدّكتورِ هيل مفيش حد سَمعَ عنة أبداً
    - Özür dile. Ve bir daha asla beni rahatsız etmeyeceksin. Open Subtitles وَقُولُي بسرعة بأنّك لَنْ تُزعجيني ثانيةً.
    Eğer bir şey söylersem ölürüm. Sana bir bok söylemeyeceğim, ese. Open Subtitles إذا قُلت أيّ شئَ، سأكون لحمُاً ميتاً لَنْ أُخبرَك أي شيء

    Most frequent words and phrases

    Arabic-Turkish: 10k, 20k, more | Turkish-Arabic: 10k, 20k, more